Category: Spor

Başkan Akpınar’dan aday Özalan’a stat cevabı: Sevgili futbolcu kardeşim…

Başkan Akpınar, “Sevgili futbolcu kardeşim… Senin futbol oynadığın zamanlarda, 1990’lı yıllarda bile gittiğin oynadığın stadyumların giriş çıkışları rahat. Milletvekili adayı da bir gün uğrarsa neyin ne olduğunu anlatırım. Şuna da eminim, geldiğinde herkes gibi ‘ya haklısınız’ diyecek” dedi.

Karşıyaka Belediyesi Haziran ayı olağan meclis toplantısı Başkan Hüseyin Mutlu Akpınar idaresinde gerçekleşti.

Belediye Başkanı Akpınar oturumda AK Parti İzmir Milletvekili Adayı Alpay Özalan’ın, “İzmir bizim bıraktığımız gibi. Yapılan yatırımları sağ olsun hükümetimiz yapmıştır. Karşıyaka Stadı’na baktığımız zaman belediye neyi düşünerek bize köstek oluyor onu anlamış değiliz” açıklamalarına cevap verdi.

Akpınar şunları söyledi:

SİYASET DOĞRULARI SÖYLEMEKTİR
İzmir’i bilmeyen, Karşıyaka’da doğmuş olabilir ama sokaklarını gezmemiş, sadece geldiklerinde Bostanlı’da Mavişehir’de zaman geçirmiş, Anadolu Caddesi’ni, Şemikler’in durumu nedir bilmeyen, Aksoy Mahallesi’ndeki güzellikleri görmeyen insanlar konuşabiliyor.  Ve bunlar siyasi partiler tarafından vekil adayı olarak gösterilebiliyor. Bunlardan bir tanesi eski futbolcu arkadaşımız. ‘Karşıyaka Belediyesi’nin stada niye ruhsat vermediğini hiç anlamış değilim. İzmir hiç değişmemiş, bırakıp gittiğimiz gibi’ demiş. ‘İzmir’deki icraatlar hükümetimiz tarafından yapılıyor’ demiş. Demek ki değişmiş. Kendisiyle çelişiyor. Siyaset başka bir şeydir. Siyaset insanların, güzel konuşması, bazı insanların gönlünü fethetmek için uğraşmak demek değildir. Doğruları söylemektir. Biz 4 yıldan beri doğruları söylemeye devam ediyoruz. Devam edeceğiz.

KULÜBÜN KURTULUŞU 65 MİLYONLUK BORCU YAPANLARDAN HESAP SORMAKLA OLUR
Bir kez daha neden ruhsat vermediğimizi mecliste anlatmak istiyorum. Karşıyaka’mızın stadı geçmiş yıllarda bir kütlenin olduğu bir stadyum değil. Portatif tribünü olan, bin 500 kişilik bir saha. Bizim itirazımız ne oldu? Bin 500 kişilik sahanın getirip de apartmanların arasında Karşıyaka’nın anlı şanlı tarihine yakışmayacak bir proje olduğunu biz söyledik. 15 bin kişilik dendi. Projenin eksiklikleri vardı. Yangın çıksa nasıl müdahale edilecek, yok. Ambulans giriyor yaya yoluna bağlanıyor. Buna itiraz ettik. Bir itirazımız da Karşıyakalılar 15 bin kişilik oturma kapasiteli stat istiyor. Sen 7 bin 223 kişilik oturma kapasiteli 6 bin 800 kişi ayakta seyirciyi Karşıyaka layık görüyorsun. Ben layık görmüyorum. Sen görebilirsin ben görmüyorum. Takım otobüsleri girecek, nasıl çıkacağını göstermiyorsun. Nasıl güvenlik önemelim alacağını göstermiyorsun. Sırf gönüllere güzel bir eda bırakmak için diyorsun ki ‘ben buraya stadı yapacağım. Kulübün kurtuluşu diyorsun. Kulübün kurtuluşu 65 milyonluk borcu yapanlara hesap sorup, onların da bunu açıklamasıyla olur ki bembeyaz bir sayfa açacaksın tekrardan aynı hatalar yapılmasın.

SEVGİLİ FUTBOLCU KARDEŞİM…
Sevgili futbolcu kardeşim… Senin futbol oynadığın zamanlarda, 1990’lı yıllarda bile gittiğin oynadığın stadyumların giriş çıkışları rahat. Takım otobüslerinin girip de manevra yapabileceği, güvenlik önemlerinin alınıp futbolcu ve taraftarlarının hiç karşılaşmadığı statlardı. Bu stadyumda aynı şeyi gerçekleştirmek mümkün değil. Bizim itirazımız buna oldu. Ama bir taraftan da şu var. Ben bir söz verdim. Biz bu stadyuma inşaat ruhsatını vermeyiz. Milletvekilimiz Kerem Ali Sürekli dedi ki, ‘sayın başkanım hemen inceleyin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ruhsat izni alacağız’ dedi. Hay hay dedim. İkinci gün gerekçeli kararı Karşıyaka halkı adına hemen verdik. Reddettik. Bir yayın organı 2 ay bekleyemedi 2 günde ret verdi diyor. Bir an önce işlemleri başlatın. Bu vebali ben taşımam. Taşıyacak olan alır o ruhsatı verir, yıllar sonra da tarihte bugün bu duruş alkışlanır. Bunu herkes de görecek. Eğer biz oraya ruhsatı verdiğimizde orada olağanüstü bir durum yaşanırsa vatandaşlarımızın bir tanesinin kılına zarar gelse ben vicdan azabı çekerim.  Şunu da biliyorum; bugün büyük bir coşkuyla isteyenler de dönüp ‘vermeseydin’ der. ‘Sen bunları göremedin mi?’ derler. Onu da biliyorum. Her zaman söylüyorum. Stadyumların daha ferah, insanların rahat girip çıkabileceği olması lazım. UEFA standartları var. Balkondan adam ayağını uzatsa çek ayağını orası boş olacak diyorlar. O kriterler var sen ayakta seyrettireceksin. İnsanlar rahat rahat oturacaklar. Aileleriyle birlikte sadece futbol maçı değil, konser de dinleyecekler. Elimden tutup maça gitmek istiyorum diyen yurttaşlarımıza şunu söylüyorum, çocuklarınızın elinden tutun o tarihi alana spor yapmaya götürün. Niye bin 500 kişilik sahamız olsun. O alana tenis kortları, yüzme havuzu, kapalı spor salonu olsun. Alt yapının çalışabileceği tesisler olsun.

KULÜP YÖNETMİYORUZ, KENT YÖNETİYORUZ
Milletvekili adayı da bir gün uğrarsa neyin ne olduğunu anlatırım. Şuna da eminim, geldiğinde herkes gibi ‘ya haklısınız’ diyecek. ‘Ama söz verildi yapılması gerekir’ diyecek. Her zaman söyledim. Beni ikna edin ben vereceğim. Ama gerekçe gösterin. Neden bunu istiyorsunuz? Biz kulüp yönetmiyoruz, biz kenti yönetiyoruz. Kent yöneticileri duygusal davranmaz. Ben de futbol oynadım, futbolun içinden geldim. Sporu seviyorum. Ben de istiyorum, Karşıyaka’mızın stadı olsun, kendi stadımızda maç seyredelim ama böyle laf olsun beri gelsin işiyle yapılmış bir projenin içinde değil. Daha güzel bir stadyumda diyorum. ‘Başkan sen niye yapmıyorsun?  Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener orada. Milletvekili adayı giderse Sayın Özgener de anlatır. Sayın Aziz Kocaoğlu’nun Karşıyaka’yla ilgili 30 bin kişilik spor kompleksi yapma ve yaptıktan sonra Gençlik Spor’a verme sözünü anlatır. Gelip bakanların bu konuda Karşıyaka’la ilgili neler dediklerini de anlatır.

15 BİN OTURMA KAPASİTELİ STADYUMU 25 MİLYONA YAPARIM, 70-80 MİLYONA DEĞİL!
Belediye başkanı olduktan sonra ‘bırakın ben yaparım’ dedim. Şu andaki Karşıyaka Spor Kulübü Efsaneleri Spor Tesisimizin olduğu yere 15 bin oturma kapasiteli stadyumu ben yaparım, para da istemiyorum dedim. Öyle 70-80 milyona da değil. Koltuk başı bedeli bellidir. Taş çatlasın 25 milyona 15 bin kişilik stadı yaparım. Sen 70 milyona yetmez diyorsun. Kente çok yazık oluyor. Bu tür sığ tartışmalarla hiçbir yere de gidilmez. Ama seçim gelince herkesin konuşma hevesi, yerel yönetimleri kötüleme durumu oluyor. Şamar oğlan derler…  

Karşıyaka’da işler iyiye gidiyor

Karşıyaka’da eski Başkan Mutlu Altuğ’un Başkan Turgay Büyükkarcı, Başkan Vekili Gökhan Şensan ve Tenis Şube Başkanı Rıfat Tekbaş hakkında açtığı hakaret davası reddedildi.

Daha önce kulüpte 20 Ocak’ta yapılan olağanüstü kongrenin iptal edilip yönetime kayyum atanması için 5 Nisan’da dava açan Altuğ’un, yöneticilerin 9 Mart’ta düzenledikleri basın toplantısında kendisiyle ilgili kullandığı ifadeler nedeniyle de mahkemeye başvurduğu öğrenildi. Davayı değerlendiren mahkemenin, söylemlerde suç unsuruna rastlamadığı belirtildi.

Altuğ’un kulüple ilgili açtığı davayı değerlendiren Karşıyaka 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi de verdiği ara kararda davacının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun bulunmayan ihtiyati tedbir kararının reddine hükmetmiş, Karşıyaka yönetimine kayyum atamamıştı. Altuğ’u daha önce dönemindeki usulsüzlük iddialarıyla ilgili disiplin kuruluna veren yönetim, bu kararlar üzerine karşı dava açmaya hazırlanıyor. Altuğ’a döneminde bir içecek firmasından alınan sponsorluk parasının kulüp kayıtlarında görünmeyen kısmıyla ilgili Karşıyaka adına dava açacak yönetimin, davanın kazanılması halinde eski başkanı üyelikten ihraç etmeye hazırlandığı öğrenildi.

KOLEJ SORUNU ÇÖZÜLDÜ

Kaşıyaka yönetimi, kulübün 3 yıldır başını ağrıtan özel okul davasını mutlu sonla kapattı. 2’nci Lig’deki voleybol takımında 2014-15 sezonunda forma giyen yabancı oyuncular Marina Tumas ve Alssya Safronova’nın 2 çocuğu, o dönem eğitimleri için 46 bin TL yıllık ücretle özel bir koleje yazdırıldı. Okulun parası ödenmeyince bu borç, her ay yüzde 5 faizle 200 bin TL’ye ulaştı. O dönem öğrenciler için şube yönetiminden ödeme alamayıp konuyu mahkemeye taşıyarak davayı kazanan kolej, bu alacağı karşılığında kulüple anlaştı. 200 bin TL karşılığında Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’na 2 yıllığına reklam verecek kolej, davasını geri çekecek.

KAMPANYADAN 16 BİN TL

1912 Karşıyaka Derneği, Karşıyaka’nın eski futbolcularından Banahene’ye olan borcu nedeniyle FIFA’dan küme düşme cezası almaması için başlattığı kampanyayı sonlandırdı. Karşıyaka yönetimi, Banahene’ye dün 213 bin TL ödeyerek küme düşürme cezasının önüne geçerken kampanyadan 16 bin 355 TL toplandığı açıklandı. Dernek, kampanyayla ilgili, “Kulüp yönetim kurulumuzun gerekli kaynağı yaratarak borcu ödediği haberini sevinerek aldık. Toplanmış olduğumuz 16 bin 355 TL tutarı, kulüp yönetimimizin başka bir ödemede kullanması için kendilerine iletip alınan makbuzu yayınlayacağız” açıklamasını yaptı. (Ergin KARATAŞ/DHA)

Kaf Kaf’tan kritik vergi hamlesi

Karşıyaka’da Başkan Turgay Büyükkarcı ve Başkan Vekili Gökhan Şensan, kulübün geçmiş dönemde bozulan vergi yapılandırmasıyla ilgili İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nı ziyaret etti

Kaf-Kaf, yeni çıkan torba yasa kapsamında gelen aftan yararlanıp hem vergi hem de 2014 yılında düzenlenen yapılandırılması geçen yıl bozulan Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarını yeniden taksitlendirmek istiyor. Yeşil-kırmızılılarda eski yönetimin yönlendirme hatası nedeniyle Çiğli Vergi Dairesi’nin, kulüp gelirlerinden vergi yapılandırmasına mahsuben 2021 yılına kadar önceden tahsilat yaptığı ortaya çıkmıştı.

PERŞEMBEYE KADAR 300 BİN GELMEZSE DÜŞECEK

Spor Toto gelirlerinden otomatik olarak kesilen bu para diğer alacaklı kurumlara yönlendirilmediği için SGK anlaşması bozulmuş, Yamanlar Vergi Dairesi ve Karşıyaka Vergi Dairesi’ne geçmiş ve güncel borç ödenemediğinden kulübe faiz yükü binmişti. Çiğli Vergi Dairesi’ne 1.8 milyon TL erken ödemesi bulunan Karşıyaka, bu parayı diğer vergi dairelerine yönlendirip ardından borçlarını yeniden taksitlendirmeyi talep ediyor. Eski futbolcularından Banahene’ye perşembe gününe kadar yaklaşık 300 bin TL ödemediği takdirde FIFA tarafından amatör kümeye düşürelecek Kaf-Kaf’a 1912 Karşıyaka Derneği, 5 bin TL’lik katkı sağlama sözü verdi.

Karşıyaka’da tarihi tehlike

Sezonun ilk yarısında aldığı puan silme cezaları ve transfer yasağıyla 38 yıl sonra 3. Lig’e düşerken tarihinde ilk kez de dördüncü kategoriye gerileyen Karşıyaka, FIFA tarafından sahaya bile çıkmadan amatör kümeye düşürülmenin eşiğinde.

Karşıyaka, FIFA tarafından sahaya bile çıkmadan amatör kümeye düşürülmenin eşiğinde. Takımda forma giydiği 2012-13 sezonundan kalan 56 bin 500 euro alacağı nedeniyle geçtiğimiz Ekim 2017’de FIFA kanalıyla kulübün 3 puanını sildiren Banahene, yeşil-kırmızılıların küme düşürülmesi için de başvuru yaptı.

Kaf-Kaf’a son kez ihtar çeken futbolun dünya çapındaki patronu FIFA, 17 Mayıs’a kadar günlük kurla yaklaşık 290 bin TL tutan bu para ödenmezse takıma küme düşürme yaptırımı uygulayacağını bildirdi. Yönetimin Ganalı futbolcuyla pazarlık çabası ise sonuç vermedi.

Karşıyaka’ya bu sezondan alacakları nedeniyle Futbol Federasyonu’na başvurmaya başlayan mevcut kadrodaki oyuncuların serbest kalmaması için de acil 2 milyon TL kaynak gerekiyor. 20 Ocak’taki olağanüstü kongrede göreve seçildikten sonra Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın mali desteğiyle yaklaşık 2.5 milyon TL ödeyip eski yabancı futbolculardan Shukurov, Juninho ve Kovalchuk’un alacakları yüzünden FIFA’dan gelen 18 puan silme cezasının önüne geçen yönetim, bu acil ödemeler için de kaynak arıyor. Yeni sezon öncesi Yaşar Holding’ten basketbol takımına verdiği sponsorluk, Folkart’tan ise yine basket şubesinin yarışmacı haklarının borçsuz olarak devri için son teklifleri alan yönetim, karar aşamasında. Kulüpte olağan mali genel kurulun tarihi ise 23-30 Mayıs olarak belirlendi.

Şampiyon olacaktı; küme düştü

Torbalıspor’da büyük şok. BAL’dan düşmemek için Süper Amatör Lig şampiyonu İzmirspor ile bugün Atarürk stadı’nda karşı karşıya gelen TORKOS, maçı 1-0 kaybederek küme düştü.

Torbalıspor’da büyük şok. BAL’dan düşmemek için Süper Amatör Lig şampiyonu İzmirspor ile bugün Atarürk stadı’nda karşı karşıya gelen TORKOS, maçı 1-0 yenilerek küme düştü. Sene başında büyük paralar harcayarak lig üstü takım kuran, uzun süre ligde liderlik koltuğunda oturan, ligi ikinci tamamlayan temsilcimiz, statü gereği alt ligden gelen bir İzmir temsilcisiyle küme düşmemek için maç yapacaktı. Bu nedenle bugün İzmirspor ile kozlarını paylaşan temsilcimiz rakibine boyun eğdi. Alınan sonuç ilçede hüsrana neden oldu. Torbalıspor önümüzdeki yıl Süper Amatör Lig’de mücadele edecek.

Ufuk Sarıca, Karşıyaka’ya Dönebilir İddiası

Pınar Karşıyaka, dün aldığı Sakarya Büyükşehir Basketbol galibiyeti ile ligde kalmayı garantiledi ve gelecek sezonun planlamasına başladı.

Trendbasket’in haberine göre Ufuk Sarıca’nın yolu önümüzdeki sezon tekrar Pınar Karşıyaka ile kesişebilir. Kafkaf’ta koç olarak aday ilk isim Ufuk Sarıca. Karşıyaka Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Büyükkarcı, Sarıca ile tekrar çalışmak istiyor.

Ufuk Sarıca, Pınar Karşıyaka ile bir Cumhurbaşkanlığı Kupası, bir Türkiye Kupası ve lig şampiyonluğu yaşamıştı. Karşıyaka’nın başında EuroLeague’de de mücadele eden Sarıca, 2 senedir Beşiktaş Sompo Japan’ın başantrenörlüğünü yapıyor.

Dünya Üzerindeki En Ateşli Taraftarlar Arasında Yer Alan Karşıyaka Tribününden Görüntüler

Karşıyaka’nın tek taraftar grubu olan Karşıyaka Çarşı Grubu öncülüğünde Karşıyaka Tribünleri Türkiye’de, hatta yaptığı organizasyonlar ve koreografilerle dünyada hatırı sayılır bir yeri olan konumdadır.

 

Atatürkçü ve muhalif yapısı ile bilinen tribünün ne kadar önemli bir yeri olduğunu bu 10 videoda anlatmak imkansız. Biz de bu nedenle yayınlayacağımız Karşıyaka Tribün videolarını bölüm bölüm yayınlamaya karar verdik.

Buyrun ilk bölüm;

1. Haydi İleri

2. Sensiz Hayat Neye Yarar?

3. Muhteşem Yaşa Varol! [Karşıyaka – Galatasaray]

4. KARŞIYAKA – Fenerbahçe | Mehter

5. Kulakları Sağır Edercesine… [Karşıyaka Pınar – Gran Canaria]

6. Herkes Özeniyor Kimse Çözemiyor

7. Final Four | FİNAL MAÇI | YAŞA VAROL

8. Karşıyakam Benim Biricik Sevgilim..

9. “Şampiyon Takımı tutan değil, Takımını Şampiyon Yapan Taraftar..”

10. KSK Çarşı – Kaf Kaf Gol Gol Gol

Karşıyaka’da Gündem yine Şirketleşme

Karşıyaka’da Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın, “Tek çare basketbol şubesinin şirketleşmesi, kulübe gelir getirmesi” açıklamasının ardından camianın gözü yeniden şirketleşme görüşmelerine çevrildi.

20 Ocak’taki olağanüstü kongrede futbol ve basketbol takımlarının yarışmacı haklarını bir şirkete devredebilme yetkisiyle göreve gelen, borçları indirmek için çalışma yapan yönetimin, o tarihten bu yana ismi talipli olarak geçen Folkart ve Yaşar Holding’le yaptığı görüşmeler sona yaklaştı. İlk etapta futbol şubesini şirketleştirmeye talip olan Folkart, süreç içinde ilgisini 2015’te şampiyon olarak Euroleague oynayan, kenti her yıl Avrupa’da temsil eden basketbol takımına kaydırdı.

Şubat ayında yeni yönetime 2 milyon 325 bin TL nakit katkı vererek eski futbolcular Shukurov, Juninho ve Kovalchuk’un alacakları için FIFA’dan gelen 18 puen silme cezasının önlenmesini sağlayan Sancak’ın basketbol şubesinin yarışmacı haklarının borçsuz olarak Folkart’a devredilmesi için Kaf-Kaf’a 20-25 milyon TL civarında para önerdiği ortaya çıktı. Sancak’ın bunun yanında kulübe 5 yıl boyunca her sezon öncesi 1 milyon dolar daha katkı sağlayacağı sızan haberler arasında. Bu ihtimal gerçekleşirse Karşıyaka’nın basketboldaki kombine, bilet ve salon reklamı gelirlerini de kulüp alacak. Spor Toto ve yayın gelirleri ise Folkart’ın kontrolünde olacak.

Yeşil – Kırmızılılar, şube için Sancak’tan alınacak parayı Basketbol Federasyonu gelirleri üzerindeki eski futbolcu, voleybolcu ve personel hacizlerini kaldırmak için kullanacak, futboldaki 15 milyon TL tutarındaki transfer yasağı açılmaya çalışılacak. Karşıyaka’ya 60 yıldır destek veren, son 20 yıldır da basket takımı Pınar Karşıyaka’nın isim sponsorluğunu yapan Onursal Başkan Selçuk Yaşar’ın kurucusu olduğu Yaşar Holding’in de kulüp için kesenin ağzını açtığı öğrenildi. Yönetimle görüşmeler sonrası basketbol şubesini devralmayı değil sponsorluğu sürdürmeyi kararlaştıran holdingin yeni sezonda potaya 10-13 milyon TL arasında katkı sağlamayı önerdiği ortaya çıktı. Bu öneriyi kabul ederse şube elinde kalacak Karşıyaka, yine kombine, bilet, tribün gelirlerini alacak, Basketbol Federasyonu gelirleri, borçlarına kesilecek.

Mesut Sancak’tan, KSK’ye uyarı: 5 yıl sonra yok olur!

İşadamı Mesut Sancak, “Karşıyaka basketbolda şirketleşmeli. Yoksa kulüp 5 yıl sonra yok olur” dedi

Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, özel bir internet sitesine verdiği röportajda “Tek çare basketbol şubesinin şirketleşmesi, kulübe gelir getirmesi. Ben bunun aslında Yaşar Holding’in görevi olduğunu düşünüyorum. Ama eğer yapmazlarsa birileri bunu yapacak, o ben mi olurum başkası mı onu zaman gösterecek” dedi.

FOLKART, İZMİR’DE 7 TAKIMA SPONSORLUK YAPIYOR
Karşıyaka Spor Kulübü’ne şubat ayında yaklaşık 3 milyon TL para ödediğini açıklayan Mesut Sancak, “o parayla kulübün eski yabancılara olan borçları nedeniyle gelecek puan silme cezasından kurtuldu. Karşıyaka’nın önde gelen isimleri gelip kulüpte yaşanan sıkıntıyı anlattı. Ben vicdanen takımın ceza almasını istemedim, parayı şirketin kaynaklarından ödedik. Karşıyaka, bu şehrin 106 yıllık önemli bir takımı, Atatürk’ün ay-yıldız taktığı üç takımdan biri. Benim bir beklentim yok, bu şehirde para kazanıyorum ve bunun bir görev olduğunu düşündüm. Şu anda şehrin 7 takımına sponsorluk yapıyoruz. Karşıyaka futbolda 3. Lig’e düştü, kulübün halen 55 milyon TL civarında borcu var. Bir şirketin Karşıyaka’ya sahip çıkması gerekiyor ve kurtuluşunu böyle görüyorum. Bana göre Karşıyaka futbol takımı her şirketin uğraşacağı bir takım değil. Transferler için 20-25 milyon TL gibi kaynak yaratılması gerekiyor. Taşıma suyuyla değirmenin dönmez. Karşıyaka’nın basket takımı Yaşar Grubu olabilir, biz olabiliriz kurumsal bir şirkete devredilir, oradan gelecek kaynakla kulübün yaraları sarılır transferler yapılır. Hiçbir şey yapmayacağım derseniz futbol alacaklıları basketbolun da üzerine tedbir koyar, haciz koyar. Kulübün bütün branşları batar ve 5 sene sonra Karşıyaka Spor Kulübü kalmaz. Tek çare basket şubesinin şirketleşmesi, kulübe gelir getirmesi. Ben bunun aslında Yaşar Grubu’nun görevi olduğunu düşünüyorum. Ama eğer yapmazlarsa birileri bunu yapacak, o ben mi olurum başkası mı onu zaman gösterecek. İzmir’de para kazanan bütün şirketlerin bütçelerinden kulüplere her sene bu kaynağı ayırmaları gerekiyor” dedi.

Paranın şampiyonluğu

Futbol dünyasındaki endüstriyelleşme bu sezon Avrupa’da kendini her alanda gösterdi. Arapların sahip olduğu Manchester City İngiltere’de, Katarlıların sahip olduğun Paris Saint Germen ise Fransa’da liglerin bitmesine haftalar kala şampiyon oldu.

Avrupa’nın önde gelen kulüpleri Rus, Arap ve Çin sermayesi tarafından satın alınırken, ilk hedef yerel ligde şampiyonluktu. Ancak yapılan tüm yatırımların esas amacı, Şampiyonlar Ligi pazarında prestij sahibi olmak ve büyük gelirin sahibi olmaktı. PSG’nin sezon başındaki 222 milyar Euroluk Neymar transferine bu gözle bakılsa da PSG, Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid’e elenerek bu yatırımın karşılığını alamadı.

Süreç aslında Rus milyarder Roman Abramovich’in, 2003’te Chelsea’yi satın almasıyla başladı. Premier Lig şampiyonluğu Abramovich için ara hedefti. 2005’te gelen lig şampiyonluğundan önce milyonlarca dolar harcayan Rus milyarder, takımın kadrosuna kattığı yıldızlardan dolayı lig şampiyonluğunun kolay lokma olacağını biliyordu. Bu hedef uğruna Jose Mourinho, Avram Grant, Luis Felipe Scolari, Carlo Ancelotti ve Andre Villas-Boas gibi Avrupa’nın sayılı teknik adamları kovulmaktan kurtulamadı. İlginçtir ünlü hocalarla bu rüyasına kavuşamayan Abramovich, Villas- Boas’ın kovulması sonucu koltuğu teslim ettiği ‘geçici’ Roberto Di Matteo ile yıllardır beklediği Şampiyonlar Ligi kupasına 2012’de uzandı. Bu süreçte tam 1 milyar Euro’dan fazla para harcandı.

 

Futbol kültürünün içi bu harcamaların ardından yavaş yavaş boşaltıldı. Futbola endüstriyel yaklaşım, 100 yıldan fazla geçmişi olan takımların zenginlerin elinde oyuncak olmasına yol açtı. Futbola hobi olarak yaklaşan petro-dolar sermayesi, piyasaları da alt üst etti.

2008’de Abu Dabi Emiri, Abu Dabi Cumhurbaşkanı Halife bin Zayid el-Nehyan’ın kardeşi, Şeyh Mansur bin Zayed al Nahya tarafından satın alınan Manchester City, son şampiyonluğunu 1968’te yaşamış bir ekipti. Manchester City’yi reklam amaçlı alan Şeyh Mansur, para musluklarını sonuna kadar açtı. Chelsea ve Manchester United’ın varlığından dolayı ilk hedef olan lig şampiyonluğuna ancak 4 yıl sonra 2012’de ulaştı. Arap sermayesiyle iki kez lig şampiyonluğu yaşayan Manchester City, Şampiyonlar Ligi’nde bırakın kupaya yaklaşmayı son dörde bile kalamadı. Josep Guardiola ile bu sene Premier Lig’te şampiyon olan takımın asıl hedefi Şampiyonlar Ligi olsa da bu rüyayı bu sene bir başka İngiliz takımı Liverpool engelledi.

Şampiyonlar Ligi artık sermaye ile sportif başarının mücadelesine dönüştü.

Sportif başarıyı İspanyol kulüpleri Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid ve Alman kulüpleri Bayern Münih, Borussia Dortmund temsil ediyor.

Sermayenin gücünü ise İngiltere’den Chelsea, Manchester City, Fransa’dan PSG, Monaco, İtalya’dan Milan temsil edecek.

Çinliler tarafından satın alınan Milan’ın ilk hedefi de 7 yıl hasret kaldıkları Serie A şampiyonluğu ve ardından yeniden devler ligindeki kalıcı yerini almak.

Premier Lig’de sermaye takımı olarak Chelsea ve Manchester City adları ön plana çıksa da M. United, M. City, Liverpool, Arsenal, Leicester City, Aston Villa, Queens Park Rangers, Fulham, Newcastle United gibi takımların sahipleri de yabancı iş adamı veya şirketler. Keza İtalya’da Juventus, Inter ve Roma gibi takımların sahipleri de zengin İtalyan aileler.

KATARLILAR NE YAPIYOR

Türkçeye “Abu Dhabi Birleşik Yatırım ve Gelişim Grubu” olarak çevirebileceğimiz ve kısa adı ABUG olan grup, Manchester City’nin çoğunluk hisselerine sahip olmak için tam 150 milyon pound ödemişti. Aynı grubun İtalya’nın Inter takımı ile de sıkı bağları mevcut. Öyle ki, birlikte Abu Dhabi’de bir futbol akademisi kurmaya karar verdiler. Arap sermayesinin İngiliz futboluna olan ilgisi kıta geneline yayılmakta da çok gecikmedi.

Katar kraliyet ailesi üyelerinden Şeyh Abdullah bin Nasser Al-Thani, 2010’da İspanya’nın Malaga takımının bütçesine bir hamlede 36 milyon euroluk katkı yaparken, yeni stat inşası için de 70 milyon euro destek çıkmaya söz verdi. Malaga Al-Thani’nin desteğini çekmesinden sonra bu sene La Liga’da küme düştü.

Aynı yıl Katar Spor Yatırımları (QSI), Fransa’nın Paris Saint-Germain kulübüne ait hisselerin %70’ini satın aldı. QSI, Haziran 2012’de de kalan %30’luk hisseyi bir Amerikan yatırım şirketinden almak için tam 100 milyon euro ödedi ve kulübün tek sahibi oldu. Bu satın almalar sonucu Katar’ın Fransa genelinde yaptığı en büyük yatırım da PSG olarak kayıtlara geçti.

KATARLILAR TÜRKİYE’DE

Katarlılara ait beIN Media bu yılın başında Çukurova Grubu ile Providence Equity Partners tarafından kontrol edilen fonlara ait olan ve Digiturk markası altında faaliyet gösteren Türk Pay-TV platform grubunun holding şirketi olan DP Acquisitions B.V.’yi satın almak için nihai bir sözleşme imzaladığını duyurdu. Türkiye, Fransa ve İspanya’daki yayın haklarına sahip olan Katarlılar sadece takımların hisselerini almakla kalmayıp yayın haklarını da ele geçirerek, Avrupa futbolunu avcunun içine aldı.

Öyle ki futboldaki sermaye artışının Türkiye’deki son örneği de Başakşehir kulübü oldu. Geçen yıl kulübün Katarlılara satılacağı iddiası ortaya atılmıştı. Aslında bir şirket olan Başakşehir Kulübü’nün Yönetim Kurulu Başkanı “Tamamının satılması söz konusu değil. Kulübün büyümesi için ortaklığa açığız” demişti. Futbolu Türkiye’de de yatırım aracı haline getiren ilk kulüp olma yolunda ilerleyen Gümüşdağ, daha sonra yaptığı açıklamada Başakşehir ile ilgilenenlerin sadece Katarlılar olmadığını Çinlilerin de kulübü istediğini belirtmişti.

Avrupa’nın köklü kulüpleri Barcelona, Bayern Munih, Real Madrid gibi kulüpleri bu sermaye dayatmasına direnebilecek kulüpler ancak bir direnemeyenler var. Türk futbolunda Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor büyük ekonomik kriz yaşarken bu durum sportif başarıya da yansıyor. Türk Milli Takımı Dünya Kupası ve Avrupa Kupası elemelerine bile katılamazken, kulüpler de UEFA Avrupa Ligi ve Şampiyonlar Ligi’nde –Beşiktaş’ın iki senedir süren katkısının dışında- bir başarı gösteremiyor.

Potansiyeli bakımından Türkiye’nin her iki turnuvada da her yıl en az yarı finale kadar çıkması gerekirken, devlet desteğine rağmen Türk kulüplerinin UEFA’dan gelecek cezaları beklemesi ise 100 yıllık tarihi olan kulüplerin birkaç sene içerisinde satılması tehlikesini ortaya çıkarıyor.

Mert Taşçılar

Odatv.com