Category: Genel

İzmir Merkezde Mutlaka Gezilmesi Gereken 10 Yer

İzmirlilerin Bile Pek Bilmediği Merkezde Gezilesi 10 Yer

10. St. Polycarp Kilisesi

St. Polikarp Kilisesi’nin süslemeleri görenleri büyülüyor.
Kentin en eski yapılarından olan St. Polycarp Kilisesi‘nin tarihi 1625 yılına dayanıyor. Kilise, Romalılar tarafından yakılarak öldürülen ve daha sonra Aziz ilan edilen St. Polikarp’a ithaf ediliyor. Mimari özellikleri ile ilgi çeken yapıda St. Polikarp’ın hayat hikayesinin anlatıldığı freskler görülmeye değer.
İzmir’de şehrin kalbinin attığı Konak’ın Çankaya semtinde bulunan kilise, Cumhuriyet Meydanı, Konak Meydanı, Kemeraltı Çarşısı, Kordon ve Pasaport İskelesi’ne eşit uzaklıkta. Kilise, kent merkezini gezenlerin listesine dahil etmesi gereken yerler arasında.

9. Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi, Bornova

Botanik Bahçe, şehrin içinde doğaya kaçmak isteyenler için oldukça uygun.
Bornova‘da Ege Üniversitesi Kampüsü içerisinde bulunan Botanik Bahçesi, 1962’den bu yana koleksiyonunu ziyaretçilere sunuyor. Birçok canlı ve cansız bitkinin yer aldığı uygulama ve araştırma merkezi, alanda araştırma yapanların olduğu kadar, farklı bir deneyim yaşamak isteyenler tarafında da tercih ediliyor.
Su kaplumbağaları ve Japon balıklarının gözlemlenebildiği havuz, özellikle çocuklu ailelerin ilgisini çekiyor. İzmir kent merkezinde görülecek yerler arasında benzersiz bir seçenek sunan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi, önemli nefes alma merkezlerinden biri.

8. Teleferik Tesisleri, Balçova

Teleferik Tesisleri 8 yıl aradan sonra Temmuz 2015’te yeniden açıldı.
Balçova’da bulunan Teleferik Tesisleri, İzmir’in en güzel manzarasına sahip yerlerden biri. Uzun bir aradan sonra yeniden açılan Teleferik, eşsiz İzmir manzarasıyla ziyaretçilerini etkilemeyi başarıyor.
İzmir kent merkezinde en iyi yürüyüş rotaları arasında da gösterilen Teleferik’e, trekking, spor ve doğa tutkunları da ilgi gösteriyor. Teleferik, yeme-içme tesisleri ve farklı lezzetler sunan restoranıyla haftasonu kahvaltısı ve akşam yemekleri için de tercih edilebilir.

7. İzmir Doğal Yaşam Parkı, Sasalı

Sevimli fil “İzmir”, ailesiyle yürüyüş yaparken izlenebiliyor.
Avrupa’nın en büyük doğal yaşam parklarından biri olan İzmir Doğal Yaşam Parkı,Çiğli, Sasalı‘da 2008 yılından beri ziyaretçi ağırlıyor. Tam 425,000m²’lik alana kurulan parkta dünyanın birçok yerinden getirilen hayvanlar bulunuyor.
Klasik hayvanat bahçelerinden farklı olarak, kafes ve telin olmadığı bu alanda, park sakinleri kendi doğal ortamlarındaymış gibi rahatça yaşamaya devam ediyor. 1,200 türden 1,500 hayvana, 3,000 ağaç ve 250 bitki türüne sahip doğal yaşam parkı, İzmir’e gelenler için iyi bir gezi alternatifi.

6. Karşıyaka Çarşı

Karşıyaka Çarşısı’nda hareket bir an bile durmuyor.
İzmir’in öte yakasında, ‘karşı’da yer alan Karşıyaka Çarşı, ilçenin en hareketli noktası. Taraftarlar için eğlence, kadınlar içinse alışveriş anlamını taşıyan çarşıda, akla gelebilecek her şeyi bulabilmek mümkün.
Karşıyaka Vapur İskelesi’nin hemen karşısında bulunan Kemalpaşa Caddesi ve bu caddeyi kesen ara sokaklardan oluşan bu hareketli merkezde yapılacak alışverişin ardından kokoreç, döner, midye gibi lezzetlerin tadına bakılabilir. Yemeğin ardından turşu suyu, Türk kahvesi ile çarşı turunu noktalamayı unutmayın.

5. İzmir Saat Kulesi, Konak

İzmir Saat Kulesi İzmir’in en önemli meydanlarından Konak Meydanı’nda yer alıyor.
Ege’nin incisi nasıl İzmir ise, İzmir’in incisi de Saat Kulesi olarak biliniyor. 1901’deSultan Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıldönümü için yaptırılan kule, şehrin simgesi durumunda. Kentin en bilinen buluşma noktası haline gelen mekanın etrafında, gezilmesi gereken birçok farklı yer bulunuyor.
Kentin kurtuluşunun simgelerinden olan Hükümet Konağı, 18. yy Osmanlı sanatının en zarif örneklerinden Konak Yalı Camii ve İzmir’in en canlı alışveriş mekanı Kemeraltı, gün batımının en güzel izlendiği noktalardan Pasaport Vapur İskelesi ve gençlerin ilgi gösterdiği Kordon, Saat Kulesi’ne gelenlerin bir sonraki gezeceği yerler arasında.

4. Kültürpark, İzmir Fuar Alanı, Konak

Fuar alanı, İzmir’in nefes alma merkezlerinden biri.
Çoğu zaman İzmir Enternasyonal Fuarı olarak bilinen Kültürpark, 1936’dan beri etkinliklerine devam ediyor. Türkiye’nin en eski fuarı olan İzmir Fuarı, kentin soluk alma noktaları arasında yer alıyor. Konak’ta Basmane ile Alsancak arasında bulunan Kültürpark, 8,000’den fazla ağaç varlığı ile de dikkat çekiyor.
Her yıl hediyelik eşya, kitap gibi birçok fuara ev sahipliği yapan alanda açıkhava tiyatrosu, lunapark ve sergi salonları da bulunuyor. Günün her saati spor yapanlara rastlayabileceğiniz fuarda, kulaklığınızı takıp müziğinizi dinleyip, yıllara meydan okuyan ağaçların altında dinlenebilirsiniz.

3. Kordon, Alsancak

İzmir Limanı’ndan Pasaport Vapur İskelesi’ne uzanan Kordon İzmir’in simge yerlerinden.
Yıllara meydan okuyan Türk filmlerinin vazgeçilmez yürüyüş rotalarından Kordon, İzmir denildiğinde ilk akla gelen yerlerden. Cumhuriyet Meydanı’ndan İzmir Limanı‘na kadar uzanan bu alan, özellikle çimlere uzanıp denize karşı bira yudumlayan gençlerin gözdesi.
Gerek deniz kenarındaki oturma yerleriyle, gerek yemyeşil çimleriyle, gerekse de birbirinden güzel kafe ve restoranlarıyla Kordon, İzmirlilerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Her daim kalabalık olan bu alanda, isteyenler için fayton gezisi seçeneği bile bulunuyor.

2. Asansör, Karataş

Asansör, İzmir’deki en güzel manzaralardan birini görme fırsatı sunuyor.
Asansör denilince akla genelde apartmanlarda görmeye alışık olduğumuz bir sistem geliyor. Ne var ki Karataş’ta bulunan Asansör, bildiklerimizden biraz farklı. Burası, birbirinden farklı yükseltide bulunan iki cadde arasında işleyen asansörlerin kulesi aslında.
Mithatpaşa Caddesi ve Halil Rıfatpaşa Caddesi arasındaki 58 metrelik mesafe Tarihi Asansör ile kolaylıkla birleşiyor. Konak Meydanı’na 10 dakikalık uzaklıkta bulunan Asansör’ün restoranında yemek yiyebilir, terastan İzmir manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz.

1. Kemeraltı, Konak

Tarihi Kemeraltı Çarşısı her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.
Kemeraltı, yüzyılı aşan tarihiyle, İzmir’in en canlı alışveriş mekanı. İstanbul’daKapalıçarşı’yı, Ankara’da eski Maltepe Pazarı’nı bilenler için burayı canlandırmak pek de zor olmuyor. Konak Meydanı’nın yanı başında yer alan çarşıyı her gün binlerce kişi ziyaret ediyor.
Her türlü ihtiyacın bulunabildiği çarşı, dönercilerden, kıyafet mağazalarına, bebek malzemelerinden, sünnetliklere, nargileden, gelinlikçilere geniş bir yelpaze sunuyor. Ayrıca çarşıda cezbeden muhteşem kahve kokusu, içilebilecek en güzel kahvelerin yapıldığı dükkanlara da yol gösteriyor.
İzmir gezilip görülmesi gereken tarihi yerleri ile olduğu kadar, çevresinde de çok sayıda gezilmesi gereken yerlere yakınlığıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin en yaşanabilir kentleri arasında bulunan İzmir, yılın her dönemi tatil yapmak için gelenlerin gözdesi. Şehir, kendi içinde barındırdığı tarih, doğa ve kültür mirası ile ziyaretçilerini bekliyor.

İzmir Plajlarının Kalitesi Hızla Yükseliyor – Mavi Bayrakta % 62 Artış

İzmir Plajlarının Kalitesi Hızla Yükseliyor – Mavi Bayrakta % 62 Artış

2006 yılında 29 olan İzmir’deki mavi bayraklı plaj sayısı, 2016 yılında yüzde 62 artışla 47’e yükseldi. Bu artışta en büyük rolü, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sahil bölgelerinde hayata geçirdiği ileri biyolojik arıtma tesisleri rol oynadı.

Türkiye Çevre Eğitim Vakfı’nın 2016 yılı verilerine göre “Mavi Bayrak” uygulaması yapan 44 ülke içerisinde Türkiye, İspanya’nın ardından ikinci oldu. “Mavi Bayraklıö plajsayısını bu yıl 47’e çıkaran İzmir, böylece 10 yılda yüzde 62’lik artış sağladı. 2016 yılı sezonunda Çeşme’de 10 adet, Foça’da 7, Dikili’de 5, Seferihisar’da 13, Menderes’te 11Selçuk ile Karaburun’da 3’er tane olmak üzere İzmir’deki toplam 47 sahil noktasına mavi bayrak verildi. İzmir’deki mavi bayraklı plaj sayısındaki artışta en büyük rolü, Büyükşehir Belediyesi’nin sahil bölgelerinde hayata geçirdiği ileri biyolojik arıtma tesisleri rol oynadı.

DENİZ SUYU KALİTESİ, MAVİ BAYRAK SAYISINI ARTIRDI
Güvenli ve sağlıklı yüzmenin dünyadaki en önemli unsurlarından biri olan mavi bayrağın İzmir’de herkesi gururlandıracak seviyelere geldiğini belirten Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Mavi Bayrak İzmir, Aydın ve Kuzey İlleri Koordinatörü Doğan Karataş şu bilgileri verdi:
“Mavi Bayrak verirken deniz temizliğini, çevrenin korunmasını, insanların güvenliğini güvence altına alan 33 kriterimiz söz konusu. Son yıllarda, İzmir kıyı turizminde yaşanan hareketlenmeyle birlikte Mavi Bayrak sayılarında artış olmuştur. 10 yıl içerisinde İzmir’de bayrak sayıları hızla artmaktadır. Bu artışın, hem turizmden daha fazla pay alınmak istenmesi hem de deniz suyu kalitesinin artmasına bağlı olduğunu söylemek mümkündür. Mavi Bayrak artışını belirleyen iki temel unsur bulunmaktadır. Birincisi, Mavi Bayrak çalışmaları gönüllülüğü esası ikinci nokta ise deniz suyu ve arıtma sistemlerinin yeterliliği. Mavi Bayrak başvurularında bakılan iki ana ön koşul deniz suyu kalitesi ve plajın bulunduğu bölgede arıtma sistemlerinin varlığıdır.”

İZMİR’İN 61 ARITMASI VAR
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı’nın açıkladığı 2016 yılı Mavi Bayrak Ödülleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne de haklı bir gurur yaşattı. 2004 yılında devreye giren Belediye Yasası ile birlikte sınırlarını büyüten İzmir Büyükşehir Belediyesi, adeta bir arıtma seferberliği başlatarak kentin yarımada dahil tarım, turizm havzalarını kirlilikten kurtardı. Bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa standartlarındaki 18 ileri biyolojik, 37 biyolojik ve 6 doğal atık su arıtma tesisiyle bu alanda Türkiye’nin lider kentini yarattı.

MAVİ BAYRAK NEDİR?
Mavi Bayrak, gerekli standartları taşıyan nitelikli plaj ve marinalara verilen uluslararası bir çevre ödülü. Plajlar için 33, marinalar için 24 mavi bayrak kriteri bulunuyor. Bu kriterler plajda yüzme suyu kalitesi, çevre eğitimi ve bilgilendirme, çevre yönetimi, can güvenliği ve hizmetler başlıkları altında toplanıyor. 15 gün arayla iki parametrede ve sezon süresince deniz suyu numunesi alınıp mikrobiyolojik düzeyde analizlerin yapılması, tesisin paket arıtma tesisi veya belediyenin arıtma tesisi kurmuş olması önemli kriterlerin başında yer alıyor. Mavi bayrak adayı plajlar için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen numune noktalarından Mayıs ayı başı ile Eylül ayı sonuna kadar sezon boyunca deniz suyu numunesi alınıyor.
Antalya ve Muğla’nın ardından Türkiye’de en fazla Mavi Bayrak’a sahip üçüncü kent olan İzmir, ileri biyolojik atıksu arıtma tesisleri bakımından ise liderliği bırakmıyor. Aziz Kocaoğlu’nun başkanlığından itibaren atıksu arıtma tesisi yatırımlarına büyük önem veren İzmir Büyükşehir Belediyesi, böylece “temiz deniz-temiz sahillerö hedefine ulaşmada çok önemli bir misyonu da yerine getiriyor.

Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – Fotoğraf Galerisi

Bostanlı kıyıları göz kamaştırıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Bostanlı kıyılarında yapılan düzenleme, bölgeye yepyeni bir çehre kazandırdı. 

Bostanlı Deresi’nin denizle buluştuğu kesim rekreasyon alanı olarak düzenlenirken, dere üzerinde kurulan yaya köprüsü, ahşap kaplamalı gün batımı platformu, şezlonglar ve özel kent mobilyalarıyla Karşıyakalılar yeni bir buluşma adresine kavuştu.

(Kaynak/DHA)

11. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 1

dd

​İzmir Büyükşehir Belediyesi, körfez kıyılarını yeniden düzenleyerek kentlileri denizle daha fazla buluşturmak amacıyla başlattığı çalışmalara bir yenisini ekledi. 

Bu kapsamda yapılan Bostanlı Deresi Yaya Köprüsü ve Bostanlı Rekreasyon Alanı Çevre Düzenlemesi 1. Etap çalışmaları tamamlandı. Yapılan düzenlemelerle bölgenin çehresi değişirken alan şimdiden yeni bir buluşma noktası haline geldi.

10. Günbatımı Platformu”nda Akşam Keyfi

dd

​Yaklaşık 10 milyon TL’ye mal olan proje kapsamında 37 bin m² alanda çevre düzenlemesi yapıldı. Bostanlı Deresi üzerinde 46 metre uzunluğunda, yaya sürekliliğini sağlayacak ahşap-çelik yeni bir yaya köprüsü inşa edildi. 

Bölgeye görsel anlamda zenginlik katan bir diğer uygulama ise zemini ısıl ahşap malzeme ile kaplanan “Gün Batımı Platformları” oldu. Bu alanda suni bir tepe oluşturularak ağaçlandırıldı, ağaç altında ahşap platformların ve şezlongların olduğu, günbatımının izlenebildiği sakin bir dinlenme-buluşma alanı yaratıldı.

Bostanlı Rekreasyon Alanı’nda fıskiyeli bir havuz ve küçük etkinliklere imkan veren bir de meydan oluşturuldu. Bostanlı deresi içine ise yüzer bir platform yapıldı.

9. Günbatımı Platformu”nda Akşam Keyfi – 1

dd

​Rekreasyon alanına piknik masaları, masa tenisi ve satranç masaları ile oturma birimleri yerleştirilerek yeni kullanım alanları oluşturuldu. Yaya yolu boyunca kent mobilyaları, bitkisel peyzaj, genel ve dekoratif aydınlatmalar yapıldı.

Bisiklet yolu Mavişehir yönüne doğru yenilenirken, mevcut “Bisim” park alanının büyütülerek kıyı hattında beğeni gören bisiklet parklarının kullanımına bu bölgede de devam edileceği bildirildi.

8. Engelli Çocuklar Da Unutulmadı

dd

​Bostanlı sahilindeki proje kapsamında, her yaş grubunun ve engelli çocukların da kullanımına uygun modern bir çocuk parkı oluşturuldu. Çocuk oyun parkında çim tepeler, tepelerden inen kaydıraklar, trambolin, denge elemanları, salıncaklar, engelli salıncağı, tahteravalli gibi oyun elemanları ve oturma grupları yer alıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bostanlı Deresi Yaya Köprüsü ve Bostanlı Rekreasyon Alanı Çevre Düzenlemesi’nin Bostanlı Balıkçı Barınağı’na kadarki bölümü kapsayan 2. Etabı için de bu yıl ihaleye çıkacak.

7. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 2

ddd

6. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 3

dd

5. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 4

ee

4. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 5

ee

3. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 6

ee

2. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 7

ee

1. Bostanlı Kıyıları Göz Kamaştırıyor – 8

ee

Bir İzmir Efsanesi Boyoz nedir? Nasıl Yapılır?

Sadece İzmir’de üretilen, İzmirlilerin diğer illere kesinlikle yayılmasını istemedikleri İzmir’e özgü bir hamur işi.

Tel tel, incecik yufkarın bir araya getirdiği yuvarlak hamur işi. Yerken kendinizden geçer, kaç tane yediğinizi sayamassınız. Yanında kaynamış yumurta da varsa off.

Boyoz Hakkında Ansiklopedik Bilgi : Boyoz 1492’de Türkiye’ye yerleşen Sefaradlar tarafından Anadolu ve özellikle İzmir mutfağına katılmış, İzmir damak tadı ile özdeşleşmiş, mayasız bir hamur işidir.

Boyoz, İspanyolca yazılışıyla bollos, “küçük somun” anlamına gelen bollo sözcüğünün çoğuludur. İspanyolca iki L harfi Y sesiyle okunur. Birçok mutfakta çörek, börek benzeri unlu mamüllerin Sefarad kültürüne özgü bir uygulamasıdır.

Boyozun ilk çıkışını atık hamur malzemesinin değerlendirilmesine bağlayan kaynaklar bulunmaktadır. İzmir dışında hiçbir şehirde ticari olarak piyasaya sunulmadığından İzmir’in böreği olmuştur. Rivayete göre, İzmir’de boyozun en iyisini Boyozcu Avram Usta yapmış, o öldükten sonra İzmir’de boyozlar “Avram Usta’nın boyozu” adı altında satılmıştır. Avram Usta’nın devrettiği geleneği günümüzde Alsancak Dostlar Fırını yaşatmaktadır.Karşıyaka’da ise sabahları rağbet gören Atakent Cafe Blue önündeki Börekçi Dayı’dır.

Erdem Usta’nın tarifine göre, öncelikle hamur yoğrulup top şeklinde 2-3 saat tavada dinlendirilir. Daha sonra elle tabak genişliğinde açılıp bir süre daha dinlendirilen hamur, daha sonra yine elle sallanır ve tekrar açılır ve rulo yapılıp 1-2 saat daha dinlendirilir. Kulak memesi kıvamında kopma noktasına geldiğinde tavalara sıralanır ve küçük toplar halinde kesilerek yarım saat ile bir saat arasında nebati yağ içinde bekletilir. Çok yüksek ateşte tepsi ile fırınlanmadan önce kat kat, ipince açılmış olan milföy yufkanın arasına içlik malzemesi (peynir, ıspanak vs.) konur. Ticari satılan boyozlar boş olarak yapılırsa da gerçek boyoz boş yapılmaz. Hamurun özelliği un, çiçek yağı ve tahin karışımı ve tuzlu olmasıdır.

Ev Yapımı Boyoz Tarifi :

Malzemeler
500 gram un
1 tatlı kaşığıtuz
1/2 tatlı kaşığıtoz şeker
3/4 su bardağıayçiçek yağı (arzuya göre zeytinyağı)

Püf Noktası

Hamuru dinlendirme sürelerine uymanız ve bolca yağladığınız hamurları mümkünse mermer bir tezgah üzerinde olabildiğince ince açmanız gerekmektedir.

Pişirme Önerisi

Arzuya göre tahinli, peynirli, patatesli, ıspanaklı ya da kabaklı boyozlar hazırlayabilirsiniz.

Nasıl Yapılır?

Elediğiniz unu derin bir karıştırma kabı ya da mutfak tezgahı üzerine alın.

Toz şeker ve tuz ilave ettiğiniz una azar azar ılık su ekleyerek hamuru yoğurmaya başlayın. (500 gram un için yaklaşık 250 ml. ılık su)

10-15 dakika kadar sürekli yoğurduğunuz hamurdan kulak memesi yumuşaklığından bir parça daha sert olacak bir hamur hazırlayın.

Üzerini streç filmle kapladığınız hamuru, oda sıcaklığında 20 dakika kadar bekletin.

Dinlenen hamuru rulo şeklinde açtıktan sonra ceviz büyüklüğünde hamur bezeleri hazırlayın.

Üzerini nemli bir bezle örttüğünüz hamur bezelerini oda sıcaklığında 20 dakika kadar bekletmeye devam edin.

Dinlenen hamurları merdane yardımıyla yuvarlak şeklinde açın. Üzerlerini ayçiçek yağıyla yağladığınız hamurları, üst üste koyduktan sonra olabildiğince ince bir hal alana kadar açın.

Yağlı hamurları açma işlemini mümkünse mermer bir tezgah üzerinde yapmanız hamurları açma işlemini oldukça kolaylaştıracaktır.

Üst üste dizdikten sonra incecik açtığınız yağlı hamur katlarını, zarf şeklinde katladıktan sonra rulo şeklinde sarın.

Hazırladığınız yağlı hamur rulosunu oda sıcaklığında son kez 20 dakika kadar bekletin.

Fırını 200 derecede önceden ısıtın. Fırın tepsisinin üzerini yağlı kağıtla kaplayın.

Dinlenen yağlı hamurdan 3-4 cm. büyüklüğünde hamur parçaları kesin.

Elinizde hafifçe yuvarladığınız hamur parçalarının orta kısımlarına baş parmağınızla bastırdıktan sonra fırın tepsisine aralıklı olarak yerleştirin.

Fırının orta katında üzerleri kızarana kadar pişirdiğiniz boyozları sıcak olarak bekletmeden servis edin.

Servis Önerisi

Sıcak boyozları, katı yumurta eşliğinde servis edebilirsiniz.

Bu da Profesyonel “Boyoz Nasıl Yapılır” Videosu:

Foça’dan, Demokrasi Mitingi’ne denizden çıkarma


Foça’dan, 4 Ağustos’ta Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenecek Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi’ne katılacaklar için ücretsiz gemi seferi düzenleneceği bildirildi.

TURYOL’a ait 750 kişilik Metin Yılmaz adlı geminin mitingin yapılacağı 4 Ağustos Perşembe günü saat 15.30’da Foça’dan hareket edeceği belirtildi. Mitingin sona ermesini arından Foçalılar’ın yine aynı gemiyle ilçeye dönebilecekleri kaydedildi.

CHP Foça İlçe Başkanı Günal Biçer, partilerinin Atatürk ilke ve inkılaplarına sonuna kadar bağlı olduğunu, hiçbir darbeyi onaylamadığı gibi tüm darbelerden en çok çeken ve zarar gören parti olduğunu söyledi. Mitingi partisinin düzenlemesine rağmen bu kez sadece partilililerle değil tüm Foçalılar yola çıkacaklarını vurgulayan Biçer, “Ellerimizde sadece Türk bayrakları olacak. Tüm yurtsever insanlarımızla birlikte parti ve siyasi görüş ayrımı olmaksızın bir araya gelecek, demokrasiye, cumhuriyetimize, laikliğe, özgürlüklere sahip çıktığımızı dünyaya haykıracağız. İlçemizdeki siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının üyelerini, vatanına ve demokrasiye sahip çıkan tüm vatandaşlarımızı ‘Demokrasi Vapuru’nda yerini almaya davet ediyorum” dedi.

Seyfi GÜL / FOÇA (İzmir), (DHA)

İzmir’in Bunksy’si Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

İzmir’in Bunksy’si Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

Herkes metropollerde tanınan Banksy, JR, Leo gibi sanatçıları bilir. Peki İzmir gibi bir şehirde sokaklarda neler oluyor? İzmir’de graffiti yok denmesine karşılık Alsancak, Karşıyaka gibi merkezi yerlerde bir çok graffiti çalışması ile yer alan alan bir sanatçı var. Nconen. Sıradan graffitiler yerine daha sanatsal çalışan ve kimliğini bu zamana kadar gizleyebilmiş bir sanatçı. Özellikle son aylarda yayınladığı 4k graffiti videosuyla yavaş yavaş sesini duyurmaya başladı. Lafı uzatmadan çalışmalarına bakalım.

Nconen – No More Walls | İzmir Graffiti 4K

1 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

2 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

3 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

4 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

5 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

6 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

7 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

8 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

9 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

10 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

11 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

12 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

13 – Nconen ve Süslediği İzmir Sokakları

Mutlaka Gidilmesi Gereken İzmir Cenneti Tire

Mutlaka Gidilmesi Gereken İzmir Cenneti Tire

Tire, tarihi ve kültürel geçmişi ile İzmir çevresinde gezilecek yerler arasında bulunuyor. İzmir kent merkezine 80 km uzaklıktaki bu ilçe, tarih boyunca çok sayıda uygarlığa ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Burada, Hitit, Frigya, Lidya, Helen, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı izlerine rastlamak mümkün.

Yeşilin her tonunu bulunduran doğasından dolayı “Yeşil Tire” olarak adlandırılan ilçeye özellikle İzmir ve çevre illerden çok sayıda ziyaretçi geliyor. Burası, salı günleri kurulan pazarı, meşhur şiş köftesi, envai çeşit otlarla yapılmış yemekleri ve gezilecek pek çok tarihi yeriyle ziyaretçilerin beğenisini topluyor. Bizler de Tire’de gezilecek yerler listesi hazırladık.


1. Kaplan Köyü (KONUM için TIKLAYINIZ)

Kaplan Dağ Restoran, yeşillikler içindeki konumuyla ilgi görüyor.

Kaplan, asırlık kestane, ceviz ve çınar ağaçları arasında bir dağ köyü. Yemyeşil doğanın içinde ve tatlı su kaynaklarının arasında buranın en meşhur restoranı Kaplan Dağ Restoranı bulunuyor. Türkiye’nin en iyi 10 restoranı listesine girmeyi başaran bu yer, ot yemekleri ağırlıkta olmak üzere otantik Ege mutfağının leziz menülerini sunuyor. Kabak çiçeği dolması, lor tatlısı, Tire köftesi ve ot kavurması burada tadılabilecek lezzetlerden yalnızca birkaçı. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, gelmeden önce rezervasyon yaptırmış olmak.


2. Tire Pazarı (KONUM için TIKLAYINIZ)

Neredeyse her sokağa yayılan tezgahların önü, bir an olsun boş kalmıyor.

İlçenin tüm sokaklarına yayılan pazar, salı günleri kuruluyor. Tire Pazarı öyle ünlü ki İzmir, Selçuk ve Kuşadası’ndan çok sayıda ziyaretçi buraya geliyor. Her salı sabahı okunan “Pazar Duası” ile esnaf, bolluk bereket ve kazanç dileyerek tezgahlarını açıyor. Toplamda 1,700’den fazla tezgaha sahip pazarda, mevsimine göre çok sayıda ot alınabiliyor. Burada ayrıca iğne oyaları, kanaviçeler, keçe ve urgan gibi az bulunan el işi ürünleri de bulmak mümkün.


3. Yoğurtluoğlu Külliyesi (KONUM için TIKLAYINIZ)

Külliye, oldukça geniş bir alanı kaplıyor.

Kurucusu Yoğurtoğlu Mustafa Bey olan külliye, 15. yy’dan günümüze ulaşan yapılardan. Halk arasında Yavukoğlu Camii olarak da bilinen Yoğurtoğlu Külliyesi, harem, geniş bir avlu, kütüphane odası ve 14 medrese odasına sahip. Uzun bir restorasyon sürecinden sonra 2005 yılında yeniden ibadete açılan camiinin, daha önceleri yoksul barınağı olarak kullanıldığı biliniyor. Bina farklı mimarisi ve nefes aldıran avlusuyla gelenlerin beğenisini topluyor.
4. Necip Paşa Kütüphanesi (KONUM için TIKLAYINIZ)

Kütüphane, 188 yıldır hizmet veriyor.

Gürcü Mehmet Necip Paşa tarafından 1827’de yaptırılan Necip Paşa Kütüphanesi, yörenin en önemli kültür mirasları arasında yer alıyor. Paşa, sarayda bulunmanın avantajıyla çok sayıda değerli kitaba sahip olması ve bunları kütüphaneye bağışlamasıyla tanınıyor. Ayrıca buranın uzun zaman ayakta kalması için bir vakfiye kurduğu da biliniyor. Şimdilerde Necippaşa Vakfı’na ait özel olarak bakıma alınan 671 cilt kitap, Türkçe ve yabancı toplamda 9 bin civarında basılı kaynak ziyaretçilerle buluşmaya devam ediyor.
5. Ali Baba Tekkesi (KONUM için TIKLAYINIZ)

Tekke, tepedeki konumuyla en gözde dinlenme alanlarından.

Geçmişten günümüze gelen Ali Baba Tekkesi, Anadolu’daki Ahilik geleneğinin devamını yansıtan en eski yerlerden biri. Şimdilerde burası, Anadolu’nun sayılı Bektaşi dergahlarından biri olma özelliğini taşıyor. Evliya Çelebi’nin kendisinden Ahi Babası olarak bahsettiği Ali Baba’nın burada yaşadığı düşünülüyor. Bu yüzden tekke, içerisinde çeşitli Bektaşi babalarının mezarlarını da barındırıyor. Dergah, aynı zamanda konumu ve bakımlı arazisiyle bölgenin en gözde piknik alanlarından biri.

6. Tire Müzesi (KONUM için TIKLAYINIZ)


Müze, oldukça farklı eserlere ev sahipliği yapıyor.

Arkeoloji ve Etnografya müzesi olan Tire Müzesi, 1935’te Halil Yahşibey tarafından yaptırılıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tire Darphanesi’nde basılan gümüş paralar, müzenin değerli eserleri arasında bulunuyor. Bunların özellikle nakışlı olanları dünyanın saygın koleksiyonlarında kendilerine yer buluyor. Taşınır kültür varlıkları iki salonda gösterilen yerde, arkeoloji bölümü de çok sayıda farklı esere sahip. Antik çağlardan kalma ürünler, el yazması Kur’an-ı Kerim’ler, tablolar, halılar ve özel kitabeler burada görülmeye değer eserler arasında bulunuyor.

7. Tahtakale Hamamı (KONUM için TIKLAYINIZ)

Hamamın önünde açılan dükkanlar, ziyaretçilerin beğenisini topluyor.

Halil Yahşi Bey tarafından yaptırılan Tahtakale Hamamı, Tire’nin en seçkin hamamlarının başında yer alıyor. Hamam, mimari özellikleri, estetik yapısı ve tuğla zenginliğiyle görenlerin beğenisini topluyor. Tire’de görülmeyen simetrik mimari özellikler göstermesi burayı daha da önemli hale getiriyor. Yangında zarar gören hamam, girdiği restorasyonun ardından bir bölümü mağaza ve Beledi dokuması tezgahı olmak üzere ziyaretçilere açılıyor.


8. Theos Mozolesi (KONUM için TIKLAYINIZ)

Anıt mezarın kime ait olduğu hala bilinmiyor.

Halkapınar Köyü’nde yer alan anıt mezar, günümüzde kime ait olduğu konusunda hala tartışma konusu olan yerlerden. MÖ 246’da Efes’te ölen Selevkos Devleti krallarından II. Theos adına yaptırıldığı düşünülen anıt mezarın çevresinde, arkaik çağdan kalma bir Tümülüs bulunuyor. Büyük bir kaide üzerine kurulan Theos Mozolesi, çatısındaki dekoratif grifonlar ve taş vazo tasvirleriyle dikkat çekiyor. Lahdin üzerinde yarı uzanmış kişi figürünün ise, mezarın sahibini temsil ettiği düşünülüyor.

Tire, sahip olduğu tarihi ve kültürel yerleriyle oldukça dikkat çeken yerlerden biri. Özellikle kendine has lezzetleriyle öne çıkan bu şirin ilçe, yemyeşil doğasıyla gelenlere keyifli vakit geçirmeyi vaat ediyor. İzmir ve çevresinden gelenlerin yanı sıra farklı bölgelerden ziyaretçilerin de sevdikleri durak noktalarından olan yerde, hareketlilik pek azalmıyor.

İzmir’in 29 İlçesi ve Anlamları

İzmir’in 30 İlçesi ve Anlamları
Türkiye’nin Ankara ve İstanbul’dan sonra 3. büyük şehri olarak kabul edilen İzmir ili kuşkusuz Türkiye’nin en güzel ili. Göz alması, şehir planlamasındaki hatalar, rant uğruna betonlaşma ne kadar hızlı ilerliyor olsa da İzmir kısmi ölçüde doğal güzelliğini hala yitirmedi diyebiliriz.
Bu güzel ili oluşturan ilçelerin tarihi yapısı içinde isimlerinin nasıl şekillendiğini sizler için derledik…

1 – Aliağa

Adını Ali Ağa adındaki bir kişinin çiftliğinden alan Aliağa’nın kuruluşunun 4. Murat dönemine kadar uzandığı bilinmektedir. Bir söylenceye göre; çiftliğin sahibi Ali Ağa, bir suç işler. İstanbul’da ölüme mahkum edilir. Avustralyalı Baltacı Edwars  (sonradan Müslüman oldu ve Kenan adını almıştır) tarafından bu cezadan kurtulur. Ali Ağa bu can bağışının altında kalmaz ve adını değiştirmemek koşulu ile çiftliğini Edwars’a bırakır. Edwars buraya üç katlı bir malikâne yaptırır. Aliağa’nın ilk yapısı budur.
2 – Balçova

Eskiden Ayesefit olarak kullanılan köyün adı, köy arazisinin büyük bir kısmının balçık olması nedeniyle, Balçık Havi olarak değişmiş ve daha sonra söylene söylene Balçık Ova birleşerek bugünkü ismi olan Balçova adını almıştır. 
3 – Bayındır

Bayındır ilçe merkezinde Bizanslılar döneminde yerleşimin bulunduğu ancak Selçukluların gelişi ile Orhan Gazi tarafından 14. yüzyılın başlarında 24 Oğuz boyundan Üçoklar’ dan biri olan Bayındır Türkmen Boyunun kendi adı ile yeni bir yerleşim oluşturduğu bilinmektedir. 
4 – Bayraklı

Bayraklı adı hakkında var olan söylencelerden ilki; Batı Anadolu kıyılarını kendilerine insan kaynağı olarak seçen Türk korsanlar ile ilgilidir. O dönemde Akdeniz’e hakim olan denizciler her yıl İzmir’e gelip, bayraklar açarak levent toplarlar. “Solumadan can vermek, terlemeden mal kazanmak isteyen bayrağımız altına gelsin” sözleriyle gönüllü çekmeye çalışılır. Bayraklar, günümüzdeki Bayraklı’nın bulunduğu yerde açılmakta ve gönüllüler orada yazılmakta olduğu için yörenin adı yıllar içinde Bayraklı olarak kalır.
5 – Bergama

Helenlerden çok önce Batı Anadolu’da Pelasglar ve Luvi halkı yaşardı. O zaman Bergama’nın adı Parg-a-uma idi. Perg=Berg Arapçadaki Burç anlamına geliyor, kale demektir. Uma ise, “halk” demektir. Pergamon adı ise, Helenleşmenin başlamasıyla dönüşen bir kelimedir. Bugün Bergama adı aslında ilk kullanılışı olan Pargauma’ya daha çok benzer. 
6 – Beydağ

“Palaipohs”, Helen dilinde, eski kent demektir. Bu ad yakın zamana kadar Balyambolu olarak kullanılıyordu. Beydağ ilçesinin adı Osmanlılara kadar, Palaiapolis adının değişik şekilleri ile (Palyapolis, Palaiapolis, Nikapolis, Palaipo-lis, Palaioupolis, Paloeopolis, Algiza, Palaiapolis) olarak gelmiştir. 
7 – Bornova

Bilinen en eski adı “Birun-u Abad” olan Bornova’da yerleşim Hellenistik çağda başlamıştır. İsmi Osmanlı kayıtlarında Birunabad olarak geçmiş ise de, Farsça “dış, harici” anlamına gelen “birun” kelimesinin, genellikle yer isimlerinde bir özel isimle birlikte kullanılan “-abad” takısı (İslamabad, Haydarabad gibi) ile pek uyuşmaması, Birunabad’ın başka bir ismin tahrif edilmiş veya uyarlanmış şekli olabileceğini düşündürmektedir. İsmin başlangıçta “Burunova” şeklinde geçtiği de öne sürülmüştür. Amazon’lar, Hititler, İon’lar, Frigya’lılar, Lydya’lılar, Pers’ler, Makedonya’lılar,Bergama Krallığı ve Roma’lılar bu bölgede hüküm sürmüş ve yaşamışlardır.
8 – Buca

Buca adının orijini hakkındaki bilgiler ise birer hipotezden öteye gidememektedir. Kararas’ın Iconomos’tan naklen kaydettiğine göre 1235 te İzdik Devleti (Dukas Vatidis) Kralı İoyanis Lenvon Manastırı sınırlarını tesbit ettirirken KOHİ denen ve Kral yolu yakınında bir yerleşme adı geçmektedir. Iconomos’a göre burası sonradan Buca adını alan yerdir. KOHİ eski Yunancada bir kapalı açının iç tarafı, dibi anlamına gelmektedir. Yeni Yunancada KOHİ, GONİA olmuş, daha sonra BUGİA ve giderek BUCA ya dönüşmüştür. (Kararas: s. 8, Iconomos: s.8) Aristotalis Foutrier, Le monastre de Lembos isimli arkeolojik incelemesinde ise bu manastıra ait belgeleri incelerken RUZA adında bir köyün sözü geçtiğini, bunu BUCA olabileceğini kaydetmektedir. Bir başka varsayım da son Bizans döneminde bu yörede büyük toprak sahibi olan VUZA yasa Vuzas isimli kişinin adının kaynak olabileceği yolundaki görüştür.
Buca sözcüğü Batı literatüründe değişik şekilde yazılmıştır: BOUDJA, BUDJIA, BOUGIEH, BORJA gibi, Bunlardan ilki en yaygın kullanılmış olanıdır.Buca adı ilk olarak Fransız Konsoloshanesinin deprem dolayısıyla Buca ya nakledildiği 1688 yılında, Konsoloshane kayıtlarında görülmektedir.
9 – Çeşme

Çeşme ve civarında kaynak suları bol olduğundan ve zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Sürekli akan bu kaynakların etrafında çeşme yaptırmak günümüzde olduğu gibi, eski geleneklerimiz arasında da yer almıştır. 
10 – Çiğli

Eski tarihlerde, ilçenin genel olarak bataklık ve sazlıklardan oluşması ve denize yakınlığı nedeniyle yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “ÇİĞLİ” adı verildiği bilinmektedir.
11 – Dikili

Zeytin ağaçlarının dikildiği yere “Dikmelik” denir. Bir var sayıma göre Dikili sözcüğünün bu dikmelik sözcüğünden geldiği sanılmaktadır. Karaosmanoğlu Dikili’de bir çiftlik kurmuştur. Karaosmanoğlu’na ait başka çiftliklerde olduğundan bu çiftliği diğerlerinden ayırt etmek üzere zeytinlerin dikili olduğu veya dikili çiftlik denmesi büyük bir olasılıktır.
12 – Foça

 İzmir’in kuzeyinde yer alan bir sahil ilçesidir. Kent Antik Çağda bir İyon yerleşimi olarak ortaya çıktığında denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia adını almış, günümüze Foça olarak gelmiştir.
13 – Gaziemir

Günümüzde Seydiköy’ün yerini almış olan Gaziemir adı; burayı “Seyyid Mükerremüddin Zaviyesi”ne vakfetmiş olan ve babası Mehmet Bey’in eski Türk devlet geleneği ve idare anlayışı doğrultusunda kendisine verdiği İzmir’de ikamet ederek, hayatını savaşlarla geçirmiş olan Aydınoğlu Gazi Umur Bey’e izafeten verilmiş olan bir isimdir. Gaziemir ismi “Gazi Umur”un zaman içerisinde uğramış olduğu değişim sonucunda yaygınlaşan bir isim olduğudur.
14 – Güzelbahçe

M.Ö. VII.yüzyılda bölgede kurulan Klazomenia şehrinin  ismi zaman içerisinde halk dilinde Klizman şekline dönüşmüştür.
Uzun yıllar bu isim kullanılmış ancak Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan sonra, yapılan devrimlere bağlı olarak, 1936 yılında İlçeyi ziyaret eden Vali Kazım DİRİK’in “Bu yörenin toprağı kızıl ve Kurtuluş Savaşı sırasında buralarda çok fazla şehit kanı döküldü, buranın ismi artık Kızılbahçe olsun” önerisi kabul görmüş ve Kızılbahçe’nin ismi kullanılmaya başlamıştır. Ancak geçen süre içerisinde “Kızıl” kelimesine karşı gelişen tepki üzerine, 1954 yılında Belediyenin kuruluşu sırasında isim yeniden değiştirilerek Güzelbahçe olmuştur.
15 – Karabağlar

İzmir’in en eski yerleşim yerlerinden Karabağlar. Yaklaşık 200 yıl önce Emrez ve Aktepe, kara üzüm bağlarıyla kaplıydı. Bölgede çok az sayıdaki ailenin bağları, çiftlikleri ve bağ evleri yer alıyordu. 
16 – Karaburun

Karaburun adının nereden geldiği konusunda çok değişik görüşler ve varsayımlar mevcuttur. Çok eski dönemlerde, yarımadanın adının “Capo Calaberno” olması, fonetik olarak adın buradan değişerek geldiğini düşündürmektedir. Bir varsayıma göre ise; deniz yoluyla yarımadaya ilk varışta “Kömür Burnu” denilen mevkiin görülmesi nedeniyle, kayaların rengi esas alınarak “Karaburun” denildiği şeklindedir. Bir başka varsayım da eski Türk adlandırma usullerinde; kuzey yönünün “kara”, güney yönünün ise “ak” olarak adlandırılması mantığına dayandırılmadır. Şimdiki ilçe merkezi eski haritalarda “Karaburun”, Eşendere burnu ise “Akburun” olarak geçmektedir.
17 – Karşıyaka

Kordelya İzmir Karşıyaka’nın eski isimlerinden bir tanesidir. Karşıyaka’nın ismi Coeur de Lion’dan gelir. Fransızca Arslan-Yürek anlamında. III. Haçlı Seferinde Aslan Yürekli Richard’ın orduları Karşıyaka’da konaklamışlar ve o zamanlar ormanlık olan bu bölgeye Aslan Yürekli Richard’ın adı olan Cordelion adını vermişledir. Coeur de Lion zaman içinde Cordelieu, Cordelion ve Kordelya ve en sonunda Karşıyaka’ya dönüşmüştür. Bugün bile Kordelya adında birçok kafe semtte bulunmaktadır.
18 – Kemalpaşa


9 Eylül 1922 akşamı Mustafa Kemal Paşa’nın bu bölgede konaklamasından dolayı ismi sonradan değiştirilerek Kemalpaşa olmuştur.
19 – Kınık


Kınık adı kelime anlamı bakımından, tarihçilere göre “nerede olsa azizdir” anlamına gelmektedir. İlçe bugünkü adını oğuz Türklerinin Bozoklar kolunun Kınık boyundan almaktadır.
20 – Kiraz


M.Ö.8. yüzyılda İonlar, “Kışın sert soğuktan koruyan Kışlık Barınak” anlamına gelen “Klaos/Kleos”  ismi vermişlerdir. Bizans döneminde, “Çanak ova” anlamına gelen “Kilas/Kilos” ismi verilmiştir. M.S.2.yüzyılın sonlarında “Kilbis” olarak anılıyordu. M.S. 2. yüzyıl sonlarında, Bizans Döneminde “Koloe/Kolose” adı veriliyordu. Luwi dilinden gelme Koloe adı, Helen ağzına uydurulmuş Kolose olarak söylenmiştir. Osmanlı Döneminde, “Keles/Kelas/Kilas” ismi kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Döneminde 1948 yılında ilçe olan Keles’e  “Kiraz” adi verilmiştir.
21 – Konak


İzmir Derebeyi Katipzade Mehmet Çelebi, 1700’lerde meydanda denize nazır bir konak inşa ettirdi. Bu isim böylece ortaya çıktı. 
22 – Menderes


Yakın zamana kadar Cumaovası olan ismi 1989 yılında alınan kararla Cumaovası Havaalanının isminin Adnan Menderes Havalimanı şeklinde değiştirilmesiyle ilçenin de adı Menderes şeklinde değiştirilmiştir.
23 – Menemen


Bu konuda kesin kanıt olmakla birlikte birtakım rivayetler ortaya atılmıştır. 
1-) Pers Krallığı sırasında övünmeyi seven Pers Kralına bu şehri kimin aldığı sorulduğunda “men,men” diye yanıt verir. Farsça’da “men”, “ben” zamirinin karşılığıdır. Bu deyiş sonradan Menemen olur. 
2-) Bergama Kralı Eumen, şehre kendi adını vermiş, sonradan bu Menemen şekline dönüşmüştür. 
3-) Bizans egemenliği sırasında “maino-menau” adının verildiği, bu deyişin zamanla değişerek bugünkü şeklini alarak Menemen olmuştur.
24 – Narlıdere


Yukarıköy’ün kenarından geçen Ali Onbaşı Deresi’nin kıyısındaki bahçelerde bir zamanlar var olan Nar ağaçlarından almışlar.
25 – Ödemiş


Ödemiş adı 1451 yılında Otamış, 1684 yılında Ötemiş, 1820 yılında son değişikliklerle bugünkü adını almıştır. 
Ödemiş’in, önce iri bir köy durumuna gelmesi ve sonra hızla nüfusunun artması o
sıralarda havzada özellikle doğu kesiminde Ötemiş(ya da Ödemiş) aşireti
olarak bilinen ve göçebe yaşantıları ile tanınan Türkmenler’in 1684’den
başlayarak bugünkü Ödemiş kasabasının olduğu yerde yerleşik duruma
gelmeleri ile oluştuğu bilgisini mevcuttur.
26 – Seferihisar


Bölgenin bilinen tarihi; Karyalılar ve İonyalılar ile başlar, MÖ 30’da Romalıların Anadolu’yu işgali sırasında komutan Tysafer buraya yerleşir. 11. yüzyılda Selçuklular egemen olduğunda bölgenin adı “Tysaferin Hisarı” Osmanlı Döneminde “Sivrihisar” ve Cumhuriyet’ten sonra ise “Seferihisar” olur. 
27 – Selçuk


İlçenin ilk ismi antik çağlardan gelmektedir. Efes (Ephesus) adı yerleşim yerlerinin değişmesiyle Ayasuluk olmuştur. Bölge 1390-1914 yılları arasında Türk ve Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra Selçuk adını almıştır.
28 – Tire


Tarihi belgelerde Thira, Thyera, Tyrha, Apaterie ve teira olarakta geçen Tire ismi Hatti-Luvi dil ailesinden gelmekte olup kale, hisar anlamlarını ihtiva etmektedir. Sırasıyla Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans devletlerine ev sahipliği yapmış olan Tire’de 13.yy’da Aydınoğulları Beyliğiyle birlikte Türk egemenliği başlamıştır. Bu egemenlik 1426 yılında Osmanlı devletiyle devam etmiş olup günümüze dek gelmiştir.
29 – Torbalı


İsmini antik çağın ünlü şehirlerinden biri olan Metropolis diğer adıyla Triyanna ya da Tripolisten aldığı rivayet edilen Torbalı, tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıkların merkezi durumundadır.
Pek çok kisinin bildigi bir söylenceye göre Sultan Abdülhamid’in çiftligine fidanlar diken Murat Bey, fidanlarin zarar görmemesi için develerin agzina “Torba” baglanmasini emretmis, yöre daha sonra “Torbali” adiyla anilmaya baslanmistir.
30 – Urla


İlçenin ismini nereden aldığına dair çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Halk dilinde Latince ve Rumca bataklık-sazlık anlamına gelen “Vurla” kelimesinden ve Osmanlı Padişahı Mehmet Çelebi’nin komutanlarından İbrahim Beyin sefere çıkarken kendisine “Uğurola”, “Uğurlu geldi” demesinden üretildiği söylenmektedir. Ayrıca Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde şehrin Kıdafe Kralının kızı “Ulice” tarafından kurulduğu ve şehre “Urli” adının verildiği zamanla halk dilinde değişerek “Urla” dendiği yazılmaktadır.

İş Çıkışı Gidilebilecek 10 İzmir Mekanı

1 – Cafe del Mundo

Gezdikleri ülkeleri müşterileriyle paylaşmayı amaç edinmiş Cafe del Mundo; size birçok koleksiyon ile içinizdeki kaşif ruhu doyurucu görsellik sunan, Alsancak’ın en kişilikli mekanlarından biridir. 
Yer bulmanın bir hayli zor olduğu mekanda yiyip içerken, çıkışta pul koleksiyonunuzu göstermek üzere sevdiceğinizi eve götürmeden önce mekandaki koleksiyonlara bir göz atmayı ihmal etmeyin.

2 – 1888

Yemekler yendi, içkiler içilmeye başlandı ve geceye yavaştan hazır olunduysa,
istikamet 1888. Köşkün bahçesinde kaliteli müzik eşliğinde güzel içkiler
içilirken gün boyu imanınızı gevreten (pun intended) patronunuzun şerefine de
bir Jager shot makbule geçer. Hele bir de tepede dolunay, yanınızda beli
kavranacak bir güzel/yakışıklı varsa, değilmesin keyiflere.

3 – Kumrucu Şevki

Çeşme’nin vazgeçilmezi artık İzmir merkezde. Günün her saati yenilesi olan kumrunun, yükselen alkol seviyesiyle ile orantılı artan katmanlarının tadı bu yüzdendir ki en çok gece bitimlerinde tatmin edici nitelikte. İç gıdıklayan turşusu ve biberleriyle birlikte tüketilen kumrunun yanında ayran, yatağa girmeden önce
ninni işlevinde.

4 – La Cigale

Bilumum kutlamaya, evlilik teklifine ve flörtlere ev sahipliği yapmış La Cigale,
cennetin 7. katında yerini garantilemiş tek mekan. Hemen yanındaki Fransız
Kültür’den etkilenmiş olsa gerek, pek romantik. Ambiyansının da aurasıyla
ruhunuzu ele geçirdiği mekanda, gusto sahibi müşterilerin damak tadına uyacak
pek çok seçenek mevcut. Deniz mahsüllüler bizim favorimiz.

5 – Sevinç Pastanesi

Hadi önünde buluştun durdun, bir kez olsun girip bir şey yiyip içmeyecek misin be sevgili bankacı abim, avukat ablam? Dershane zamanlarından beri sana ne emek harcadılar, sen içeride neleri kaçırdığının farkında mısın? Valla artık bugün de iş çıkışı oturup bir misafirleri olmazsan sana haklarını helal etmeyeceklerdir, bizden söylemesi.

6 – Reyhan Pastanesi

7 – Lozan Pastanesi

Fuarda bir yürüyüşün ardından oturup da kışın çayını, yazın dondurmasını tüketmeyen kendine Alsancaklıyım demesin. Hele bir de çikolatalı ıslak kekleri Kardelen vardır ki… İş çıkışı akşam yemeği ardı alkolsüz bir geceye devam etmek isteyenler ufaktan Lozan Meydanı’na doğru yola koyulmalı.

8 – Sir Winston

Tabiri caizse Gül Sokakçı gençliğin de Mekke’si Sir Winston, normalin aksine
İzmir‘den İstanbul‘a mal olmuş tek isim olmasıyla kalitesini yeterince belli
ediyor. Yemeklerinin ve içeceklerinin, özellikle çaylarının tadı tadanların
damağında kalıyor. Brasserie konseptiyle İstanbulluların da gönlünü çelmiş
mekan, “Sir” unvanını fazlasıyla hak ediyor.

9 – Cafe Reci’s

Bir kişi gösterebilir misiniz ki ince hamurlu pizzasını öve öve bitiremeyen? Hafta
içi/hafta sonu bir oturanın bir daha kalkamadığı, keyiften çürümeye en
elverişli mekanda en az bir kere saatlerce gebeş gebeş oturup arkadaşlarıyla
sohbet etmeyen? Bütün gün ofislerinde baygınlık geçirmiş ve başları göğe
ermiş siz beyaz yakalılara Reci’s’te oturup geleni geçeni seyretmek iyi
gelecek.

10 – Kordonboyu Balık Pişiricisi

Malum, Kordon günün her saati güzel… Ancak iş çıkışı gevşetilmiş kravatlarla bir başka güzel. Anason kokan sofralarda, üzeri tüten balıklar ve taptaze
yeşillikli mezelerle daha da bir başka güzel. Muhabbet de koyu olacak, kol
düğmeleri de açılacaksa; çilingir sofralı uzun rakı-balık gecelerinin bir
numaralı adresi Kordonboyu Balık Pişiricisi.

İzmir Şirince Köyü Hakkında Bilinmesi Gerekenler


Şirince Köyü, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı. İzmir’de gezilecek yerler denince ilk akla gelen yerlerden biri olan Şirince Köyü, Selçuk’a 8 km, Efes Antik şehrine 12 km ve Kuşadası’na ise 30 km uzaklıkta bulunuyor. Zeytin ağacı kaplı yemyeşil tepelerin arasına kurulmuş, özgün tarihi mimarisini korumayı büyük ölçüde başarmış ve son dönemlerde turistlerin de fazlaca rağbet ettikleri bir köy.
Yüzyıllar önce 1.800 olan nüfuslu bir Rum köyü olan Şirince Köyü’ne, mübadele ile birlikte Rumelili Türkler yerleşilmiş. Şirince’nin mübadele öncesi bağcılık, şarap üretimi ve zeytinciliğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni yerleşimcilerinin elinde bir süre aksamış. Son yıllarda gelişen turistik önemiyle beraber, bu sektörler de yeniden gelişmeye başlamış.
Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, Şirince’de şeftali, incir, elma ve ceviz de yetiştiriliyor.
Özgün adı olan Kırkınca’nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet ediliyor. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, dönemin İzmir valisi Kazım Dirik’in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir.
Adı gibi bu şirin köy, özellikle hafta sonu turistlerince dolup taşıyor. Bölgedeki tarihi yörelere yakınlığı nedeniyle yabancı turistlerin de uğrak yeri.
Şirince adına yakışır şekilde yemyeşil ve doğallığını yitirmemiş bir yer. Sit alanı ilan edilmiş köy mimari dokusu, eskisine sadık kalınarak korunmuş. Bütün evleri iki katlıolan Şirince, uzaktan yemyeşil bir doğa içerisinde adeta bir tablo gibi görünen konaklarıyla büyülüyor. Şirince’nin taş döşeli dar sokaklarında, eski evlerin arasında yürümek son derece keyifli. Sokaklarda gezerken tarihte zaman yolculuğu çıkılmış gibi hissediliyor.
Köyün sakinleri son derece sıcak ve içten. Köyde çok sayıdaki ev restore edilerek pansiyon ve restorana dönüştürülmüş.
Şirince sokaklarında gözlemeden çöp şişe, yerel ot mezelerinden şirince köfteye kadar geniş bir yelpazede lezzetli yiyecekler ziyaretçilere sunuluyor. Buranın dağlarında yetişen otlarıyla yapılmış mezeleri çok ünlü. Efe kebap, çökertme, keşkek ya da saç kavurma Şirince’de en çok tercih edilen yemekler arasında yer alıyor.
Şirince’ye gelip de bir, bu şirin köyden bir şeyler almadan dönmek biraz zor. Kıyafetten şaraba, sabundan cam işlerine kadar çok çeşitli ürünler ve nadide el sanatları ürünleri ziyaretçilere sunuluyor. Şirince’nin hemen hemen bütün sokaklarında el yapımı ürünleri tezgahlarda görmek mümkün.
Yöresel takılar, eşarplar, tahta oyma eşyalar her gün köylüler tarafından sokak tezgahlarında satışa sunuluyor. Meyve şarabı satan birçok dükkan var. Üreticiler, suyu çıkabilen her meyvenin şarabını yaptıklarını söylüyorlar.
Şirince Köyü gezildikten sonra, dinlenmek için en uygun yer, asırlık çınar ağaçları gölgesinde Çınaraltı Meydanı. Taze demli bir çay bu şirin köyde tüm yorgunluğu almaya yetiyor.

Şirince Köyü’ne Nasıl Gidilir?

1. İzmir’den Şirince’ye ulaşım

İzmir’den Şirince’ye nasıl gidilir sorusunun yanıtı için 3 alternatif bulunuyor. İzmir’den 85 km, Selçuk’tan 8 km mesafede olan köye ulaşmak için önce Selçuk’a gitmek gerekiyor. İlçeye İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden (İZOTAŞ) 40 dakikada bir dolmuş kalkıyor. Dolmuş ücreti 9 TL. Basmane Tren Garı’ndan kalkan Denizli treni, Selçuk İstasyonu’ndan geçiyor. Özel araçla ise İzmir-Aydın Otoyolu’ndan ilerleyerek, Selçuk-Efes kavşağından Selçuk’a ulaşmak ilk adım. Selçuk’tan ise Şirince tabelasını takip ederek köye kısa sürede ulaşmak mümkün.

2. Selçuk’tan Şirince’ye ulaşım

Selçuk’tan 8 km uzaklıkta bulunan Şirince, dik, virajlı bir asfalt yola sahip. Selçuk Terminali’nden 20 dakika bir sefer yapan dolmuşlarla, ilçeden köye ulaşmak mümkün. Dolmuş ücreti 3 TL. Bu yolculuk 20-25 dakika sürüyor.
Taksi de ulaşım seçenekleri arasında. Yapacağınız pazarlığa ve zaman dilimine göre taksiye 40-50 TL arasında ücret ödemeniz gerekiyor.

3. Adnan Menderes Havalimanı’ndan Şirince’ye ulaşım

Şirince Köyü’ne en yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı. Havalimanından köye gelmek için havalimanı tren istasyonundan Denizli trenine binerek Selçuk İstasyonu’nda inmek ya da İzmir Banliyö Sistemi’ne (İZBAN) binerek Gaziemir Semt Garajı’na ulaşmak gerekiyor. Gaziemir Semt Garajı’ndan 40 dakikada bir sefer yapan dolmuşlarla Selçuk’a ulaşılabiliyor. Dolmuş ücreti 10 TL.

4. Kuşadası’ndan Şirince’ye ulaşım

Özellikle yaz döneminde ziyaretçi akınına uğrayan turistik noktalardan Kuşadası’ndan Şirince Köyü 30 km uzaklıkta. Kuşadası-Selçuk arasında 30 dakikada bir sefer yapan dolmuşlara binerek Selçuk Terminali’ne gelmek; terminalden de köye giden dolmuşlar kullanılabiliyor. Özel araçla ulaşım için Kuşadası-Selçuk Karayolu’nu takip ederek, Selçuk ilçe merkezinden köy yoluna girmek gerekiyor.
Efes Antik Kenti, Kuşadası, Meryemana Evi gibi popüler destinasyonlara yakın olan konumu, butik pansiyonları, keyifli restoranları ve tarihi dokunun korunduğu sokakları ile Şirince, stres ve şehir hayatından uzaklaşmak isteyenler için iyi bir rota
Kaynak / gezgintech.com