Category: Spor

Kaf Kaf’tan kritik vergi hamlesi

Karşıyaka’da Başkan Turgay Büyükkarcı ve Başkan Vekili Gökhan Şensan, kulübün geçmiş dönemde bozulan vergi yapılandırmasıyla ilgili İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nı ziyaret etti

Kaf-Kaf, yeni çıkan torba yasa kapsamında gelen aftan yararlanıp hem vergi hem de 2014 yılında düzenlenen yapılandırılması geçen yıl bozulan Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarını yeniden taksitlendirmek istiyor. Yeşil-kırmızılılarda eski yönetimin yönlendirme hatası nedeniyle Çiğli Vergi Dairesi’nin, kulüp gelirlerinden vergi yapılandırmasına mahsuben 2021 yılına kadar önceden tahsilat yaptığı ortaya çıkmıştı.

PERŞEMBEYE KADAR 300 BİN GELMEZSE DÜŞECEK

Spor Toto gelirlerinden otomatik olarak kesilen bu para diğer alacaklı kurumlara yönlendirilmediği için SGK anlaşması bozulmuş, Yamanlar Vergi Dairesi ve Karşıyaka Vergi Dairesi’ne geçmiş ve güncel borç ödenemediğinden kulübe faiz yükü binmişti. Çiğli Vergi Dairesi’ne 1.8 milyon TL erken ödemesi bulunan Karşıyaka, bu parayı diğer vergi dairelerine yönlendirip ardından borçlarını yeniden taksitlendirmeyi talep ediyor. Eski futbolcularından Banahene’ye perşembe gününe kadar yaklaşık 300 bin TL ödemediği takdirde FIFA tarafından amatör kümeye düşürelecek Kaf-Kaf’a 1912 Karşıyaka Derneği, 5 bin TL’lik katkı sağlama sözü verdi.

Karşıyaka’da tarihi tehlike

Sezonun ilk yarısında aldığı puan silme cezaları ve transfer yasağıyla 38 yıl sonra 3. Lig’e düşerken tarihinde ilk kez de dördüncü kategoriye gerileyen Karşıyaka, FIFA tarafından sahaya bile çıkmadan amatör kümeye düşürülmenin eşiğinde.

Karşıyaka, FIFA tarafından sahaya bile çıkmadan amatör kümeye düşürülmenin eşiğinde. Takımda forma giydiği 2012-13 sezonundan kalan 56 bin 500 euro alacağı nedeniyle geçtiğimiz Ekim 2017’de FIFA kanalıyla kulübün 3 puanını sildiren Banahene, yeşil-kırmızılıların küme düşürülmesi için de başvuru yaptı.

Kaf-Kaf’a son kez ihtar çeken futbolun dünya çapındaki patronu FIFA, 17 Mayıs’a kadar günlük kurla yaklaşık 290 bin TL tutan bu para ödenmezse takıma küme düşürme yaptırımı uygulayacağını bildirdi. Yönetimin Ganalı futbolcuyla pazarlık çabası ise sonuç vermedi.

Karşıyaka’ya bu sezondan alacakları nedeniyle Futbol Federasyonu’na başvurmaya başlayan mevcut kadrodaki oyuncuların serbest kalmaması için de acil 2 milyon TL kaynak gerekiyor. 20 Ocak’taki olağanüstü kongrede göreve seçildikten sonra Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın mali desteğiyle yaklaşık 2.5 milyon TL ödeyip eski yabancı futbolculardan Shukurov, Juninho ve Kovalchuk’un alacakları yüzünden FIFA’dan gelen 18 puan silme cezasının önüne geçen yönetim, bu acil ödemeler için de kaynak arıyor. Yeni sezon öncesi Yaşar Holding’ten basketbol takımına verdiği sponsorluk, Folkart’tan ise yine basket şubesinin yarışmacı haklarının borçsuz olarak devri için son teklifleri alan yönetim, karar aşamasında. Kulüpte olağan mali genel kurulun tarihi ise 23-30 Mayıs olarak belirlendi.

Şampiyon olacaktı; küme düştü

Torbalıspor’da büyük şok. BAL’dan düşmemek için Süper Amatör Lig şampiyonu İzmirspor ile bugün Atarürk stadı’nda karşı karşıya gelen TORKOS, maçı 1-0 kaybederek küme düştü.

Torbalıspor’da büyük şok. BAL’dan düşmemek için Süper Amatör Lig şampiyonu İzmirspor ile bugün Atarürk stadı’nda karşı karşıya gelen TORKOS, maçı 1-0 yenilerek küme düştü. Sene başında büyük paralar harcayarak lig üstü takım kuran, uzun süre ligde liderlik koltuğunda oturan, ligi ikinci tamamlayan temsilcimiz, statü gereği alt ligden gelen bir İzmir temsilcisiyle küme düşmemek için maç yapacaktı. Bu nedenle bugün İzmirspor ile kozlarını paylaşan temsilcimiz rakibine boyun eğdi. Alınan sonuç ilçede hüsrana neden oldu. Torbalıspor önümüzdeki yıl Süper Amatör Lig’de mücadele edecek.

Ufuk Sarıca, Karşıyaka’ya Dönebilir İddiası

Pınar Karşıyaka, dün aldığı Sakarya Büyükşehir Basketbol galibiyeti ile ligde kalmayı garantiledi ve gelecek sezonun planlamasına başladı.

Trendbasket’in haberine göre Ufuk Sarıca’nın yolu önümüzdeki sezon tekrar Pınar Karşıyaka ile kesişebilir. Kafkaf’ta koç olarak aday ilk isim Ufuk Sarıca. Karşıyaka Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Büyükkarcı, Sarıca ile tekrar çalışmak istiyor.

Ufuk Sarıca, Pınar Karşıyaka ile bir Cumhurbaşkanlığı Kupası, bir Türkiye Kupası ve lig şampiyonluğu yaşamıştı. Karşıyaka’nın başında EuroLeague’de de mücadele eden Sarıca, 2 senedir Beşiktaş Sompo Japan’ın başantrenörlüğünü yapıyor.

Dünya Üzerindeki En Ateşli Taraftarlar Arasında Yer Alan Karşıyaka Tribününden Görüntüler

Karşıyaka’nın tek taraftar grubu olan Karşıyaka Çarşı Grubu öncülüğünde Karşıyaka Tribünleri Türkiye’de, hatta yaptığı organizasyonlar ve koreografilerle dünyada hatırı sayılır bir yeri olan konumdadır.

 

Atatürkçü ve muhalif yapısı ile bilinen tribünün ne kadar önemli bir yeri olduğunu bu 10 videoda anlatmak imkansız. Biz de bu nedenle yayınlayacağımız Karşıyaka Tribün videolarını bölüm bölüm yayınlamaya karar verdik.

Buyrun ilk bölüm;

1. Haydi İleri

2. Sensiz Hayat Neye Yarar?

3. Muhteşem Yaşa Varol! [Karşıyaka – Galatasaray]

4. KARŞIYAKA – Fenerbahçe | Mehter

5. Kulakları Sağır Edercesine… [Karşıyaka Pınar – Gran Canaria]

6. Herkes Özeniyor Kimse Çözemiyor

7. Final Four | FİNAL MAÇI | YAŞA VAROL

8. Karşıyakam Benim Biricik Sevgilim..

9. “Şampiyon Takımı tutan değil, Takımını Şampiyon Yapan Taraftar..”

10. KSK Çarşı – Kaf Kaf Gol Gol Gol

Karşıyaka’da Gündem yine Şirketleşme

Karşıyaka’da Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın, “Tek çare basketbol şubesinin şirketleşmesi, kulübe gelir getirmesi” açıklamasının ardından camianın gözü yeniden şirketleşme görüşmelerine çevrildi.

20 Ocak’taki olağanüstü kongrede futbol ve basketbol takımlarının yarışmacı haklarını bir şirkete devredebilme yetkisiyle göreve gelen, borçları indirmek için çalışma yapan yönetimin, o tarihten bu yana ismi talipli olarak geçen Folkart ve Yaşar Holding’le yaptığı görüşmeler sona yaklaştı. İlk etapta futbol şubesini şirketleştirmeye talip olan Folkart, süreç içinde ilgisini 2015’te şampiyon olarak Euroleague oynayan, kenti her yıl Avrupa’da temsil eden basketbol takımına kaydırdı.

Şubat ayında yeni yönetime 2 milyon 325 bin TL nakit katkı vererek eski futbolcular Shukurov, Juninho ve Kovalchuk’un alacakları için FIFA’dan gelen 18 puen silme cezasının önlenmesini sağlayan Sancak’ın basketbol şubesinin yarışmacı haklarının borçsuz olarak Folkart’a devredilmesi için Kaf-Kaf’a 20-25 milyon TL civarında para önerdiği ortaya çıktı. Sancak’ın bunun yanında kulübe 5 yıl boyunca her sezon öncesi 1 milyon dolar daha katkı sağlayacağı sızan haberler arasında. Bu ihtimal gerçekleşirse Karşıyaka’nın basketboldaki kombine, bilet ve salon reklamı gelirlerini de kulüp alacak. Spor Toto ve yayın gelirleri ise Folkart’ın kontrolünde olacak.

Yeşil – Kırmızılılar, şube için Sancak’tan alınacak parayı Basketbol Federasyonu gelirleri üzerindeki eski futbolcu, voleybolcu ve personel hacizlerini kaldırmak için kullanacak, futboldaki 15 milyon TL tutarındaki transfer yasağı açılmaya çalışılacak. Karşıyaka’ya 60 yıldır destek veren, son 20 yıldır da basket takımı Pınar Karşıyaka’nın isim sponsorluğunu yapan Onursal Başkan Selçuk Yaşar’ın kurucusu olduğu Yaşar Holding’in de kulüp için kesenin ağzını açtığı öğrenildi. Yönetimle görüşmeler sonrası basketbol şubesini devralmayı değil sponsorluğu sürdürmeyi kararlaştıran holdingin yeni sezonda potaya 10-13 milyon TL arasında katkı sağlamayı önerdiği ortaya çıktı. Bu öneriyi kabul ederse şube elinde kalacak Karşıyaka, yine kombine, bilet, tribün gelirlerini alacak, Basketbol Federasyonu gelirleri, borçlarına kesilecek.

Mesut Sancak’tan, KSK’ye uyarı: 5 yıl sonra yok olur!

İşadamı Mesut Sancak, “Karşıyaka basketbolda şirketleşmeli. Yoksa kulüp 5 yıl sonra yok olur” dedi

Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, özel bir internet sitesine verdiği röportajda “Tek çare basketbol şubesinin şirketleşmesi, kulübe gelir getirmesi. Ben bunun aslında Yaşar Holding’in görevi olduğunu düşünüyorum. Ama eğer yapmazlarsa birileri bunu yapacak, o ben mi olurum başkası mı onu zaman gösterecek” dedi.

FOLKART, İZMİR’DE 7 TAKIMA SPONSORLUK YAPIYOR
Karşıyaka Spor Kulübü’ne şubat ayında yaklaşık 3 milyon TL para ödediğini açıklayan Mesut Sancak, “o parayla kulübün eski yabancılara olan borçları nedeniyle gelecek puan silme cezasından kurtuldu. Karşıyaka’nın önde gelen isimleri gelip kulüpte yaşanan sıkıntıyı anlattı. Ben vicdanen takımın ceza almasını istemedim, parayı şirketin kaynaklarından ödedik. Karşıyaka, bu şehrin 106 yıllık önemli bir takımı, Atatürk’ün ay-yıldız taktığı üç takımdan biri. Benim bir beklentim yok, bu şehirde para kazanıyorum ve bunun bir görev olduğunu düşündüm. Şu anda şehrin 7 takımına sponsorluk yapıyoruz. Karşıyaka futbolda 3. Lig’e düştü, kulübün halen 55 milyon TL civarında borcu var. Bir şirketin Karşıyaka’ya sahip çıkması gerekiyor ve kurtuluşunu böyle görüyorum. Bana göre Karşıyaka futbol takımı her şirketin uğraşacağı bir takım değil. Transferler için 20-25 milyon TL gibi kaynak yaratılması gerekiyor. Taşıma suyuyla değirmenin dönmez. Karşıyaka’nın basket takımı Yaşar Grubu olabilir, biz olabiliriz kurumsal bir şirkete devredilir, oradan gelecek kaynakla kulübün yaraları sarılır transferler yapılır. Hiçbir şey yapmayacağım derseniz futbol alacaklıları basketbolun da üzerine tedbir koyar, haciz koyar. Kulübün bütün branşları batar ve 5 sene sonra Karşıyaka Spor Kulübü kalmaz. Tek çare basket şubesinin şirketleşmesi, kulübe gelir getirmesi. Ben bunun aslında Yaşar Grubu’nun görevi olduğunu düşünüyorum. Ama eğer yapmazlarsa birileri bunu yapacak, o ben mi olurum başkası mı onu zaman gösterecek. İzmir’de para kazanan bütün şirketlerin bütçelerinden kulüplere her sene bu kaynağı ayırmaları gerekiyor” dedi.

Paranın şampiyonluğu

Futbol dünyasındaki endüstriyelleşme bu sezon Avrupa’da kendini her alanda gösterdi. Arapların sahip olduğu Manchester City İngiltere’de, Katarlıların sahip olduğun Paris Saint Germen ise Fransa’da liglerin bitmesine haftalar kala şampiyon oldu.

Avrupa’nın önde gelen kulüpleri Rus, Arap ve Çin sermayesi tarafından satın alınırken, ilk hedef yerel ligde şampiyonluktu. Ancak yapılan tüm yatırımların esas amacı, Şampiyonlar Ligi pazarında prestij sahibi olmak ve büyük gelirin sahibi olmaktı. PSG’nin sezon başındaki 222 milyar Euroluk Neymar transferine bu gözle bakılsa da PSG, Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid’e elenerek bu yatırımın karşılığını alamadı.

Süreç aslında Rus milyarder Roman Abramovich’in, 2003’te Chelsea’yi satın almasıyla başladı. Premier Lig şampiyonluğu Abramovich için ara hedefti. 2005’te gelen lig şampiyonluğundan önce milyonlarca dolar harcayan Rus milyarder, takımın kadrosuna kattığı yıldızlardan dolayı lig şampiyonluğunun kolay lokma olacağını biliyordu. Bu hedef uğruna Jose Mourinho, Avram Grant, Luis Felipe Scolari, Carlo Ancelotti ve Andre Villas-Boas gibi Avrupa’nın sayılı teknik adamları kovulmaktan kurtulamadı. İlginçtir ünlü hocalarla bu rüyasına kavuşamayan Abramovich, Villas- Boas’ın kovulması sonucu koltuğu teslim ettiği ‘geçici’ Roberto Di Matteo ile yıllardır beklediği Şampiyonlar Ligi kupasına 2012’de uzandı. Bu süreçte tam 1 milyar Euro’dan fazla para harcandı.

 

Futbol kültürünün içi bu harcamaların ardından yavaş yavaş boşaltıldı. Futbola endüstriyel yaklaşım, 100 yıldan fazla geçmişi olan takımların zenginlerin elinde oyuncak olmasına yol açtı. Futbola hobi olarak yaklaşan petro-dolar sermayesi, piyasaları da alt üst etti.

2008’de Abu Dabi Emiri, Abu Dabi Cumhurbaşkanı Halife bin Zayid el-Nehyan’ın kardeşi, Şeyh Mansur bin Zayed al Nahya tarafından satın alınan Manchester City, son şampiyonluğunu 1968’te yaşamış bir ekipti. Manchester City’yi reklam amaçlı alan Şeyh Mansur, para musluklarını sonuna kadar açtı. Chelsea ve Manchester United’ın varlığından dolayı ilk hedef olan lig şampiyonluğuna ancak 4 yıl sonra 2012’de ulaştı. Arap sermayesiyle iki kez lig şampiyonluğu yaşayan Manchester City, Şampiyonlar Ligi’nde bırakın kupaya yaklaşmayı son dörde bile kalamadı. Josep Guardiola ile bu sene Premier Lig’te şampiyon olan takımın asıl hedefi Şampiyonlar Ligi olsa da bu rüyayı bu sene bir başka İngiliz takımı Liverpool engelledi.

Şampiyonlar Ligi artık sermaye ile sportif başarının mücadelesine dönüştü.

Sportif başarıyı İspanyol kulüpleri Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Alman kulüpleri Bayern Münih, Borussia Dortmund temsil ediyor.

Sermayenin gücünü ise İngiltere’den Chelsea, Manchester City, Fransa’dan PSG, Monaco, İtalya’dan Milan temsil edecek.

Çinliler tarafından satın alınan Milan’ın ilk hedefi de 7 yıl hasret kaldıkları Serie A şampiyonluğu ve ardından yeniden devler ligindeki kalıcı yerini almak.

Premier Lig’de sermaye takımı olarak Chelsea ve Manchester City adları ön plana çıksa da M. United, M. City, Liverpool, Arsenal, Leicester City, Aston Villa, Queens Park Rangers, Fulham, Newcastle United gibi takımların sahipleri de yabancı iş adamı veya şirketler. Keza İtalya’da Juventus, Inter ve Roma gibi takımların sahipleri de zengin İtalyan aileler.

KATARLILAR NE YAPIYOR

Türkçeye “Abu Dhabi Birleşik Yatırım ve Gelişim Grubu” olarak çevirebileceğimiz ve kısa adı ABUG olan grup, Manchester City’nin çoğunluk hisselerine sahip olmak için tam 150 milyon pound ödemişti. Aynı grubun İtalya’nın Inter takımı ile de sıkı bağları mevcut. Öyle ki, birlikte Abu Dhabi’de bir futbol akademisi kurmaya karar verdiler. Arap sermayesinin İngiliz futboluna olan ilgisi kıta geneline yayılmakta da çok gecikmedi.

Katar kraliyet ailesi üyelerinden Şeyh Abdullah bin Nasser Al-Thani, 2010’da İspanya’nın Malaga takımının bütçesine bir hamlede 36 milyon euroluk katkı yaparken, yeni stat inşası için de 70 milyon euro destek çıkmaya söz verdi. Malaga Al-Thani’nin desteğini çekmesinden sonra bu sene La Liga’da küme düştü.

Aynı yıl Katar Spor Yatırımları (QSI), Fransa’nın Paris Saint-Germain kulübüne ait hisselerin %70’ini satın aldı. QSI, Haziran 2012’de de kalan %30’luk hisseyi bir Amerikan yatırım şirketinden almak için tam 100 milyon euro ödedi ve kulübün tek sahibi oldu. Bu satın almalar sonucu Katar’ın Fransa genelinde yaptığı en büyük yatırım da PSG olarak kayıtlara geçti.

KATARLILAR TÜRKİYE’DE

Katarlılara ait beIN Media bu yılın başında Çukurova Grubu ile Providence Equity Partners tarafından kontrol edilen fonlara ait olan ve Digiturk markası altında faaliyet gösteren Türk Pay-TV platform grubunun holding şirketi olan DP Acquisitions B.V.’yi satın almak için nihai bir sözleşme imzaladığını duyurdu. Türkiye, Fransa ve İspanya’daki yayın haklarına sahip olan Katarlılar sadece takımların hisselerini almakla kalmayıp yayın haklarını da ele geçirerek, Avrupa futbolunu avcunun içine aldı.

Öyle ki futboldaki sermaye artışının Türkiye’deki son örneği de Başakşehir kulübü oldu. Geçen yıl kulübün Katarlılara satılacağı iddiası ortaya atılmıştı. Aslında bir şirket olan Başakşehir Kulübü’nün Yönetim Kurulu Başkanı “Tamamının satılması söz konusu değil. Kulübün büyümesi için ortaklığa açığız” demişti. Futbolu Türkiye’de de yatırım aracı haline getiren ilk kulüp olma yolunda ilerleyen Gümüşdağ, daha sonra yaptığı açıklamada Başakşehir ile ilgilenenlerin sadece Katarlılar olmadığını Çinlilerin de kulübü istediğini belirtmişti.

Avrupa’nın köklü kulüpleri Barcelona, Bayern Munih, Real Madrid gibi kulüpleri bu sermaye dayatmasına direnebilecek kulüpler ancak bir direnemeyenler var. Türk futbolunda Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor büyük ekonomik kriz yaşarken bu durum sportif başarıya da yansıyor. Türk Milli Takımı Dünya Kupası ve Avrupa Kupası elemelerine bile katılamazken, kulüpler de UEFA Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi’nde –Beşiktaş’ın iki senedir süren katkısının dışında- bir başarı gösteremiyor.

Potansiyeli bakımından Türkiye’nin her iki turnuvada da her yıl en az yarı finale kadar çıkması gerekirken, devlet desteğine rağmen Türk kulüplerinin UEFA’dan gelecek cezaları beklemesi ise 100 yıllık tarihi olan kulüplerin birkaç sene içerisinde satılması tehlikesini ortaya çıkarıyor.

Mert Taşçılar

Odatv.com

Karşıyaka görüşme odasında

Yönetim, sözleşmeleri biten Tayfun ve Abdulhamit ile takımda kalmaları için pazarlık masasına oturacak

Karşıyaka’da yönetim, gelecek sezon kadroda yer almasını planladığı kanat oyuncusu Tayfun Pektürk ve savunmada görev yapan Abdulhamit Yıldız ile masaya oturacak. Yönetimin sezon sonunda sözleşmesi bitecek bu oyuncularla görüşmesi bekleniyor. 3. Lig’de askerlik tecili yüzünden çok sayıda oyuncusuyla yollarını ayırmak zorunda olan Karşıyaka’da bu iki ismin 3. Lig’de oynaması için engel yok. KSK’de üç sezondur forma giyen 29 yaşındaki Tayfun 78 karşılaşmada görev yaptı 8 gol attı, Abdulhamit ise 2.5 sezonda 54 maçta görev yaptı ve 4 kez rakip fileleri havalandırdı.Öte yandan eski başkan Mutlu Altuğ’un kulübe kayyum atanması için açtığı dava sonuçlandı. Mahkeme ihtiyadi tedbir talebini red etti. Mevcut yönetim ise görevine devam edecek.

GÖRKEM TÜRKYILMAZ

Futbolun Sadece Futbol Olmadığını Gösteren 12 Devrimci Tribün

Bakmayın siz şimdilerde futbolun pahalı transferlerle anıldığına, kimin hangi takıma yeni teknik direktör olacağının konuşulduğuna, saatlerce bir pozisyonun ofsayt olup olmadığının tartışıldığına; futbolun bunlardan ibaret olmadığını biliyoruz. Zaten futbolu tam da bu yüzden seviyoruz.

Dakikalar 34’ü gösterdiğinde “Her yer Taksim, her yer direniş” diye bağıran taraftarlar için bu oyunu seviyoruz. Hatta itiraf edelim bazı taraftar gruplarını daha çok seviyoruz. Bunun için sebebimiz çok. Gezi direnişinde TOMA’ya POMA’yla karşılık vermelerini mi, Ali İsmail için tek yürek olup statları onun ismiyle inletmelerini mi, yoksa e-bilet uygulamasına boyun eğmemelerini mi saysak bilemiyoruz.

Tuttuğumuz takım bir ise gönlümüzdeki takım sayısı en az iki, bu taraftar grupları sayesinde. Sadece Türkiye’de değil elbet, dünyanın her yerinde böyle taraftar grupları var. Yeri geliyor birbirleri ile dayanışıyor yeri geliyor toplumsal olayları pankartlarına taşıyorlar.

Roma’da “Özgür Filistin”, Almanya’da “Biji Berxwedana Kobane” pankartları açarken; Çarşı’ya destek sunmayı ihmal etmiyorlar. Girizgâhı Türkiye’den yaptık ama uğrayacağımız yerler çeşitli. İşte karşınızda dünyanın dört bir yanındaki devrimci taraftar grupları.

Futbol sadece basit bir oyun değildir, futbol devrimin silahıdır.” – Che Guevara

​(Kaynak/ListeList)

 

 

11. Gönüllerin Şampiyonu: St. Pauli

​Bilenler bilir, devrimci taraftar grubu denilince ilk akla gelenlerden biri St. Pauli olur. 

Hamburg’un St. Pauli mahallesinin de dünyaca ünlü olmasının yegâne sebebidir. Anarşist ve bohem ruhlu bir mahalleden böyle bir taraftar grubunun çıkması sürpriz değil aslında.

Kendilerini anti-faşist ve anti-seksist olarak tanımlayan taraftar grubuna sahip St. Pauli’nin kulüp başkanının da bir eşcinsel olduğunu hatırlatalım. Futbolun ataerkil damardan beslendiğini sananlara atılan bu gol için kendilerine minnettarız.

Taraftar grubu nedeniyle St. Pauli takımı, Türkiye’de de hatırı sayılır bir taraftar kitlesine sahip. Gezi Direnişi sırasında tribünlerden verdikleri destek, Çarşı’ya çaktıkları selamlar unutulacak gibi değil.

10. Endüstriyel Futbola Karşı Direnişte: Red Star FC

​Kuruluşu 1800’lü yılların sonuna kadar gidiyor. Fransa’da kurulan bu takım, endüstriyel futbola karşı kurulsa da zaman içinde bu düzene dayanamamış ve amatör kümeye kadar düşmüştü. Son yıllarda toparlanma içinde olan takım Fransa liginde üçüncü lige kadar çıktı.

Fransa’nın en köklü takımlarından biri olan Red Star FC, büyük başarılara imza atamasa da önemli değil. Çünkü onu her koşulda destekleyen harika taraftarları var. Dünyadaki olaylara duyarsız kalmayan Red Star FC taraftarları, Çarşı’ya verdiği destekle akıllara kazındı.

9. Tribünlerde Devrim Şov: Marsilya Ultras

​Marsilya takımı oldukça ateşli taraftar gruplarına sahip. Tribünleri oldukça yaratıcı şovlarla süsleyen ve rakip takım üstünde baskı yaratan bu taraftar gruplarından biri ilgi alanımıza giriyor: Marsilya Ultras.

Marsilya’nın güney tribününde yer alan bu taraftar grubu, sol gelenekten geliyor. 1980’li yıllarda kurulan Marsilya Ultras, açtıkları dev pankartlarla dikkat çekiyor. Bu pankartlarda Che’yi ve antifaşist söylemleri sık sık kullanan Marsilya Ultras, dünyadaki devrimci taraftar grupları ile de dayanışma içinde.

8. İşçi Kasabanın İşçi Taraftarları: AS Livorno

​“Libertarian” adlı Ekşi Sözlük yazarının tanımladığı gibi “dünyaya sol ile vuranların takımıdır” Livorno. 

Toskana Bölgesi’nde bulunan bu liman kentinin tarihi, işçi hareketleri ile dolu. Şehrin aynı adı taşıyan futbol takımında da aynı ruhu görmek mümkün. Kızıl formalara sahip takımın taraftarlarının takıldığı lokal “1921” adını taşıyor, yani İtalyan Komünist Partisi’nin kurulduğu yılı.

7. Su Yolunu Buluyor: Original 21

​Listemizde sıra geldi komşunun AEK takımına. Söz konusu AEK olunca pek tarafsız olamıyoruz baştan söyleyelim. Kardeş ya da dosttan daha öte sıfatlar gerek bu takımı ve taraftarını tarif etmek için.

Kuruluşu Türkiye olan ama hayatını Yunanistan’da devam ettirmek zorunda bırakılan bir takım, AEK. Bu yüzden de sadece bir futbol takımı değil, tarihimizin unutulması istenmiş bir parçasının ete kemiğe bürünmüş hali. 

İstanbul’un üç büyükler olarak anılan takımlarından daha eski ve köklü bir geçmişe sahip. Bu geçmişinin kendini ilk gösterdiği yer de kulübün adı.

Açılımı “Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos”, yani Konstantinopolis Atletik Birliği olan AEK; bizim buralardaki kullanımı gibi “A, E, Ka” şeklinde ayrı okunmuyor aslında. Dildeki bu değişim 30 yıl öncesine dayanıyor. 

Kıbrıs olaylarına kadar İstanbul kulüpleri ve AEK arasında var olan sıcak ilişkiler bir anda değişiyor. AEK İstanbul’a daha az gelir ve maç yapar oluyor. TRT’nin öncülüğü ve dilin politik manipülasyonu sonucunda 40 yıllık AEK oluyor A.E.K. (Bkz. CHP’nin Ce Ha Pe ya da Esad’ın Esed olması)

Türkiye ile bağlarının koparılması yönündeki tüm çabalar boşa gidiyor. Çünkü AEK taraftarı buna izin vermiyor. AEK’in Özellikle “Original 21” isimli taraftar grubu toplumsal olaylara karşı oldukça duyarlı. Türkiye’deki direnişe de destek veren grup, Berkin Elvan‘ı ve Alexis‘i tribünlere taşıyarak iki ülke arasındaki köprüyü futbolla kuruyor.

6. Asla Yalnız Yürümüyorlar: KOP

​Futbol sevdalılarının diline pelesenk olmuş “You Will Never Walk Alone” marşının sahibi, Liverpool FC‘nin taraftar grubu. Sevdikleri oyuncunun gitmesine izin vermeyecek, statta kendilerine özel yer yaptıracak kadar etkili bir taraftar grubu.

Stadın kale arkasında yer alan grup, dünyaca bilinen isimleri ile KOP, oldukça ateşli bir taraftar grubu ve takımlarını son dakikaya kadar desteklemeleriyle ünlü. 1905 yılında çoğu liman işçilerinden oluşan birkaç kişi tarafından kurulan grubun profili ilk günden bu yana pek değişmedi.

5. İskoçya’nın Yüz Akı: Green Brigade

​Yine Britanya’dayız. Ama bu sefer adresimiz, İskoçya. Celtic takımının taraftarlarının bir kısmı 2006 yılında Green Brigade (Yeşil Tugaylar) adında bir grup kurdu. Anti-faşist ve ırkçılık karşıtı bu taraftar grubu, kurulduğu günden bu yana gerek tribünlerde yaptıkları gösteriler gerekse de verdikleri siyasi mesajlarla önemli işlere imza attı.

İsrail‘deki Filistinli tutsaklar için bayrak açan ve “Şeref, yemekten daha değerlidir” yazılı bir pankart asan Yeşil Tugaylar’ın Filistin’e yönelik dayanışma mesajları bununla sınırlı kalmadı. İsrail saldırıları sonrası “Filistin’e Özgürlük” pankartı açan grubun verdiği siyasi mesajların, UEFA tarafından pek sevilmediğini belirtmemize gerek yok sanırız.

2013 yılında Milan’a karşı kendi evlerinde oynadıkları maçta, Yeşil Tugaylar’ın tribünde açtığı Bobby Sands pankartı nedeniyle, UEFA kulübe 42 bin avro ceza kesti. Cezalar bununla da bitmedi; bazı taraftarlar gözaltına alındı ve stada girmeleri yasaklandı. Yeşil Tugaylar tepkisini tribünleri boşaltarak gösterdi. Aylar sonra Yeşil Tugaylar yeniden tribünlere döndü ve kulüp yöneticileri de bu gelişmeyi olumlu bulduklarını belirten açıklamalar yaptı.

4. Tribünlerin Kuzey Kanadı: Biris Norte

​Biraz güneye iniyoruz ve soluğu Sevilla‘da alıyoruz. İspanya’nın en eski ultra grubu olan Biris Norte’ye yakın plan yapıyoruz. 1975 yılında kurulan grup, Sevilla’nın stadı Ramon Sanchez Pizjuan’ın kuzey tribününde yer alıyor.

Anti-faşist kimliğiyle ön plana çıkan Biris Norte, diğer devrimci taraftar gruplarıyla sıkı dostluklara sahip. Bunun en güzel örneklerinden birini Marsilya ile yaşıyor. Sevilla maçlarında, Marsilya tribün gruplarının pankartlarına sıkça rastlanıyor.

3. Ünü Bask Bölgesi’ni Aşan Grup: Herri Norte Taldea

​Kendini anti-faşist ve komünist olarak nitelendiren üyelerden oluşan Herri Norte Taldea, açtığı pankartların yanı sıra yaptığı eylemlerle de adından söz ettiriyor. Bu eylemlerden biri Göçmen Günü’nde, Afro-Bask kuruluşundan 100’den fazla kişiyi takımları Athletic Bilbao’nun maçlarına davet etmeleri oldu. 

2. Barışın Taraftarı: Ultras Hapoel

​İsrail’in en solcu ve barışçı takımı Hapoel Tel Aviv‘in aynı özellikleri taşıyan taraftar grubundan bahsetmek istiyoruz. 1999’da kurulan Ultras Hapoel, Arap ve Müslümanlarla ortak yaşamı ve çevre ülkelerle barışı savunan bir taraftar grubu.

İsrail milliyetçiliğine karşılar, bu nedenle de tribünde ülke bayrağı açmıyorlar. Türkçe, Arapça ve İngilizce başta olmak üzere pek çok dilde pankartlar açan grup, bu pankartlarla dostluk mesajları veriyor.

1. Lefkoşa’dan Esen Sol Rüzgâr: Omonia Lefkoşa

​“Faşizme karşı yeşil yoldaşlar” sloganını düstur edinen Omonia Lefkoşa takımın taraftarları, her maçta açtıkları orak çekiçli pankartlarla dikkat çekiyor. Güney Kıbrıs’ın en çok taraftara sahip takımı olan Omonia Lefkoşa’nın doğuşu bir tepkiye dayanıyor.

Yıllar önce ülkenin muhafazakâr ve milliyetçi görüşlere sahip futbol takımı Apoel‘in politik görüşünü desteklemeyen futbolcular, bir araya gelip Omonia Lefkoşa’yı kuruyor. 1948’de kurulan kulübün taraftarları da sola yakın kişilerden oluşuyor. Türkiye’deki toplumsal olayları da tribünlerine taşıyan Omonia Lefkoşa taraftarları, en son Soma Katliamı sonrası açtıkları dayanışma pankartı ile dikkatleri çekti.

Bonus : Karşıyaka & Göztepe

​Gezideki bu dayanışma da bonusumuz olsun…