Category: Genel

İzmir’de Yürüyüş Yapabileceğiniz 7 Sahil Yolu

Kış aylarında bile güneşin yüzünü göstermekten vazgeçmediği İzmir, Ege Bölgesinin en güzel şehirlerinden biri olarak, seyahat tutkunlarının vazgeçilmez adresi. Bir yandan İzmir’in eşsiz Körfez manzarasını izlerken, bir yandan da sahil şeridi boyunca yürüyüşler yapıp, şehrin en güzel noktalarını görme fırsatı yakalayabilirsiniz.
Yeni inşa edilen iskeleleri, çim alanları ve bisiklet yolları ile hem İzmirlilerin hem de turistlerin yoğun ilgi gösterdiği sahil yolları, özellikle bahar ve yaz dönemlerinde oldukça kalabalık oluyor. Siz de şehrin kalabalığına karışıp yapacağınız yürüyüşlerle, İzmir Körfezinin ve meltem rüzgârının tadını çıkarmak istiyorsanız, mutlaka uğramanız gereken bazı noktalar var.

7. Alsancak 

​Şüphesiz ki, şehrin en kalabalık sahil yolu, dillere destan güzelliği ile Alsancak. Büyüleyici manzarasıyla insan popülasyonunun her zaman yoğun olduğu bir yaşam alanı haline gelen Alsancak sahili, aynı zamanda da şehrin vazgeçilmez yürüyüş noktalarından. Körfezi, günbatımını ve akıp giden kalabalığı izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız Alsancak, İzmir’de hayatın merkezi olmaya devam ediyor.

6. Bostanlı

Bostanlı sahili, özellikle geniş çim alanları ve tüm şehri gören müthiş manzarası ile gençlerin ve ailesiyle birlikte küçük bir kaçamak yapmak isteyenlerin uğrak mekânı. Bostanlı’da balıkçı barınağından çıkan küçük balıkçı teknelerinin oluşturduğu güzel görüntü pek çok fotoğraf karesinde yerini alırken, akşam saatlerinde çaydanlığını, içeceklerini ve varsa bir de gitarını alan herkes Bostanlı sahilinin yolunu tutuyor.

5. Pasaport

Tarihi dokusu korunarak yapılan düzenlemelerle cazibe merkezi olmayı sürdüren Pasaport, İzmir’in en eski ve en çok bilinen sahil yollarından biri. İzmir’de günbatımını izleyebileceğiniz en güzel noktalardan olan Pasaport, şehre gelen turistlerin de mutlaka uğradığı bir sahil yolu.
. . . . 

4. Göztepe

Göztepe sahili, diğer yerlere göre sakinliğini koruyan, daha çok yakın semtlerde yaşayanların sabah ve akşam yürüyüşleri ya da arkadaşları ile buluşup sohbet etmek için tercih ettiği bir yer. Vapur iskelesi ya da otobüs güzergâhını kullanarak ulaşabileceğiniz bu güzel sahil, Göztepe Spor Kulübünün renkleri ile boyalı asma köprüsü ile günbatımında eşsiz bir manzara izleme imkânı yaratıyor.

3. Güzelbahçe

​Şehir merkezine biraz uzak olduğu için sakinliğini korumayı başaran Güzelbahçe sahili, şehrin kalabalığından uzakta bir yürüyüş yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Sahil şeridi boyunca balık-ekmek yiyebileceğiniz mekânları da görebileceğiniz Güzelbahçe, dalga sesleri eşliğinde huzurlu bir ortam arayanların gözdesi. . . 

2. İnciraltı

​. . . . . . . . . . . . . . . . ..  . . . . . . . . . . . . . . . . ... . . . . . .

1. Karşıyaka

İzmir Sokaklarında Ansızın Karşınıza Çıkabilecek 5 Yiyecek

İzmir denilince aklınıza birbirinden güzel Ege otlarından yapılan zeytinyağlılar, Kordon’da masanızı süsleyen balık ve kalamarlarla süslü bir tabak geliyor olabilir. Oysa İzmir’in her daim hareketli ve kalabalık sokaklarını dolaştığınızda, hem tadı hem de görünümüyle sizi kendine hayran bırakacak başka lezzetlerle karşılaşmanız da mümkün.
İzmir’in tarihi ve doğal güzelliklerini gezerken size enerji verecek bu güzel yiyecekleri hemen hemen her köşe başında bulabilir ve lezzeti ile kendinizden geçebilirsiniz.

İzmir’de Mutlaka Tadına Bakmanız Gereken 5 Leziz Yiyecek

1. Boyoz

Pek çok kültürden insanın bir arada yaşadığı İzmir’de oldukça sevilen bir yiyecek olan boyoz, 1492 yılında Türkiye’ye yerleşen Sefaradlar tarafından kente kazandırılmış bir hamur işi. Böreği andıran görünümü ile özellikle sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan boyoz, genelde yumurta ile birlikte tüketiliyor. Tercihe göre peynir, çikolata gibi gıdalarla da yenebilen boyoz, mayasız olarak hazırlanan hamurun yağ içerisinde bekletilmesi nedeniyle biraz yağlı bir yiyecek olsa da İzmirlilerin vazgeçilmez lezzetlerinden biri.

2. Sübye

Çoğu kişinin adını bile duymadığı Sübye, Ege ve İzmir yöresinde kavun çekirdeği kullanılarak yapılan şerbete verilen bir isim. Bozayı andıran krem renkli yoğun kıvamı ile özellikle yaz aylarında tüketilen bir içecek olan Sübye, kavun çekirdekleri, şeker ve su karışımı ile hazırlanıyor. Tarihi Kemeraltı Çarşısı ve Tire ilçesi civarındaki sokak satıcıları ile şerbetçilerden satın alabileceğiniz Sübye, çabuk bozulan bir içecek olduğu için aynı gün içerisinde tüketmekte fayda var.

3. Lokma

İzmir’in meşhur lokma tatlısının tadına bakmak istiyorsanız, bunu ücret ödemeden de yapmanız mümkün. ‘Nasıl yani para vermiyor muyuz’ demeyi bırakıp, elinde tencerelerle bekleyen teyzelerin arkasında sıraya geçerek, bu enfes tatlı ile tanışabilirsiniz. Genellikle hayır yapmak isteyenlerin çok tercih ettiği bir tatlı olan lokma, bol şerbet ve tarçın ilave edilerek tüketilen hafif bir yiyecek.

4. Kumru

‘Kumru mu, nasıl yani siz İzmir’de kuş mu yiyorsunuz’ diyenler, henüz İzmir’in meşhur sandviçi ile tanışmamış demektir. Kumru kuşunun gövdesine benzediği için bu isimle anılan Kumru, çoğu dükkânda arasında salam, sosis, sucuk gibi malzemeler koyarak satılıyor olsa da, orijinali susamlı ekmek arasına tulum peyniri, domates ve biber eklenerek yapılıyor.

5. Midye

Türkiye’nin pek çok ilinde karşınıza çıkan bir yiyecek olsa da, İzmir’de yediğiniz tazecik midyelerin yerini hiçbir şey tutmuyor. Özellikle gece eğlenceleri sonrasında acıkanların aklına ilk gelen yiyeceklerden olan midye, neredeyse her köşe başında karışınıza çıkan enfes bir lezzet.

“Nasıl Gitmedik” Diyeceğiniz En Renkli 4 İzmir Müzesi

Ege Bölgesinin gözde şehirlerinden biri olan İzmir, yalnızca tarihi yapısı ve muhteşem plajlarıyla değil, her biri birbirinden ilginç eserlerle dolu renkli butik müzeleriyle de dikkat çeken bir yerleşim yeri. Şehir merkezinin en işlek caddelerinde bulunan bu müzeleri gezenler, alışılan klasik müze görünümünün biraz dışında bir tablo ile karşılaşıyor.
Oyuncaklar, radyolar, dünyanın dört bir yanından örnekleri yansıtan masklar ve daha nicesini ziyaretçilerinin beğenisine sunan bu müzeleri gezmek ilginç bir deneyim olabilir.

İzmir’de Mutlaka Görülmesi Gereken 4 Müze

1. Neşe ve Karikatür Müzesi, Alsancak

Modern müzecilik anlayışı ile hayata geçirilen müzelerden biri olan Neşe ve Karikatür Müzesinin içerisinde dolaşırken yüzünüzde sürekli bir gülümseme oluşmasına şaşırmayın. Zira Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerindeki ara sokaklarda bulunan eski cumbalı evlerinden biri içerisinde hayata geçirilen bu müzenin dört bir yanında yer alan karikatürlerle süslü objeler oldukça eğlenceli bir ortam yaratıyor.
KONUM için TIKLAYINIZ

2. Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi, Konak

Konak’ın meşhur Varyant yokuşu üzerinde bulunan ve daha içerisine girmeden kapısının önünde bulunan oyuncak heykelleri ile sizi karşılayan Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesinin içerisindeki cam dolaplarda her biri birbirinden güzel oyuncakları inceleyerek, keyifli bir müze turu yapabilirsiniz. Teneke, tahta, kağıt ve plastik malzemelerden üretilmiş dünya tarihinin en önemli oyuncaklarının sergilendiği ve genellikle çocuk gruplarının ziyaret ettiği müze, pazartesi günleri kapalı oluyor.

KONUM için TIKLAYINIZ

3. Mask Müzesi, Alsancak

Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde bulunan ve pazartesi hariç diğer tüm günlerde ziyarete açık olan Mask Müzesi, mask öğrenimine yönelik atölye çalışmaları ve çeşitli sergilere de ev sahipliği yapıyor. Atölyelere katılarak mask yapımını öğrenen kursiyerler, bu maskları müze içerisinde sergileme imkânı da buluyor. Siz de, tahtadan, metalden, kumaştan, deriden ve ya alçıdan da yapılabilen masklardan satın alarak, bu keyifli müze turunu anımsatacak bir hatıra sahibi olabilirsiniz.

KONUM için TIKLAYINIZ

4. Radyo ve Demokrasi Müzesi, Konak

Dünyadaki 390 radyo müzesinden biri olan Radyo ve Demokrasi Müzesi, radyo ve demokrasi kavramını birlikte kullanan ilk ve tek müze olma özelliği ile diğerleri arasından ayrılıyor. Basmane – Altınpark bölgesinde ‘Asmalı Ev’ isimli tarihi yapı içerisinde yer alan, altı oda ve bir kütüphaneden oluşan müzede, yaklaşık 150 radyo, pikap, çok sayıda plak ve interaktif eser sergileniyor. Yaz dönemi dolayısıyla pazar ve pazartesi günleri kapalı olan müzeye metronun Basmane durağında inerek ulaşım sağlanabiliyor.

KONUM için TIKLAYINIZ

İzmir’de Mutlaka Uğramanız Gereken 5 Sokak

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan İzmir, o dönemlerin izlerini taşıyan güzel sokaklarının yanı sıra birbirinden ilginç dükkânların bulunduğu modern yerleriyle de şehre gelenlerin keyifli vakit geçirebileceği bir cazibe merkezi.
Şehrin dört bir yanında bulunan bu renkli köşeleri ziyaret ettiğinizde, karşınıza çıkan tarihi evlerle geçmişe uzanan bir yolculuk yapabilir ya da çayınızı kahvenizi yudumlayarak, sokakların büyülü atmosferinin tadını çıkarabilirsiniz.

İzmir’in Birbirinden Güzel 5 Sokağı

1. Dario Moreno Sokak, Konak

İzmir’in görkemli manzarasını izleyebileceğiniz Tarihi Asansör’ün girişinde yer alan Dario Moreno Sokak, ünlü sanatçı Dario Moreno’nun bir dönem yaşadığı evin bulunduğu yer olarak biliniyor. Eski adı Asansör Sokağı olan bu güzel sokağın içerisinde sağlı sollu sıralanan eski Rum evleri bulunuyor. Günümüzde her biri küçük ve sevimli kafelere dönüşen bu evler, sokağa ayrı bir ruh katıyor.

2. Havra Sokağı, Konak

Pek çok farklı dinden insanın bir arada yaşadığı bir hoşgörü şehri olarak anılan İzmir’in bu yönünü en çok hissedebileceğiniz yerlerden biri olan Havra Sokağının etrafında oldukça eski ve bakımsız dokuz sinagog bulunuyor. Tarihi Kemeraltı Çarşısının sonunda bulunan ve Yahudilerin İzmir’deki ilk yerleşim alanı olarak bilinen bu bölge, günümüzde taze sebze, meyve ve balık satın almak isteyenlerin vazgeçilmez adresi olmuş durumda.

3. Gül Sokak, Alsancak

İzmir’de kafeleri ve bin bir çeşit ürün bulabileceğiniz dükkanları ile ünlü olan Gül Sokak, trafiğe kapalı bir alan olduğu için alışveriş tutkunları için oldukça sevilen bir yer. Bu yerde alışveriş yaptıktan sonra yol boyunca sıralanan birbirinden güzel kafelerde günün yorgunluğunu atmanın tadı ise bambaşka.

4. Dantel Sokak, Alsancak

İzmir’in kalbi olarak anılan Alsancak’ta yer alan Dantel Sokak, küçük ama renkli duruşu ile görenleri kendine hayran bırakıyor. Her gün binlerce insanın yürüdüğü Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde bulunan Dantel Sokak’ta, ev kadınları ve üniversite öğrencilerinin yaptığı el işi kıyafet ve aksesuarlar satılıyor.

5. Oteller Sokağı, Basmane

Basmane Garı civarında yer alan tarihi bir sokak olan Oteller Sokağı, her ne kadar son zamanlarda eski ruhunu kaybetse de geçmişin izlerini hala üzerinde taşıyor. Cumbalı eski otellerin yan yana sıralandığı bu sokak, belediyenin yaptığı restorasyon çalışmaları ile görünüş biraz toparlansa da, burasının özellikle gece saatlerinde pek güvenli bir gezi noktası olmadığını unutmamak gerekiyor.
İzmir’de herkesin bildiği turistik yerlerin yanı sıra bu güzel köşeleri de gezerek, şehrin farklı yönleriyle tanışabilirsiniz. Her adımından ayrı bir tat alacağınız bu küçük sokak turu ile İzmir’in güzelliklerini daha yakından görmek istiyorsanız, uçak biletinizi şimdiden ayırtmayı ihmal etmeyin.

Boyozundan Şevketibostanına İzmir’e Bir Kez Daha Aşık Olmak İçin 10 Nefis Sebep

Boyozundan Şevketibostanına İzmir’e Bir Kez Daha Aşık Olmak İçin 10 Nefis Sebep

Sanırım en uzun yazımı bu mutfakta yazacağım. Kalbiniz Ege’de kalacak ama mideniz de kalacak. Hatta damak tadınız sizi tamamen terk edecek ve hayalinizi gerçekleştirip, Ege’ye yerleşecek. Üniversitede İzmir’de okuyup sürekli gezip, yemek yemekten bir yıl ders tekrarı alan biri olarak kesin konuşuyorum ve çok ciddiyim. O kadar çok lezzetli tat var ki, şimdi yazacağım. İzmir’den başlıyoruz Ege’ye. Yazamadığım yemekler olursa şimdiden özür diliyorum. Anlatacak çok yemeğimiz var. Çok heyecanlandım. Gözlerimi kapattım ve şu an ordayım.
Kadehimi vurdum Karşıyaka’ya Efeler kalktı şerefe!
Ah kızları, o güzel kızları ne canlar yaktı. Ama kızları can yakarken yemekleri de can hoplattı. İlk durağımız İzmir. Urla’sı, Karşıyaka’sı, Göztepe’si, Seferihisar’ı, Bornova’sı, Buca’sı… Hepsi ayrı apayrı güzel. Hepsinin havası güzel, kızları güzel, yemekleri en güzel. Alırım bir külah çiğdem. İlk gittiğimde çiğdem ve gevreği bilmeyenlerdenim tabii. Simitçi geçiyor, simitçi diye bağırıyorum kimse bakmıyor. Amca bana döndü ‘simit değil o bir kere gevrek, düzgün iste şunu’ dedi. Ay resmen azarladı. Ben o zaman öğrendim haddimi. Gevrek demeyi. Bir daha da tövbe simit demedim orada. E peki çiğdem? Orada bir duruyoruz. Çekirdek çitlemeyi unutun. Çiğdem çitliyoruz. Öğrenin öyle gidin. Vallahi rezil ederler. Şaka bir yana, onların da kendi kelimeleri. Saygılarımızı sunarak, o şekilde konuşuyoruz. Güzel İzmir’e sevgiler. Nasıl başlasak nereden başlasak bilemedim. Konu İzmir olunca tabii bir özlem söz konusu oldu bende. Boyozdan başlayalım o vakit. Kendisine ayrı bir hayranlığım var da. İlk sırayı ona verdim kusura bakmasın diğerleri.

Baharı bekleyen kumrular gibi: Kumru


Kumru nasıl güzel bir şey öyle. Gecesi gündüzü fark etmez. İstersen sabah istersen akşam ye. Ye de nasıl yersen ye. Çıtır çıtır bir ekmeğin arasında bol bol malzeme. Ya vallahi canım istedi. Ayıp ama bana bu kadar da can çekerek yazılmaz ki. 24 saat açık kumrucu bulabilirsiniz. Şarkı bile söylerim ben bu kumruya. Baharı bekleyeeen kumrular gibi… Siz baharı beklemeyin orada yaz kış var.

İzmir’de uyandığın sabahların bir anlamı olmalı: Boyoz


Boyoz sabahlarınızın mide şenliği. Yanında yenilen haşlanmış yumurta mis ötesi. Neredeyse herkes sabah bir boyoz yer İzmir’de. Bu boyoz nereden gelmiş peki? Bir rivayete göre 1492 yılı sonrasında İspanya’dan kovulan ve İzmir’e yerleşen Sefarad toplumunun bize hediye ettiği bir yiyecekmiş sevgili Boyoz. Hatta bu konuda da tüm kaynaklar hemfikirmiş. Boyozun ilk çıkışı, kalan hamurlar çöpe atılmayarak değerlendirilmiş ve boyoz öyle bulunmuş. Ne de güzel olmuş. İsmi ise İspanyolca ‘bollos’ yani ‘bohça’ kelimesinden türemiş. Yine bir rivayete göre en iyi boyoz Üstadı Boyozcu Avram Usta’ymış. Bir yaparmış insanlar da ne parmak kalırmış ne el. Ustam sevgilerimi sunuyorum. Yattığın yer ışıklarla dolsun. O öldükten sonra ise tabii herkes yapmaya başlamış. İyi ki yapmışlar. Yoksa şimdi bizler tadına bile bakamazdık. Teşekkürler Avram Usta.

Uğruna 885 kilometre yürünür: Pişi


Pişi denilince akla ne gelir? En önemli öğün kahvaltı. Bir hamur kızartması pişi. Ama havasından mıdır suyundan mıdır bilmem pek lezzetli. Hem İzmir’de bir kahvaltı var. Yok böyle bir şey. Havası tertemiz bir de, yedikçe yersiniz. O pişileri var ya yersiniz yersiniz sonra buraya gelip 85 km yol yürürsünüz yakayım, eriteyim diye. Ama değer mi? Vallahi 85 değil 885 km’ye bile değer. Afiyet olsun.

Ef-sa-ne: Şevketibostan


Şevketibostan nasıl bir şeydir öyle aman Allah’ım. İlk İzmir’e gittiğimde Olcay teyzem var kulakları çınlasın. Ellerinden öperim canım teyzem benim. Şevketibostan yapmış. En başta çok tuhaf geldi. Sonra lezzetine alıştım. İnanılmaz lezzetli gelmeye başladı. Bu yemek bir çeşit bitki. Şevket otu derler, Akkız derler. İkisi de aynıdır şaşırmayın. Anason kokar pişirirken, tadı da anasonludur biraz. Yaprakları dikenli olduğundan, toplaması da pişirmesi de uzun ve beceri gerektirir. Ama mis gibi olur. Hem şifalıdır hem lezzetlidir. Etle yapılanı da vardır, zeytinyağlı yapılanı da. Siz şevketibostanınızı nasıl alırsınız?

Saygılar: Arapsaçı

Arapsaçına döndüm. Çöz beni arapsaçı. Ama bu çözülüyor. Tek başına bir yemek olarak tüketilmiyor ancak Arapsaçıyla kuzu yemekleri yapabiliyorlar. Aynı zamanda haşlayıp sarımsak ve zeytinyağıyla birlikte muhteşem meze haline getirebiliyorlar. Kaldır kadehi Karşıyaka’ya al yanına arapsaçı mezeni, efeler oradan kalkar tabi şerefe diye. Ben de kalkarım hatta buradan ayağa. Hatta şu an kalktım ‘şerefe’ dedim tekrar oturdum. Yazmaya devam ediyorum.
Bu arapsaçı sadece İzmir’de kullanılmıyor tabii çok yerde kullanılabiliyor. Burdur’da ‘cumra’, Adana’da ‘rezdane, sincilip’ Tarsus ve Silifke’de ‘mele türe’, Diyarbakır’da ‘mayana’, Kıbrıs’ta ise ‘maraho’ deniliyor. Resmen ün salmış haberimiz yok. Şifa olarak kullanılıyor. Gaz söktürücü özelliğe sahip aynı zamanda. Koku versin diye ekmeklere de kullanıyorlar. Kendisi mis gibi anason kokuyor da aynı zamanda. Bir diğer adı daha var. Onu sona sakladım. Herkesin bildiği bir isim o geliyor işte ‘rezene’. Nasıl ama bizim rezene, arapsaçı çıktı. Bu arada diğer bir ismi de ‘finokyo’ yok yok pinokyo değil. Roma döneminde bol bol tüketilirmiş kendisi. Ünlü dedim de inanmadınız. E o zaman arapsaçına saygılarımızı sunuyoruz.

Sandal sefası da derler: Kabak pabucaki


Kabak pabucaki bize Girit’ten gelmiş. Haliyle Girit mutfağı çok zengin. Ben onu da yazacağım siz hiç merak etmeyin. Ama bazen bu kabak pabucaki burada sandal sefası diye de yapılabiliyor. Etli yapan var, kıymalı yapan var. Günden güne herkes kendi zevkine göre değiştirebiliyor. Ama orijinal tarifine bakacak olursak; tulum peyniri loru, taze nane, dereotu, maydanoz zeytinyağıyla birleşiyor ve kabaklar dişe gelen kıvam yani ‘al dante’ usulü haşlanıyor. Böylece vitaminler içerisinde kalıyor. Bizim lezzet patlaması peynirli karışım içlerine dolduruluyor ve fırınlanıyor. Ben de istiyorum şu an yazdım ama evde kabak kalmamış. Yoksa acımam kalkar yaparım. Ama siz yerinde yiyin. Bir deneyin sonra şefi kenara çekip, “Ooof mükemmel olmuş ben de yapsam nasıl yaparım” falan diye bir ağız arayın. Hani ekstra bir şey söylerse bana da yazın. Merak ederim valla.
İzmir’in otları bu kadar değil tabii. Şimdi sizlere hiç duymadığınız otlar yazıyorum. Not edin unutursunuz. Ebegümeci, sarmaşık, su teresi, kenger, stifno, cibez, hindibağ, turp otu, kipohorta, ısırgan ve daha sayamadığımız çeşit çeşit, sağlıklı, mis gibi doğal otlar.

Tadı adından 100 yıl ileride: Boklu kebap


Şimdi telaffuzu kolay ama söylerken zorlandığımız bir yemek var ki İzmirliler yapmayı da çok sever yemeyi de. Boklu kebap. Ben yazarken program bile altını çizdi. Yanlış yazmış olabilirsin ayıp o ayıp dedi sanırım. Neyse programcım sen şimdi beni dinle bak anlatıyorum. Nasıl lezzetli oluyor.
Balık saatlerinde balığa çıkılır. İstavritler bir güzel yakalanır. Asma yaprakları hazırlanır. Balıkların pulları bir güzel temizlenir ve balıklar yapraklara sarılır. E bir de mangal lazım. Yaktık mı mangalı? İki tel arasına da sıkıştırdık asma yapraklı balıklarımızı. Pişiriyoruz güzelce. Balıklar pişince asma yapraklarını açıyoruz. İçerisindeki o programın bile altını çizdiği kısım kolayca ayrılıyor. Adı boklu kebap olabilir ama aslında yenilen kısmı balığın et kısmı. Çok lezzetli oluyor vallahi. Ben test ettim onayladım. Asma yaprağı da hafif bir ekşi. Aman efendim yapanın da tutanın da ellerine sağlık olsun. Siz de yerseniz asma yapraklısından isteyin. Haydi size de afiyet olsun. Bu yemeği bana güzelce anlattığı ve canımı bir güzel istettiği, sonra da oturup yaptığı için Saime ablacığıma sonsuz sevgiler..

En güzel köfte: İzmir köfte


Köfte severler burada mı? Ben tam bir köfte canavarı olarak İzmir’in kavaklarına baka baka köftemi de yerim arkadaş. Havasından mıdır, patatesinden midir, suyundan mıdır bilmem ama o köfte nasıl güzel öyle. Amaaan sulu köfte işte deyip geçmeyin. Siz beni dinleyin. Oturun İzmir köfte yiyin. Annemizin köftesinden bile güzel diyeceğim ama çok ağır olur gibi geldi yazınca vazgeçtim hemen yazmaktan. Anne köftesi gibi diyebiliriz ama. O olur. Patatesin, biberin, salçanın ve tabii ki altındaki suyun köfteyle bu kadar yakıştığı görülmemiş tarihte. Sonradan içerisine başka malzemelerde eklenmiş ama unutmayalım taklitler asıllarını yaşatır. Uzun lafın köftesi, deftere not düşelim. O İzmir köfte yenecek.

Dünyanın sonuna kadar sokaklarda satılsın: Şambali tatlısı

Şambali tatlısı eski ismiyle şambalı tatlısına buradan en derin sevgilerimi sunuyorum ve başlıyorum hakkında konuşmaya. Kusuruma bakmasın hakkında konuşuyorum ama o da bu kadar tatlı olmasaymış. İzmir’de sokaklarda satılan bu tatlı için zamanında herkes para biriktirirmiş. Öyle popülermiş o zamanlar. 
Yumurta, un ve yağ içermeyen bu tatlı, yumurta alerjisi ve un alerjisi olanlara da alternatif bir tatlı. Yoğun bir şekilde yoğurt içeriyor ve üzerindeki yer fıstığı ya da bademle hayat buluyor. Hala aynı tadı bulmak isteyenler için Alsancak’ta nostaljik bir arabada Ali Remzi Eslek bu geleneği devam ettiriyor. Giden olursa nostaljik arabanın önünde bir fotoğraf isteriz.

İzmir’de öğrenci olanlar bilir: Lokma tatlısı

Ballı lokma tatlısı aman hadi hayırlısı. Öğrencilik zamanlarımın en tatlı kısmı lokma tatlısıydı. Öğrencilik tabii, her zaman para olmaz bilirsiniz. Tam o anlarda serap görür gibi köşede bir lokmacı. Hayır için dağıtılan lokma tatlıları candır. İzmirliler canandır. Efendim saygıyla ve sevgiyle anıyorum şu an. Dağıtılan her lokmadan yemiş olma olasılığım çok yüksek. Belki de hep ben tükettim o lokmaları. Kızgın yağda kızartılan hamur ve soğuk şerbet ikilisinden doğan, ağza atıldığında çıkan muhteşem çıtırtı. Biliyorum çok canınız istedi. Hemen en yakın lokmacıyı bulun. Benim için üzerine tarçınlı da bir tane yiyin. Afiyet, bal, lokma tatlısı olsun.
Kaynak : yemek.com

Havagazı Sinematek 2016 Tüm Program

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez Sinematek 2016 Tüm Program

Küçük Prens 
Tarih : 09.08.2016 Saat : 21:00 ÜCRETSİZ
Ayrıntılar için TIKLAYINIZ

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez KONUM

Room – Gizli Dünya
Tarih : 17.08.2016 Saat : 21:00 ÜCRETSİZ
En İyi Kadın Oyuncu Dalında Altın Küre sahibi ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında Oscar’a aday gösterilen dram – gerilim türündeki Room / Gizli Dünya; AASSM’de Ağustos’un ikinci filmi olacak.

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez KONUM

Okul Yolunda
Tarih : 24.08.2016 Saat : 21:00 ÜCRETSİZ
Yeniden Sinematek 24 Ağustos 2016 akşamı saat 21.00’da Okul Yolunda adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde… 

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez KONUM

Sınırsızlar Kulübü
Tarih 31.08.2016 Saat : 21:00 ÜCRETSİZ
Yeniden Sinematek 31 Ağustos akşamı, saat 21.00’da Sınırsızlar Kulübü adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde… 

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez KONUM

Özgürlük Dansı
Tarih : 07.09.2016 Saat : 21:00 ÜCRETSİZ
Yeniden Sinematek 6 – 7 Eylül 2016 tarihlerinde, saat 21.00’da Özgürlük Dansı adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi ve Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez KONUM

Düşlerin Terzisi 
Tarih 21.09.2016 Saat : 21:00 ÜCRETSİZ
Yeniden Sinematek 21 Eylül 2016 akşamı, saat 21.00’da Düşlerin Terzisi adlı film Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde

Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkez KONUM

Havagazı’nda bir ”Küçük Prens”


Havagazı’nda bir ”Küçük Prens”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük ilgi gören sinematek gösterimleri, dünyaca ünlü bir klasiğin animasyon uyarlamasıyla devam ediyor. Antoine de Saint-Exupery’nin unutulmaz çocuk klasiği Küçük Prens’in animasyon uyarlaması, İzmirlilerle tarihi Havagazı Fabrikası’nda buluşacak.

10 Ağustos Çarşamba günü saat 21.00’de başlayacak olan film, izleyicileri hayal dünyasında gezintiye çıkaracak.

Yönetmenliğini Mark Osborne’un yaptığı filmin merkezinde küçük bir kız çocuğu bulunuyor. Annesi tarafından artık yetişkinlerin dünyasına hazırlanan, çocukluktan çıkmak üzere olan kız, tuhaf ancak iyi yürekli bir adam olan komşuları pilot ile tanışınca her şey değişir. Pilot, bir zamanlar tanıdığı Küçük Prens aracılığıyla girdiği ve her şeyin mümkün olduğu dünyanın kapılarını kıza da açar. Fransa ve Kanada ortak yapımı olan filmi Jeff Bridges, Rachel McAdams ve Paul Rudd gibi ünlü yıldızlar seslendiriyor. Her yaş grubundan izleyiciye açık olan film, ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşacak.

TÜM HAVAGAZI PROGRAMI İÇİN TIKLAYINIZ.

Resimlerle Mustafa Kemal Karşıyaka’da

Resimlerle Mustafa Kemal Karşıyaka’da

Mustafa Kemal Atatürk bir çok kulüp tarafından spor kulübünün taraftarı olduğunu söylemi sadece İzmir’de değil, bütün Türkiye’de ifade edilmektedir. Bu konuda gerek söz konusu spor kulübü sitelerinde, zaman zaman basında yer alan bazı yazıları okumaktayız.

Biz Karşıyakalılar olarak Ulu Önderin hangi takım taraftarıydı tartışmasına girmeden, onun devrimlerine ve ilkelerine bağlılığımız sürdürmemiz, ulusal egemenliğimize sahip çıkmamız konusunda işaret ettiği hedeflere inatla yürüyoruz.

13 Karşıyakalı evladımızı şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşında Mustafa Kemal Paşa’nın şu anısını sizlerle paylaşırsak;
Çanakkale Savaşı sırasında keşif görevine çıkan bir Türk askeri, yakaladığı İngiliz askerini gırtlağından tutup Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına getirir. Paşa, İngiliz askerine, memleketinden kalkıp buralara niçin geldiğini sorduğunda “Spor için” cevabını alır. Mustafa Kemal: “Bizim neferi nasıl buldun?” diye sorar. Esir asker, “Spor bilmiyor” diye cevaplar. Bunun üzerine Mustafa Kemal; “Bana spor nedir? diye sorarlarsa vereceğim cevap şudur: Spor, vatan ve milletin yüksek menfaatlerine tecavüz edenleri gırtlağından yakalayıp memleket ve millet hadimlerinin huzuruna getirebilmek kabiyet-i maddiyesi ve maneviyesidir” demiştir.

Mustafa Kemal Atatürk yine değerli araştırmacı Sancar Maruflu’nun KSK’nün 95. yıldönümü nedeni ile düzenlenen paneldeki konuşmasında Ulu Önder’in “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözünü KSK’nün ikinci ziyaretinin etkisiyle söylediğini tarihçi Afet İnan’a atıf yaparak anlatmıştır. 1937’de şöyle demiştir Ulu Önder ‘‘… Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim’’ . Bu sözlerden sonra aslında söylenecek pek fazla söz yok. Kısaca bu nitelikler hangi spor kulübünde, hangi takımda, hangi sporcu da ise, Atatürk o kulübün, o takımın, o sporcunun taraftarıdır.

Cem Karagözlü’nün Bloğundan Alınmıştır.

http://cemkaragozlu.blogspot.com.tr

Resimlerle Mustafa Kemal Karşıyaka’da

1- İplikçizade köşkü girişi 10 Eylül 1922 (KSK Başkanının evi)

2 – Karşıyaka Latife hanım köşkü girişi . Annesi Zübeyde hanımın vefatı sonrası

3 – Annesi Zübeyde Hanım kabrine giderken

4 – Annesi Zübeyde Hanım kabrine giderken

5 – Kabri Başında

6 – KSK Şeref Defteri İmzaları

Bitti Bitecek Dediğimiz Tramvayların İzmirdeki Tarihine Göz Atalım

Bitti Bitecek Dediğimiz Tramvayların İzmirdeki Tarihine Göz Atalım

İzmir caddelerinde tramvaylar ilk kez 1 Nisan 1880’’de görünür olmuşlardı. İzmir’’in ilk tramvay hattı ise Konak ile Punta (Alsancak) arasında işletmeye açılmıştı. Bu süreçte İzmir’’de faaliyet gösteren bir diğer önemli hat ise Göztepe ve Konak arasında işleyen tramvaylardı. Bilindiği gibi 19.yüzyıl ortalarına değin bir sayfiye görünümünde olan Göztepe ve Karataş’’ın gelişmesi Mithat Paşa’’nın İzmir valiliği döneminde gerçekleşmişti. 



Göztepe’’nin İzmir’’de önemli bir yerleşim yeri olarak tercih edilmeye başlanmasıyla birlikte ; 1880’’li yılların başında açılan Göztepe Caddesi, Konak-Karataş ve Göztepe’’yi birbirine bağlamaktaydı. Caddenin işlekliği ve Göztepe’’nin yeni bir yerleşim alanı haline gelmeye başlaması, bir süre sonra bu cadde üzerinde tramvay işletilmesi fikrini doğurdu. Bu fırsatı kaçırmak istemeyen ve hemen değerlendirmek isteyen Harenz Kardeşler ve Pierre Giudici, Osmanlı Devleti’’ne başvurarak hattın işletme hakkı ve imtiyazını almışlardı.

Bu gelişmeler ışığında, 1885 yılında işletmeye açılan Göztepe tramvayı, başlangıçta tek hat olarak inşa edilmiş, 1906 yılında ise, çift hata dönüştürülmüştür. Tramvay günün en erken saatlerinde başladığı seferlerini gece yarısı son seferiyle noktalardı. Rıhtım tramvayları gibi üzeri açık olarak tasarlanan kabinlerde, kadın ve erkekler için oturma bölümleri harem- selamlık olarak düzenlenmişti.

1908 yılına gelindiğinde, Göztepe tramvay hattını işletme yönetimi, aynı zamanda İzmir’’in elektriklenmesi işini de üstlenen Belçikalılara geçmişti. Yine aynı tarihlerde Göztepe hattının Narlıdere’’ye kadar uzatılması ile ilgili projeye izin çıkmışsa da bu proje gerçekleşememişti. Bununla birlikte hattın uzatılması çalışmaları içerisinde sadece uzunluğu 1 km.’’yi bulan ve İzmir Belediyesi tarafından yaptırılan Göztepe ’– Güzelyalı hattı tamamlanabilmişti. 



Atlı tramvaylar zamanla İzmir halkının kent içi ulaşımda kullandığı en önemli araçlardan birisi haline gelmişti. İmparatorluğun son yılları ve Cumhuriyet’’in ilk yıllarında da atlı tramvaylar kent içi ulaşımın vazgeçilmez öğeleri oldular. Elektriğin bir enerji birimi olarak yaygınlaşmasıyla birlikte tramvaylar da elektrikli hale gelmiş ve 18 Ekim 1928 tarihinden itibaren Güzelyalı-Konak arasında ilk elektrikli tramvaylar çalışmaya başlamıştı. Atlı tramvaylar İzmir caddelerindeki ömürlerini artık doldurmuşlardı. Nitekim, bu gelişmeler doğrultusunda 31 Ekim 1928 tarihinde, atlı tramvaylar kent içerisindeki son seferlerini yaparak kaldırılmıştır.

Cumhuriyet döneminde İzmir’’in kentsel gelişiminin hızlanması ile birlikte tramvaylar kent içi ulaşımda artık yetersiz kalıyordu. 1932 yılında kent sokaklarında ilk defa tramvaylarla birlikte otobüsler de görünür oldular. Otobüslerin bir toplu taşım aracı olarak daha modern ve kullanışlı olması nedeniyle İzmir’’de ilk defa Konak-Reşadiye arasında işleyen otobüs seferleri düzenlenmişti. Süreç içerisinde halk tarafından tramvayların otobüslere oranla daha yavaş bir ulaşım aracı olduğu değerlendirmeleri yapılmaya başlanmıştı. 




1950’’lere gelindiğinde, İzmir Belediye Meclisi tramvayların kademeli olarak kaldırılması konusunda sık sık toplantılar yapıyordu. Uzun ve tartışmalı toplantılardan sonra İzmir Belediye Meclisi 19 Şubat 1952 tarihinde tramvayların tamamen kaldırılmasına dair mazbatayı kabul etmiş, 2 yıllık bir geçiş süreci ile birlikte tramvaylar; İzmir caddelerinden kesin olarak 7 Haziran 1954 tarihinde kaldırılmıştır.

Kaynak : Google Images / 

Avrupanın En Büyük Doğal Yaşam Alanı İzmir Doğal Yaşam Parkı

Avrupa’nın en büyük doğal yaşam alanı olan, İzmir Doğal Yaşam Parkı, açıldığı ilk günden beri çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Türkiye’nin ilk hayvanat bahçesi olarakKültürpark’tan 2008 yılında Çiğli, Sasalı’ya taşınan park, 425.000 m²’lik geniş bir alana sahip. İçerisinde tel ve kafes bulunmayan alanda, 120 türden 1,500 hayvan, 3,000 kadar ağaç ve 250 farklı bitki türünü görmek mümkün.
İzmir’de gezilecek yerler arasında bulunan Doğal Yaşam Parkı’ndaki hayvan türleri saymakla bitmiyor. Kuğu, ördek, su kuşları, mirket, yer sincabı, pelikan, Afrika savanı, deve, lemur, aslan, Asya fili bunların yalnızca birkaçı arasında. Burada bulunan Tropik Merkez’de timsah, yılan ve meyve yarasaları gibi türleri de görmek mümkün.

 Parkın küçük ziyaretçileri de unutulmamış. Çocuklar için özel hazırlanan alan, hem çocukların eğlenerek öğrenmesi hem de ailelerin çocuklarını güvenle bırakıp baş başa vakit geçirmeleri için ideal.

Çocuk Hayvanat Bahçesi içerisinde küçük atlar, cüce keçiler, tavşan, tavuk ve kaplumbağalar bulunuyor. Parka gelen çocuklar, beslenme saatlerindeki hayvanları bakıcıların gözetiminde besleme ve onlarla fotoğraf çektirme şansı buluyor.
Türkiye’de doğan ilk fil “İzmir” bebeğe de ev sahipliği yapan park, ayrıca Fuar Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan ve 2007’de hayatını kaybeden fil Pak Bahadur için bir anıt mezara da sahip.
Gezi güzergahındaki aslan, kaplan ve pumaların bulunduğu alanlar, camla çevrilerek ziyaretçilerin daha yakından izlemesi sağlanıyor. Gelenler ayrıca, dışarıdan tamamen izole edilen kanatlı barınağında hiçbir engelle karşılaşmadan dolaşabiliyorlar.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan park, 2011’de Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği’ne (EAZA) üye olmaya hak kazanan yerler arasında. EAZA, toplamda 41 ülkeden 345’ten fazla üyesi ve tehlike altındaki türlere dikkat çeken kampanyalarıyla tanınıyor.
Alanda bulunan hayvan mutfağında ayrı ayrı oluşturulan EAZA standartlarındaki beslenme programları ile park sakinlerinin sağlıkları da gözetim altında tutuluyor.

Sasalı doğal yaşam parkına nasıl gidilir

İzmir çevresinde görülecek yerlerden biri olan Sasalı’ya ulaşım Karşıyaka İskele’den kalkan 777 numaralı belediye otobüsü ile sağlanıyor. Özel araçların yanı sıra, sahildeki bisiklet yolu da en çok kullanılanlar arasında. Alan, yazları kapılarını haftanın 7 günü sabah 09.00’dan, hafta içi 18.30 (hafta sonu 19.30), kış mevsiminde ise 16.30’a kadar ziyaretçilerine açıyor.
KONUM için TIKLAYINIZ
Kaynak : gezgintech.com / Google Maps /