Author: admin

Büyük ikramiye İzmir’e çıktı

Sayısal Loto sonuçları belli oldu. Büyük ikramiye İzmir’e çıktı

Milli Piyango idaresince düzenlenen Sayısal Loto’nun 1125’inci hafta çekilişi yapıldı. Büyük ikramiyeyi kazanan talihliler kuponlarını İzmir’in Buca ve İstanbul’un Küçükçekmece ilçelerinden yatırdı.

Milli Piyango idaresinden yapılan açıklamaya göre, bu haftaki çekilişte kazandıran numaralar 12, 16, 32, 35, 40 ve 47 olarak belirlendi.

Sayısal Loto’nun bu haftaki çekilişinde 6 bilen 2 kişi, 1 milyon 897 bin 51 lira 80’er kuruşluk ikramiyenin sahibi oldu.

Milli Piyango idaresinden yapılan açıklamaya göre, bu haftaki çekilişte 5 bilen 205 kişi 3 bin 970 lira 25’er kuruş, 4 bilen 9 bin 645 kişi 63 lira 60’ar kuruş, 3 bilen 165 bin 848 kişi 10 lira 40’ar kuruş ikramiye kazandı.

Büyük ikramiyeyi kazanan talihliler kuponlarını İzmir’in Buca ve İstanbul’un Küçükçekmece ilçelerinden yatırdı.

Çekilişte toplam 6 milyon 946 bin 246 lira 5 kuruş ikramiye dağıtıldı.

Hasılattan kamuya KDV olarak 2 milyon 21 bin 381 lira 54 kuruş, Şans Oyunları Vergisi olarak da 1 milyon 129 bin 802 lira 45 kuruş aktarılacak.

İzmir’de aynı yerde 20. yangın… Bunun adı hainlik!

İzmir’in Kadifekale semtindeki ağaçlandırma sahasında gece yarısı yangın çıktı. Yangına itfaiye ekipleri müdahale etti. Alanda bu yıl içerisinde 20. kez yangın çıkarken İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe yaşananlara tepki tepki gösterdi.

Kadifekale ağaçlandırma sahasında yangın çıktı. Yangında ağaçlar büyük zarar gördü. Vatandaşların bilgi vermesi üzerine ağaçlandırma sahasına giden itfaiye ekipleri yangına müdahale etti.

Bu yıl 20. kez yakılan ağaçlandırma sahası için açıklama yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe, “Yine Kadifekale yine yangın… Sistematik olarak bu bölgedeki emek emek işlenen ağaçlandırma alanımızda yangın çık(arıl)ıyor!.. Bu yıl aynı bölgede 20 küçük yangın daha var kayıtlarımızda! Yazıklar olsun.. 
Ağaçlardan ne istiyorsunuz günah değil mi? İnsaf, vicdan ne olur!..” dedi.

EgedeSonSöz

İzmir – Urla hattında çalışan minibüsün şoförünün 1 TL ayıbına men cezası

Urla-İzmir hattında çalışan bir minibüsün şoförünün, yaşlı bir çifte “1 lira eksik” ödeme yaptığı için kötü davranan ve ardından hareket ettiği araçta düşmelerine neden olan şoföre ortağı olduğu kooperatiften ve Büyükşehir Belediyesi’nden meslekten geçici men ve para cezası verildi.

Urla- İzmir hattında çalışan bir minibüs şoförünün, yaşlı çifte kötü davranmasına büyük tepki geldi ve şoföre yaptırımlar uygulandı. Olaya tanık olan yurttaşların minibüs plakasını sosyal medyada paylaşarak şoförün yaptığı davranışları anlatmasıyla ortaya çıkan olay, minibüsün ortağı olduğu SS 20 numaralı Motorlu Taşıtlar Minibüsleri Urla Birlik Kooperatifi’nce değerlendirmeye alındı. Minibüsün şoförü kooperatif içtüzüğünün 9. Maddesi uyarınca 2 gün çalışmadan alıkonuldu. Şoför ise 15 gün çalışmama cezasına çarptırıldı. Bu araca ayrıca Büyükşehir Belediyesi bin 200 TL ceza uyguladı. UKOME ve Esnaf Birliği Disiplin Kurulu’nda ise olay incelenecek.

VATANDAŞA GİDECEĞİZ
Urla Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Günay Öz, Urla Birlik Kooperatifi Başkanı Doğan Bektaş ile 29 No’lu Özurla Kooperatetifi Başkanı Cemal Pakçe ile yöneticiler, konuyla ilgili çok sayıda mesaj alan Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar’a ziyaret edip, bilgi verdiler.
Yaşanan talihsiz olayın ardından yasalar çerçevesinde aracın ve sürücüsünün cezalandırıldığını ayrıca UKOME ve İzmir Esnaf Birliği Disiplin Kurulu’ndan da olayın değerlendirileceğini söyleyen Günay Öz, “Bu olayın tüm arkadaşlarımıza maledilmemesi en büyük arzumuz. Bu talihsiz olayın mağduru olan yurttaşımız adına halkımızdan özür diliyoruz. Ayrıca mağdur yurttaşımızı tespit edip özür için kendisine gideceğiz. Bu olayın bir daha yaşanmayacağına söz veriyorum” dedi.

UYAR: BU OLAYIN BİR DAHA YAŞANMAYACAĞINA İNANIYORUM
Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar da, Urla’da esnafın duyarlı olduğunu belirtirken, kişilerin yaptığı hataları kurumlara maledilmemesi gerektiğini söyledi. Urla’da şoför esnafının üyesi olduğu kurumların yüksek duyarlılığına dikkat çeken Uyar, “Bu olayda da meslek odalarımız gerekli refleksi göstermişler. Bu olayın bir daha yaşanmayacağına inanıyorum” dedi.

Karşıyaka’da gözaltına alınan 15 kişi tutuklandı…

Karşıyaka Bostanlı’da kafe ve eğlence merkezi sahipleri üzerinde baskı kurarak haksız kazanç elde ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan 26 zanlıdan 15’i tutuklandı.

Bostanlı’da “Evinler” adıyla faaliyet göstererek bar, meyhane, kafe ve eğlence merkezlerine gittikleri ve iş yeri sahipleri üzerinde silahla baskı kurdukları iddiasıyla gözaltına alınan 26 kişinin İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı. Şüpheli bir kişi emniyetteki sorgusu sonrası salıverilirken 25 zanlı İzmir Adliyesine sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan zanlılardan aralarında örgütün elebaşıları A.E. ve H.E’nin de olduğu 15’i tutuklandı, 1 kişi savcılık tarafından serbest bırakıldı, 9 kişi için de adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin teknik ve fiziki takibinin ardından A.E’nin elebaşılığında bir suç örgütü oluşturulduğunun tespiti üzerine 33 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmış, düzenlenen operasyonda 26 şüpheli yakalanmıştı.

İzmir’de kırmızı ışıkta bekleyen aracın üzerine ağaç devrildi.

İzmir’de gerçekleşen olay yürekleri ağza getirdi. Gazi Bulvarı’nda kırmızı ışıkta bekleyen aracın üzerine koca ağaç devrildi. Şoför son anda koltuğunu yatırarak ölümden kurtuldu!

Üzerine devrilen ağaç öldürüyordu

Gazi Bulvarı’nda kökündeki çürüme nedeniyle bir anda devrilen ağaç, kırmızı ışıkta bekleyen aracın üzerine devrildi. Şoför, son dakikada ağacı fark etmesiyle ölümden döndü.

Gazi Bulvarı’nda tramvay yolu kenarında bulunan ağaçlardan biri kökünün çürümesi nedeniyle bir anda devrilmeye başladı. O sırada kırmızı ışıkta bekleyen Utku Özsöz’ün kullandığı aracın üzerine doğru gelen ağacı son dakikada fark eden Özsöz, şoför koltuğunu son anda geriye çekerek ölümden döndü. Kafasını çarpan Özsöz’ün sağlık durumunun iyi olduğu söylendi.

Gazi Bulvarı üzerindeki esnaf, ağaçların daha öncede dallarının döküldüğünü, bu nedenle budandığını dile getirdi. Aracın üzerine devrilen ağaç ise kökteki çürüme nedeniyle bir anda devrildi.

Başkan Aziz Kocaoğlu adaylık sorusuna cevap verdi

İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Uzun Yıllardır İzmir Büyükşehir belediye başkanlığını yürüten ve “14 yıl Başbakan Binali Yıldırım ile çok güzel çalışmalar yaptık” diyen Aziz Kocaoğlu “Aday mısınız, ne zaman kararınızı açıklayacaksınız” sorusuna “2 dönem daha buradayız. Kızdım, gitmiyorum” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, basın mensupları ile bir araya geldi. AK Partili bazı kişilerin İzmir Tramvayı konusuna takıldıklarını söyleyen Kocaoğlu, “Şuanda tramvay konusuna takılmış durumda bazı arkadaşlar. Bunun başını AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül çekiyor. Diyor ki ‘Kamuoyu yoklaması yapılsa, tramvaydan memnun olanların sayısı 5-10’u geçmez. Tramvay trafiği alt üst etti’ gibi yorumlarda bulundu. Burada söylenecek bir şey yok. Tramvayın kullanımı, kente getirdiği katkı, daha otobüsler çekilmediği için bir süreç yaşanıyor. Sanıyorum 130-140 civarında otobüs bu hattan çekilecek. Çekildiği zaman hem trafik daha da rahatlayacak hem de tramvaydan memnun olmama konusunda biz şikayet almıyoruz. Tramvay yatırımı hem sağlıklı taşıma, zamanında taşıma, hem konfor hem karbon salınımı, kente kattığı estetik ile İzmir’e farklı bir boyut getirdiğine inanıyoruz” diye konuştu.

‘MESLEK ODALARI BİZİM ARKA BAHÇEMİZ OLMADI’

Körfez Geçişi Projesi’ne dair de Büyükşehir Belediyesi’nin eleştirildiğini anımsatan Kocaoğlu, Aydın Şengül’ün kendisinin projeye karşı olduğu yönündeki sözlerini şöyle değerlendirdi:

“Projeye karşı olduğumuz, hatta biraz daha ileri giderek odaların bizim arka bahçemiz olduğu, yönünde bir açıklaması var. Bizim hiç arka bahçemiz olmadı. Odalar hiç olmadı. Odalar biliyorsunuz AK Parti’nin projeleri kadar bizim projelerimize de dava açıyor. Zaten arka bahçe de olmasın, gerek yok. Odaların açtığı davalardan biz de bilgileniyoruz. Zaman zaman bunlar farklı boyutlara varabiliyor. Kente de zarar verebiliyor. Ama bizim bir şikayetimiz yok. Biz çalışmalarımıza devam ediyoruz ama odalar hiçbir zaman, 14 yıldır bizim arka bahçemiz olmadı. O arka bahçe konusu kimin konusuysa o işi daha iyi bilir.”

‘BU SEÇİM ARİFESİNDE NE AMAÇLA YAPILIYOR BİLMİYORUM’

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin; Menderes ve Aliağa’da yaptığı yol ve kaldırım gibi çalışmaların ilçe belediyeleri tarafından engellendiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, en son Menderes’te yaptıkları yol çalışmalarının, ilçe belediyesi tarafından engellediğini hatırlatarak, “Bizim yapmamız gereken, bizim sorumluluğumuzda olan cadde ve bulvarlarda bizim çalışmalarımız engelleniyor. Bu seçim arifesinde ne amaçla yapılıyor bilmiyorum. Şunu biliyorum 30 ilçede hiçbir belediye başkanımız, biz de büyükşehir belediye başkanlığı olarak sorumluluğumuzda olan işleri bitirmedik. Biz çok yoğun bir yol düzenlemesi, parke taşı, kaldırım, asfalt çalışması yapıyoruz. Ona rağmen, biz de bitirmedik, ilçe belediyelerimiz kendi sorumluluk alanındaki sokaklarda falan bizden daha az performans göstermiş durumda. Bunu parti ayrımı yapmadan söylüyorum. Bizim sorumlu olduğumuz alana giriyor ve bizim o alana girmemizi engelliyor. Biri ‘Ben gireceğim’ diyor, başka biri de ‘Ben buraya sizleri sokmam’ diye bir şey yapıyor. Biz gerekli tutanakları tuttuk. İzmir Valiliği’ne durumu bildirdik. İzmir Valilik makamından çözüm bekliyoruz” diye konuştu.

‘VALİLİK ÇÖZÜM BULMAZSA ÇALIŞMA YAPILMAYACAK’

İlçelerin bu yöndeki tavırlarına karşı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapacağı bir şeyin olmadığını ifade eden Kocaoğlu, İzmir Valiliği’nin ‘Tamam burası sizin sorumluluğunuzda, buyurun çalışın’ demesi halinde kolluk kuvvetleri ile beraber çalışacaklarını söyledi. Valiliğin bu yönde bir tavır sergilememesi halinde ise sıkıntı yaşadıkları ilçelerde çalışma yapmayacaklarını açıklayan Aziz Kocaoğlu, şöyle konuştu:

“30 ilçede belediye başkanları, meclis üyeleri, muhtarlarla toplantı yaptım. İlçe başkanlarını da çağırdım. Sonbaharda merkez ilçelerde toplantı yaptım, ilk baharda da diğer ilçelerde yaptık. Bir tek Menderes Belediye Başkanı kendi ilçesinde yapılan toplantıya katılmadı. Oraya gidiyoruz, muhtarlarla toplanacağız, kendi beldesinin sorunlarını görüşeceğiz. Bu tür davranışlar, belediye başkanları arasında ve büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında olmaması gereken bir şey. Nasıl bir ruh hali içerisinde, nasıl bir telaş içerisinde, nasıl bir değerlendirme yapıyor, o konuda ben yorumu hem Menderes halkına, hem Aliağa halkına hem de İzmir kamuoyuna, İzmirli hemşerilerime bırakmak durumundayım. Çünkü bir yerden sonra seviyeyi korumak zorundayız.”

‘İKİ DÖNEM DAHA BURADAYIM’

Kocaoğlu, 24 Haziran’dan sonra İzmir’in sorunlarının çözüleceğine inanıyor musunuz, sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bu kentin sorunlarının çözüleceğine inanıyor musunuz deyince Muharrem İnce ve CHP’nin iktidar olacağına inanıyor musunuz sorusu ortaya çıkıyor. İnanıyorum, çünkü bizim işlerimiz başka türlü çözülmez. Koalisyon iktidarı olursa, Muharrem İnce de cumhurbaşkanı olursa; ama bizim istediklerimiz de yapılmazsa, biz de gider memleketimize, köyümüze yerleşiriz. Dışarıya da çıkmayız. Başka çare yok. Hiçbir iktidardan hakkım olmayan şeyi istemem. Bugüne kadar hiç kimseden de istemedim. Zaten istemesini bilen bir adam da değilim. Varsa vermesini biliyorum. Yoksa yok kardeşim, olsa dükkan senin diyorum” dedi.

Başkan Kocaoğlu, “Aday mısınız, ne zaman kararını açıklayacaksınız” sorusuna ise gülerek “2 dönem daha buradayız. Kızdım, gitmiyorum” yanıtını verdi.

‘KIRSALIN KALKINMASINA ÖNEM VERDİK’

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin belediyecilik anlayışının kentin kalkınmasına, yerelde kalkınmaya dönük olduğunu kaydeden Kocaoğlu, belediye hizmetlerinin dışında ‘Ya senin farkın ne kardeşim’ denildiği zaman bunu detaylandırmanın da mümkün olduğunu söyledi. Aziz Kocaoğlu, “Ama esas iki kelime ile söylersek biz ekonomik kalkınma ile birlikte kenti yönetmeye çalışıyoruz. Yaptığımız yatırımlarda, yapacağımız yatırımlarda, stratejik planlarımızı belirlerken, çalışmalarımızı yaparken, kente ve kentliye faydasını, hayat standardını, gelir düzeyini, yaşam kalitesini nasıl arttırırız diye bakarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürdürmeye de devam ediyoruz. Bu belirgin bir farklılığımız. Bunun dışında, Türkiye belediyeciliğine, büyükşehir belediyeciliğine getirdiğimiz çok farklı yenilikler var. Bunlardan biri tarıma verdiğimiz destek, kırsala verdiğimiz destek. Kırsalın kalkınması. Biz buna 12 sene önce başladık. Bugün artık herkes kırsal tarımdan bahseder oldu. Ama biz, İzmir tarımını, hayvancılığını Türkiye’nin kat be kat üstünde büyüttük. Bir model olduk” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM MODELİNİ ANLATTI

Kentsel dönüşümde birçok çalışma yaptıklarını vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, uyguladıkları modelin Türkiye’ye örnek olduğunu dile getirdi. Yerinde, yüzde yüz uzlaşma ile belediyenin, hem mal sahiplerine karşı hem müteahhitlere karşı muhattap olduğunun altını çizen Kocaoğlu, şunları söyledi:

“Bizim modelimiz tuttu. Herkesin memnun olduğu, kimsenin mağdur edilmediği bir model sürdürüyoruz. Bu modelin bir özelliği daha var. O da o kara parçasında, insanların yıllardır oturduğu, evi olan tapusu olan insanların, müteahhidin ihalede verdiği, ihalede aldığı bedelin dışındaki ne kadar katma değer varsa, piyasa ağzı ile rant varsa, hepsi orada yaşayan insanların. Buradan da belediye şunu kazansın, hükümet bunu kazansın, falan efendi şunu kazansın diye bir şey yok. Bir de bizim yaptığımız kentsel dönüşümde paraya ihtiyaç yok. Zaten bizim öyle bir para harcama yetkimiz de yok. Türkiye’ye örnek bir model olarak gidiyor. Kentsel dönüşüm çok kolay.”

‘HEYELAN BÖLGESİNE KONUT YAPMAK MAHSURLU’

AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya ile AK Parti İzmir milletvekili adayı Bilal Doğan’ın, Büyükşehir Belediyesi’nin dönüşümü yapamadığı yönündeki açıklamalarını hatırlatan Kocaoğlu, şöyle konuştu:

“5’inci sırada olan Bilal Doğan arkadaşımız inşallah seçilir. Kentsel dönüşüm konusunda ‘Yapamıyor, yapamadı’ diyorlar. Bizim yaptığımız kentsel dönüşüm bu. Onlar 541 hektarlık alanı kentsel dönüşüm alanı olarak ilan ettiler ama bir metre kare bina yıkmadılar. Ne yaptılar? Kocaman bir heyelan bölgesi vardı orada. Heyelan bölgesinde inşaat yapılamaz kısıtı vardır. Bunu tedbirli alana, tedbir alınarak kullanılabilir alana çevirerek yeniden jeolojik etüt yaptırarak çevirdiler ve boş araziye ihaleye çıkıp, İller Bankası’nı da ortak alıp ortak vererek ne yaptılar bilmiyoruz. İhaleye çıktılar, onlar bir boş araziye, site yapıyorlar ve onu satıyorlar, bu kentsel dönüşüm değil. İstanbul’daki örnekleri de hepiniz takip ediyorsunuz, onlar da kentsel dönüşüm değil. Bizim yaptığımız Türkiye’ye örnek olan model, bazı büyükşehir belediye başkanlarının benimsediklerini görüyoruz. Ancak o heyelan bölgesinde konut yapmak son derece mahsurlu. İnşaat mühendislerinde ve inşaatçılarda son dönemde ‘Biz heyelan bölgesine de yaparız, denizin ortasına da yaparız, fay hattının üstüne de yaparız. Bunun hesabını yaparız, zemini iyileştiririz, kazığını ona göre çakarız’ tarzında bir mantık sözkonusu. Bina yapılmayacak, inşaat yapılmayacak yer yok. O zaman kısıtlı alan da yok, gibi bir görüş ortaya çıktı. Bunu daha çok mühendisler dile getiriyor. Bu doğru, tedbir alarak yapılabilir ama her şeyin bir maliyeti var. Orada o tedbiri alacak maliyetin yapılıp yapılmadığı da ayrı bir konu. Burası Japonya değil. Türkiye gibi bir yerde heyelan bölgesi, fay hattı üzerinde, denizin ortasında bina yapmanın ne kadar doğru olduğu da artık kamuoyunun takdirine bırakılması gerekir.”

‘MİNİBÜSLER SİSTEME ENTEGRE OLUYOR’

İzmir’de minibüslerin de toplu taşıma sistemine dahil edilmesi için gerekli olan yasal düzenlemelerin yapıldığını hatırlatan Aziz Kocaoğlu, yeni düzenlemenin detaylarını açıkladı. Yapılan yasal düzenleme için hükümete teşekkür eden Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Ulaşımda farklı bir çalışma yaptık. Orada da hem hükümet temsilcilerine hem bütün partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Plan Bütçe Komisyonu Başkanı ve üyelerine çok teşekkür ediyorum. O karar çıktı, yasalaştı. Şimdi, bütün toplu ulaşım yapan kişileri de, minibüsleri, otobüsleri hepsini bünyemizde toplayacağız. Ortaya çıkan şey de şu ücretsiz taşınan yolcuların ücretleri belediye tarafından toplu taşıma yapacak firmaya vermesi yetkisidir. Zaten Seferihisar’da pilot bölge olarak çalışmaya başlamıştık. Şimdi arkadaşlarımız bütün kenti iyice pişirip projeyi gerçekleştirecekler. Garajı biz işleteceğiz. Parayı biz toplayacağız, gittiği kadar ödeyecek. Sabah alkol kontrolünden, kıyafet kontrolüne geçecek. Herkes aynı kıyafeti kullanacak, arabalar standart olacak. Her tarafta nasıl Konak’taki, Bornova’daki insanlar sistemden yararlanıyorsa, tüm İzmirli hemşerilerimiz sistemden, bedava ulaşımdan yaralanacak.”

‘RAMAZAN GÜNÜ ORUÇ AĞZIYLA HİÇ YAKIŞMAZ’

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kuş Cenneti’ne yatırım yapmadığı konusuna da değinen Aziz Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Kendileri yine enteresan şeyler söylemiş. Menemen’de Sol Sahil Sulama Birliği’nden sürekli su aldık. Her sene, kayıtları var. Parasını da kuş birliği ödedi. Her sene ihtiyaç kadar sol sahilden kuş cennetine su götürdük, ispatlı. Dereden çektik, tepeden getirdik değil. Sol sahilden aldığımız suların faturası ve ödediğimiz paraların makbuzları var. Sonra doğal malzemeyle 22 kilometre yol yaptık. Homa Dalyanı yolu yırtılmıştı. Yolu yoktu. Homa Dalyanı’na yol yaptık. Bunlar ciddi maliyetli işler. Homa Dalyanı yoluna 7-8 sene önce 8-10 milyonluk malzeme çektik. Flamingo Adası’nı yaptık. Gezi yollunu yaptık. Bakımını, korunmasını gelişmesini yaptık. Böyle bir suçlamayı kabul etmemiz mümkün değil. Hazıra konan birisi varsa, bu emeğin karşısında teşekkür etmeyen, istismar eden birisi varsa o da Orman ve Su İşleri Bakanlığı’dır. Yapılan iş doğru değildir. Sayın bakan ‘İzmir’e para gönderiyoruz, nereye gittiği belli değil’ dedi. Paraların nereye gittiğinin belli olup olmaması muhasebe kayıtlarında var. Burası devlet kurumu. Ne Veysel Hoca’nın cebi ne Aziz Kocaoğlu’nun cebi. Burası kurum. Buranın kayıt sistemi var. Müfettişler gelir, Sayıştay her sene gelir. Şu anda da burada. Paranın nereye gittiğini inceler. Bir bakan böyle bir değerlendirme yapamaz. Hele hele Ramazan günü oruç ağzıyla hiç yakışmaz. Bizim yalancı olup olmadığımızı herkes bilir. O, Sayın Bakanın işi değildir. Yalancılıkla suçlanacak insan değiliz. Gerektiğinde her cevabı da veririz.”

‘PARASINI ALDIĞI BARAJDAN SU VERMEMEK KİMSENİN HAKKI DEĞİLDİR’

Veysel Eroğlu’nun, İzmir’in susuzluk sorununun Gördes Barajı ile çözüldüğü yönündeki açıklamasına da yanıt veren Kocaoğlu, şunları söyledi:

“Gördes Barajı benden de AKP iktidarından da önce İzmir’in su ihtiyacını karşılamak için bir protokol çerçevesinde hazırlanmıştı. Biten yerleri var ve 2010 yılında parasının ödenmesi isteniyor. Biz ödüyoruz ama en sonunda dedik ki biz bu işle uğraşmayalım 30 sene ödememiz lazım. Bir 40-50 milyon ödedik, bir 40-50 milyon da arada kalmış, onu da geri kalan 20 yılın üzerine koyalım, ödeyelim. O para kısmı ayrı. Zaten barajın parasını da ödüyoruz. Baraj su tutmuyor. Baraj boşaltıldı. Bize su verilmedi. Barajda kaçak var. Barajın maksimum kapasitesi 450 milyon metreküp. Optimum kapasitesi yani su alacak kapasitesi 120 milyon metreküp. Baraj 45 milyon metreküp su dolduğunda altta, savaklar açılıyor, daha fazla su tutulamıyor. 450 milyon maksimum kapasitenin 45 milyonu tutulabiliyor. Hiç kullanılmayacak olanı 15 milyon metreküp. Yani şu an 30 milyon metreküp su verebilirler. Bize taahhütleri 58 milyon metreküp. Ve 116 milyon metreküp, tarıma verecekleri de yine 58 milyon metreküp. Barajın deliği kapanamadı. Biz bunu Sayın Bakanımız gelip de bunun konuşuncaya kadar basınla paylaşmadık. Başından beri biliyoruz. O barajın yapılması, o deliğin kapatılması lazım. 115 kilometre, Gördes Barajı’ndan Belkahve arıtmaya kadar bir hat var. Bu hat yapıldı, bitti, kağıt üzerinde. Bu hattı onlar da kabul etmişler. Bu hat bize devredilecek. Biz hatta baktığımız zaman birçok eksikler görüyoruz. Birçok hatalar görüyoruz. Bu şekilde bu hattı devralamayız diyoruz. Pompa istasyonunda, hatta problemler var. Bugüne kadar bu hattan bize su verip, biz Belkahve’de yeni yaptığımız arıtmayı deneyemedik. Orada hala müteahhit duruyor. Biteli bir buçuk sene oldu. Deneyip de teslim alamıyoruz. Bunlar su veremiyor. Hatayı, eksikleri tamamlayamıyorlar. Çünkü eksik kabul yapmışlar, duyduğumuza göre. Böyle bir dev problemle karşı karşıyayız. ‘Niye su vermedin’ dediğimizde de ‘Tahtalı’da su var’ diyor. Tahtalı’da suyun olması ayrı bir şey, olmaması ayrı bir şey. Gördes’ten sen 2010 yılından beri şakır şakır parasını aldığın suyu bana ver. Ben Sarıkız’dan Göksu’dan, Menemen Acil’den, Halkapınar’dan elektrikle su çekiyorum. Onları düşürürüm. Gördes’teki suyu kullanırım. Zaten parasını veriyorum. Tabi yalan söylememek gerekir. Yalan söylememek gerektiğinde de, ben buradan su veremiyorum, böyle bir şey var, Tahtalı’da su olduğu için Gördes’ten su vermiyorum demek, parasını aldığı barajdan su vermemek kimsenin hakkı değildir. Devlette, kurumlar arasında böyle bir ilişki olamaz. Hadi ya senin orada, Tahtalı’da suyun var, ben sana bu suyu vermiyorum, denilmez. Benim Tahtalı’da suyum var. Doluluk oranına göre seneye saklarım. Tahtalı’daki barajı, Gördes Barajı, kuyular, hepsini dengeli bir şekilde çalıştırırım. Öbür seneye öteleyerek giderim. Her gün oradan çekip, diğerlerini durdurup bir damla su göndermiyorum ben Tahtalı’dan. Sen suyu tutamadığın için dereye akıtıyorsun. ‘Tarıma veriyorum’ diye bir laf var. Tarıma su yazın lazım olur. Yağmur yağarken, seller akarken, Arap kızları camdan bakarken su lazım değil tarıma. Sen barajda suyu tutamıyorsun. DSİ, İSKİ genel müdürlüğü yaptın, uzun süredir de bakanlık yapıyorsun. Bunlar olacak iş mi? Bunu akıl mantık alıyor mu? Benim orada hakkım var. İZSU ile toplantı yaptık. Parayı devlete veriyoruz. Biz bu barajın parası konusunda, ödedi, ödemedi, su aldı, almıyordu diye ortalığı şey yapmayalım. Nasıl olsa biz borcu ödeyeceğiz. Senede 9-10 milyon civarında para ödüyoruz. Diğer o arada kalanları da üzerine koyalım diye bir sözlü mutabakat, sanıyorum onun protokolü de yakında gelecek imzalayacağız, verelim de Gördes Barajı’ndaki hak hakkımız kaybolmasın. İki şey var. Hem hatta hem barajda ya sayın bakana doğru bilgi verilmiyor yahut da bunu biliyor ki ‘Tahtalı’da su varken niye vereyim’ dediğinden bildiği anlaşılıyor. Böyle bir şeyler oluyor, bitiyor, gidiyor.”

’12 İLE 13 MİLYAR LİRA ARASINDA YATIRIM VAR’

Bakan Veysel Eroğlu’nun İzmir’e 77 milyar Türk lirası yatırım yaptıkları yönündeki açıklamalarına da değinen Kocaoğlu, “Devlet en çok ne üretir, biliyor musunuz? Devlet en çok kağıt, evrak üretir. Devlet bir yazıyı 80 yere yazar. Şu belediyenin içinde o müdürlükten bu müdürlüğe, o daire başkanlığından bu daire başkanlığına, ESHOT’a, şuraya buraya yazılar yazılır. Devlet çarkını düşünün. Bu aynı zamanda devletin kontrol sistemidir. Burada birisi kötü niyetle herhangi bir dosyanın Büyükşehir’deki bütün evraklarını topladı. O evrakın bir tanesi ya DSİ’de ya valilikte, ya çevre il müdürlüğünde ya bakanlıkta mutlaka çıkar. Onun için bir devlet adamının, bürokrasiden ya da bakanlıktan gelen adam ‘İzmir’e 77 milyarlık yatırım yaptık’ diyemez. Yatırım ‘at da at’a geldi. Bir bakan geliyor 24 milyar diyor. Bir bakan geliyor 35 milyar diyor. Bir bakan geliyor en son bomba patladı 77 milyar diyor. Yahu bunun altı belli üstü belli. 12 ile 13 milyar arasında yatırım var. 77’yi şöyle sayıyorsa; biz geldiğimizden bu tarafa İzmir’e valinin maaşından, polisin bilmem nesine, DSİ’den bilmem nereye bütün bürokrasinin maaşını sayıyorsa ona bir şey diyemem. Ama yatırım rakamları 77 milyar diyorlarsa, Maliye Bakanlığı, Devlet İstatistik Enstitüsü, Kalkınma Bakanlığı hiçbir şey bilmiyor ve bu işten bihaber demektir. Çünkü hiçbirinde bu rakam gözükmüyor. Bu çok uçuk bir rakam. Benim maaşım belediyenin yatırımı mı? Yatırım yapılan fiili şeylerdir” dedi.

‘BİZE SATAŞARAK OLMAZ’

Milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidildiğini hatırlatan Aziz Kocaoğlu, bu seçimlerin yerel seçim olmadığına dikkat çekerek Adalet ve Kalkınma Partisi’nden il başkanı ve 4-5 milletvekili adayının sürekli kendisi ve Büyükşehir Belediyesi ile ilgili açıklamalar yaptığını belirtti ve “Yerel seçim ise tamam. Bizim üzerimizden siyaseti götürmeye çalışıyorlar. Bizi ne kadar eleştirirlerse o kadar oy devşirebileceklerini sanıyorlar. Bu ne derece doğrudur? Yerelin görevi farklı, yerelin yapacağı işler, projeler farklı. Bugün cumhurbaşkanı ve milletvekilleri seçiliyor. Onların yapacağı işler farklı, bunları konuşun. Şikayetçi değilim ama bize sataşarak olmaz. Yaptığımız iş ortada, yatırımlarımız ortada. ‘Ne yaptı ki’ diyor, ‘Vizyonu yok’ diyor. Bu vizyon dediğiniz şey artık neyse. 4 sene milletvekilliği yaptın, senin vizyonun neydi göremedik. Atilla Kaya’nın vizyonunun ne olduğunu da göremedik ama Bilal Doğan’ın vizyonunun ne olduğunu meclisten biliyoruz. sas işlerine, genel siyasete dönsünler. Doğrusu da budur. Seçimden sonra yerel siyaset zaten başlar. Yoksa genel siyaseti gözden çıkardılar da yerelin hazırlığını mı yapıyorlar” dedi.

14 YIL BİNALİ YILDIRIMLA ÇOK GÜZEL İŞLER YAPTIK

Başbakan Binali Yıldırım’dan randevu talep ettiğini ancak bir türlü o talebe dönüş yapılmadığını belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, artık o işten vazgeçtiklerini söyledi. Başbakan Binali Yıldırım ile 14 yıl boyunca çok güzel çalışmalar yaptıklarını kaydeden Kocaoğlu, açıklamasının devamında şunları söyledi:

“Beraber yarıştık. İlk defa başbakan olması gerektiğini ben söyledim. 2014 yerel seçimlerinde yarıştık. Hemşerilerimiz bize teveccüh gösterdi. Ama ona göstermediler. İyi ki de göstermediler, ondan sonra gitti başbakan oldu. Onun lehine oldu. Biz hala belediye başkanıyız. Gerçi başbakanlığı da gitti. Son dönemde İzmir’deki projelerimizi hızlandırmıyor ama. O kadar vapur aldık, bağlamak için iskele izni istiyoruz, alamadık. Para pul değil, sadece imza istiyoruz. Buca Metrosu Ankara’da onay bekliyor. Şu anda Kalkınma Bakanlığı’nda. Kredi görüşmeleri sürüyor, ihalesine çıkıp yapımına başlayacağız. Neden böyle olduk bilmiyorum.”

‘ATİLLA KAYA VE BAZI BELEDİYE BAŞKANLARI YAPTI’

8 Eylül’de 2017’de, İZBAN’ın Selçuk İstasyonu açılışı sırasında bir grup tarafından yuhalan ve sahneden inen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, o olaya dair ‘komplo’ ifadesini kullanırken, ilk kez de açık açık isim vererek konuştu. Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Selçuk’ta yaşanan olayda benim zerre kadar kabahatim yok. O komployu bana yaptılar ama Binali Bey’in başında patladı. Onun zararı Binali Yıldırım’a oldu. Bu komployu kimlerin yaptığını da biliyoruz. Orada ortak projemizi açıyorsun, belediye başkanını yuhalatıyorsun, konuşturmuyorsun. Kim yaptı bunu? Atilla Kaya ve oradaki birkaç belediye başkanı bunu organize etti. Toplama amigoları getirdiler ve bunu dizayn ettiler. Orada Binali Bey de, milletvekilleri de, üçe bakan da kalkıp buna engel olabilirlerdi. Bu memlekette CHP’liler de İzmir Enternasyonal Fuarı’nın açılışında Bakan Nihat Ergün’ü yuhaladı. Fuar İzmir’in açılışında vali yardımcısı yuhalandı. Orada yine benim bir tavrım oldu. Devlet adamlığı ayrı bir şey. Mevkii ile devlet adamı olunmaz. Duruşla olunur. Fuarda benim genel başkanım vardı, onun gözünün içine baka baka söyledim. Nihat Bey’den defalarca özür diledim. Beni yuhalattılar da ne oldu? Söyleyeceğimi söyledim. Adam olacaksınız dedim? Evet, bu memlekette adam olmaya ihtiyaç var. Mevkii, makam, para, pul, bunların hepsi gelip geçici. Adam olmamız lazım.”

Başkan Akpınar’dan aday Özalan’a stat cevabı: Sevgili futbolcu kardeşim…

Başkan Akpınar, “Sevgili futbolcu kardeşim… Senin futbol oynadığın zamanlarda, 1990’lı yıllarda bile gittiğin oynadığın stadyumların giriş çıkışları rahat. Milletvekili adayı da bir gün uğrarsa neyin ne olduğunu anlatırım. Şuna da eminim, geldiğinde herkes gibi ‘ya haklısınız’ diyecek” dedi.

Karşıyaka Belediyesi Haziran ayı olağan meclis toplantısı Başkan Hüseyin Mutlu Akpınar idaresinde gerçekleşti.

Belediye Başkanı Akpınar oturumda AK Parti İzmir Milletvekili Adayı Alpay Özalan’ın, “İzmir bizim bıraktığımız gibi. Yapılan yatırımları sağ olsun hükümetimiz yapmıştır. Karşıyaka Stadı’na baktığımız zaman belediye neyi düşünerek bize köstek oluyor onu anlamış değiliz” açıklamalarına cevap verdi.

Akpınar şunları söyledi:

SİYASET DOĞRULARI SÖYLEMEKTİR
İzmir’i bilmeyen, Karşıyaka’da doğmuş olabilir ama sokaklarını gezmemiş, sadece geldiklerinde Bostanlı’da Mavişehir’de zaman geçirmiş, Anadolu Caddesi’ni, Şemikler’in durumu nedir bilmeyen, Aksoy Mahallesi’ndeki güzellikleri görmeyen insanlar konuşabiliyor.  Ve bunlar siyasi partiler tarafından vekil adayı olarak gösterilebiliyor. Bunlardan bir tanesi eski futbolcu arkadaşımız. ‘Karşıyaka Belediyesi’nin stada niye ruhsat vermediğini hiç anlamış değilim. İzmir hiç değişmemiş, bırakıp gittiğimiz gibi’ demiş. ‘İzmir’deki icraatlar hükümetimiz tarafından yapılıyor’ demiş. Demek ki değişmiş. Kendisiyle çelişiyor. Siyaset başka bir şeydir. Siyaset insanların, güzel konuşması, bazı insanların gönlünü fethetmek için uğraşmak demek değildir. Doğruları söylemektir. Biz 4 yıldan beri doğruları söylemeye devam ediyoruz. Devam edeceğiz.

KULÜBÜN KURTULUŞU 65 MİLYONLUK BORCU YAPANLARDAN HESAP SORMAKLA OLUR
Bir kez daha neden ruhsat vermediğimizi mecliste anlatmak istiyorum. Karşıyaka’mızın stadı geçmiş yıllarda bir kütlenin olduğu bir stadyum değil. Portatif tribünü olan, bin 500 kişilik bir saha. Bizim itirazımız ne oldu? Bin 500 kişilik sahanın getirip de apartmanların arasında Karşıyaka’nın anlı şanlı tarihine yakışmayacak bir proje olduğunu biz söyledik. 15 bin kişilik dendi. Projenin eksiklikleri vardı. Yangın çıksa nasıl müdahale edilecek, yok. Ambulans giriyor yaya yoluna bağlanıyor. Buna itiraz ettik. Bir itirazımız da Karşıyakalılar 15 bin kişilik oturma kapasiteli stat istiyor. Sen 7 bin 223 kişilik oturma kapasiteli 6 bin 800 kişi ayakta seyirciyi Karşıyaka layık görüyorsun. Ben layık görmüyorum. Sen görebilirsin ben görmüyorum. Takım otobüsleri girecek, nasıl çıkacağını göstermiyorsun. Nasıl güvenlik önemelim alacağını göstermiyorsun. Sırf gönüllere güzel bir eda bırakmak için diyorsun ki ‘ben buraya stadı yapacağım. Kulübün kurtuluşu diyorsun. Kulübün kurtuluşu 65 milyonluk borcu yapanlara hesap sorup, onların da bunu açıklamasıyla olur ki bembeyaz bir sayfa açacaksın tekrardan aynı hatalar yapılmasın.

SEVGİLİ FUTBOLCU KARDEŞİM…
Sevgili futbolcu kardeşim… Senin futbol oynadığın zamanlarda, 1990’lı yıllarda bile gittiğin oynadığın stadyumların giriş çıkışları rahat. Takım otobüslerinin girip de manevra yapabileceği, güvenlik önemlerinin alınıp futbolcu ve taraftarlarının hiç karşılaşmadığı statlardı. Bu stadyumda aynı şeyi gerçekleştirmek mümkün değil. Bizim itirazımız buna oldu. Ama bir taraftan da şu var. Ben bir söz verdim. Biz bu stadyuma inşaat ruhsatını vermeyiz. Milletvekilimiz Kerem Ali Sürekli dedi ki, ‘sayın başkanım hemen inceleyin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ruhsat izni alacağız’ dedi. Hay hay dedim. İkinci gün gerekçeli kararı Karşıyaka halkı adına hemen verdik. Reddettik. Bir yayın organı 2 ay bekleyemedi 2 günde ret verdi diyor. Bir an önce işlemleri başlatın. Bu vebali ben taşımam. Taşıyacak olan alır o ruhsatı verir, yıllar sonra da tarihte bugün bu duruş alkışlanır. Bunu herkes de görecek. Eğer biz oraya ruhsatı verdiğimizde orada olağanüstü bir durum yaşanırsa vatandaşlarımızın bir tanesinin kılına zarar gelse ben vicdan azabı çekerim.  Şunu da biliyorum; bugün büyük bir coşkuyla isteyenler de dönüp ‘vermeseydin’ der. ‘Sen bunları göremedin mi?’ derler. Onu da biliyorum. Her zaman söylüyorum. Stadyumların daha ferah, insanların rahat girip çıkabileceği olması lazım. UEFA standartları var. Balkondan adam ayağını uzatsa çek ayağını orası boş olacak diyorlar. O kriterler var sen ayakta seyrettireceksin. İnsanlar rahat rahat oturacaklar. Aileleriyle birlikte sadece futbol maçı değil, konser de dinleyecekler. Elimden tutup maça gitmek istiyorum diyen yurttaşlarımıza şunu söylüyorum, çocuklarınızın elinden tutun o tarihi alana spor yapmaya götürün. Niye bin 500 kişilik sahamız olsun. O alana tenis kortları, yüzme havuzu, kapalı spor salonu olsun. Alt yapının çalışabileceği tesisler olsun.

KULÜP YÖNETMİYORUZ, KENT YÖNETİYORUZ
Milletvekili adayı da bir gün uğrarsa neyin ne olduğunu anlatırım. Şuna da eminim, geldiğinde herkes gibi ‘ya haklısınız’ diyecek. ‘Ama söz verildi yapılması gerekir’ diyecek. Her zaman söyledim. Beni ikna edin ben vereceğim. Ama gerekçe gösterin. Neden bunu istiyorsunuz? Biz kulüp yönetmiyoruz, biz kenti yönetiyoruz. Kent yöneticileri duygusal davranmaz. Ben de futbol oynadım, futbolun içinden geldim. Sporu seviyorum. Ben de istiyorum, Karşıyaka’mızın stadı olsun, kendi stadımızda maç seyredelim ama böyle laf olsun beri gelsin işiyle yapılmış bir projenin içinde değil. Daha güzel bir stadyumda diyorum. ‘Başkan sen niye yapmıyorsun?  Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener orada. Milletvekili adayı giderse Sayın Özgener de anlatır. Sayın Aziz Kocaoğlu’nun Karşıyaka’yla ilgili 30 bin kişilik spor kompleksi yapma ve yaptıktan sonra Gençlik Spor’a verme sözünü anlatır. Gelip bakanların bu konuda Karşıyaka’la ilgili neler dediklerini de anlatır.

15 BİN OTURMA KAPASİTELİ STADYUMU 25 MİLYONA YAPARIM, 70-80 MİLYONA DEĞİL!
Belediye başkanı olduktan sonra ‘bırakın ben yaparım’ dedim. Şu andaki Karşıyaka Spor Kulübü Efsaneleri Spor Tesisimizin olduğu yere 15 bin oturma kapasiteli stadyumu ben yaparım, para da istemiyorum dedim. Öyle 70-80 milyona da değil. Koltuk başı bedeli bellidir. Taş çatlasın 25 milyona 15 bin kişilik stadı yaparım. Sen 70 milyona yetmez diyorsun. Kente çok yazık oluyor. Bu tür sığ tartışmalarla hiçbir yere de gidilmez. Ama seçim gelince herkesin konuşma hevesi, yerel yönetimleri kötüleme durumu oluyor. Şamar oğlan derler…  

İzmir’e gitmek için bir sebep daha

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı kazı ve istimlak çalışmalarıyla İzmir’in merkezinde Kadifekale ile Kemeraltı arasında binlerce yıllık bir şehir, Smyrna yükseliyor. Güzel İzmir’e gitmek için işte bir sebep daha!

Homeros’un hemşerileri İzmirliler antik çağdan bugüne dek pek çok kez taşınmış ve bayraklarını değiştirmişler. Antik çağlarda, kentler kurulurken iki şeye ihtiyaç duyulurmuş, bir kahramana bir de kehanete. Smyrna, diğer adıyla İzmir kurulurken bu kahraman Büyük İskender, kehanet ise onun gördüğü rüyaymış. HT Cumartesi’nden Levent Özçelik’in haberi…

Bölük pörçük aklımda kalan efsaneleri, kahramanları, okulda ve gezerek öğrendiklerimi geçtiğimiz haftalarda bir araya getirip tazeleme ve yenilerini öğrenme fırsatı buldum. 2002’de İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başlattığı Smyrna antik kentinin kazı ve istimlak çalışmaları, sürüyor. Gelinen noktada, İzmir’in merkezinde Kadifekale ile Kemeraltı arasında hayatın içerisinde binlerce yıllık bir şehir “Smyrna” yükseliyor.

KADİFEKALE’DEN KEMERALTI’NA

Pavsanyas’ın öyküsünde Büyük İskender, Kadifekale’de (o zaman ki adıyla Pagos Dağı) dev bir çınarın altında uykuya dalar. Rüyasında gördüğü iki Nemesis (intikam ve kader tanrıçası), İskender’den yeni kentini uyuduğu tepenin eteklerinde kurmasını ister. Uykusundan uyanan İskender, Klaros’un Apollon kâhinine gördüğü rüyayı anlatarak fikrini sorar. Kâhin rüyayı tek bir cümlede yorumlar: “Kutsal Meles Çayı kenarındaki Pagos tepesi eteklerinde yerleşecek İzmirliler, eskisinden dört kat daha mutlu olacaklardır.”

Kehanetin de uygun görülmesiyle Bayraklı’daki eski kent yavaş yavaş terk edilip Kadifekale’den Kemeraltı ve limana uzanan bu bölgeye taşınmış. Böylelikle Büyük İskender’in generallerinden Lysimachos, şehri Pagos tepesi ile iç limana bakan yamaçlarda inşa etmiş. Smyrna’nın yüzyıllar sürecek olan hikâyesi işte böyle başlar.

Kadifekale’den inen surlar, Kemeraltı’ndan şimdiki Pier’in bulunduğu yere kadar genişler. Kadifekale’den aşağıya doğru inildiğinde Smyrna Tiyatrosu, Smyrna Agora’ya ulaşılır. Agora’lar antik kentlerin toplanma yerleri olduğu gibi, ticeretin döndüğü, dini törenlerin yapıldığı yerler olarak da bilinir. Kıyılara doğru Kemeraltı’nda ise Romalıların Küçük Asya olarak adlandırdığı liman o dönemin en büyük limanlarından biri olmuş.

Smyrna, bilinenin aksine Ephesos (Efes), Miletos (Didim) gibi eski Yunanca’dan gelen bir isim değil. Aslında Ege Bölgesi’ndeki birçok yer adı gibi Anadolu kökenli. Adını Amazon kraliçesi Symrna’dan aldığında söylenir; ancak bugün artık MÖ 2000’in başlarına ait Kültepe (Kayseri) yerleşiminden kalan bazı tabletlerde de geçen Tismurna adından geldiği biliniyor. Tismurna’daki “ti” bir ön ek olup büyük olasılıkla bir kişi ya da bir yer adını ifade ettiği söyleniyor. Bazı kaynaklar, Hellenler ya da Bayraklı Höyüğü’nde yaşayanların, bu ön eki atıp kente “Smyrna” dendiğini yazıyor. Aslında İzmir ya da Smyrna’nın anlamı pek çözülemeyen Luvice bir kelime olduğu ve köklerinin MÖ 3000 yılına uzandığı da söylenir. Luvi dili Anadolu’nun en eski halklarından Luvilerin dili olup, Hititler’in hiyeroglif yazılarında kullandıkları dildir.

DOĞU HELEN YAPI SANATININ EN GÜZEL ÖRNEKLERİ

Smyrna’da kazı çalışmaları devam ediyor. Yeni bölümler gün ışığına çıkarılıyor. Kim bilir bugün bir günde yürüyerek gezdiğimiz bu antik şehir, yakın gelecekte genişleyerek koca bir şehre dönüşebilir. Öyle ya 5 bin yıllık Smyrna Antik Kenti MÖ 7. yüzyılın başından 6. yüzyıl ortalarına kadar başta kent duvarı, Athena Tapınağı, Athena Caddesi, anıtsal çeşme binası, toplantı megaronu ve çifte megaron olmak üzere Doğu Helen yapı sanatının en önemli taş yapıları ile inşa edilmiş.

İzmir’de tanker kazasında faciadan dönüldü

İzmir’in Aliağa ilçesinde rampayı çıkamayan mazot yüklü tanker, geri geri aşağı inerken bir iş yerinin bahçesine düştü. Kazada şans eseri yaralanan olmadı.

Edinilen bilgiye göre kaza, Yeni Mahalle’de meydana geldi. C.Y. (47) yönetimindeki bir akaryakıt istasyonuna ait 35 NDZ 91 plakalı mazot yüklü tanker, İzmir-Çanakkale karayolu Tüpraş Kavşağı’nda 548. Sokak’taki rampayı çıkamadı. Geri geri giderken sürücünün kontrolünden çıkan tanker, bir iş yerinin bahçesinde asılı kaldı. Kazada şans eseri yaralanan olmazken, tankerdeki mazot hemen tahliye edildi. İtfaiye ekipleri, tedbir amaçlı olay yerinde bekledi.

Tankerin şarampole değil de İzmir-Çanakkale karayoluna girmesi durumunda yaşanabilecek olası bir felaketten dönülen olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Karşıyaka’da Ramazan dayanışması!

Karşıyaka Belediyesi tarafından dağıtılan erzak kolileri ile de binlerce ailenin yüzü gülüyor. Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar “Biz büyük bir aileyiz ve tüm güzellikleri birlikte yaşamaya devam edeceğiz” dedi

Yıl boyunca düzenlediği sosyal ve kültürel etkinliklerle dikkat çeken Karşıyaka Belediyesi, Ramazan ayı için de dolu dolu eğlence programları hazırladı. Hemen her gece, farklı mahallelerde gerçekleştirilen geleneksel eğlence programları, Karşıyakalıların büyük beğenisini kazandı. ‘Mobil Eğlence’ aracıyla düzenlenen etkinliklerde illüzyon gösterisi yapılıyor, Orta Oyunu sergileniyor, Nasrettin Hoca hikayeleri ile, Davullu Manici’den Ramazan’a özel maniler anlatılıyor. Canlı performansla sergilenen Hacivat ve Karagöz oyunu ise izleyenlerden büyük alkış alıyor.

3 BİN ERZAK KOLİSİ DAĞITILDI

Sosyal Yardım işleri Müdürlüğü de Ramazan ayı boyunca dağıttığı erzak kolileri ile binlerce ailenin yüzünü güldürdü. 3 bin erzak kolisi dağıtan belediye, Ramazan Ayı’nın dayanışma ruhunu hanelere taşıdı.

BİZ BÜYÜK BİR AİLEYİZ

Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar “Ramazan Ayı’nın bereketini, geleneksel eğlence kültürünü ve dayanışma ruhunu tüm Karşıyakalılar ile paylaşıyoruz. Biz büyük bir aileyiz ve tüm güzellikleri birlikte yaşamaya devam edeceğiz” dedi.