Karşıyaka Tren İstasyonu

Karşıyaka Tren İstasyonu’nun İzmirliler için ayrı bir öneminin olduğunu düşünmeliyiz. Neden mi? Geçmişte imparatorluk topraklarındaki ilk demiryolu yapımının İzmir’de başlamasının yanında, bu istasyon Gazi M. Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kentimize ikinci kez gelişindeki ilk durağının Karşıyaka olması açısından da önemlidir.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 11 Ekim 1925 tarihinde geldiği İzmir Karşıyaka Tren İstasyonu’nda vatandaşlarca karşılanıyor.

Zübeyde Hanım 15 Ocak 1923’te rahmetli olmuş, Paşamız o sırada yurt seyahatinde olduğu için annesinin cenaze törenine katılamamıştır. Daha sonra 27 Ocak’ta annesinin mezarını ziyaret edebilmek amacıyla İzmir’e dönerken Karşıyaka İstasyonu’nda trenden inmiştir. Törenle karşılanan Kurtuluş Savaşı gazimiz doğruca annesinin kabri başına gitmiş ve orada son derece duygulu bir konuşma yaparak annesinin sıkıntılı yaşamından örnekler vermiştir.

Atatürk Çocuklarla Zübeyde Hanım’ın Mezarına Yürüyor

Demem o ki siz bakmayın şimdilerde İZBAN hatlarının yer altına alınması nedeniyle adını ancak dar alanda görebildiğimiz Karşıyaka Tren İstasyonu’na. Bir bilseniz geçmişte, orada ne renkli tarihler yaşanmıştır, o peronlar neleri görmüştür? Yalnızca Atatürk’le ilgili olanlar değil belki de tüm Karşıyakalıların belki Karşıyakalı olmayanların da orada yaşadığı acı, tatlı nice anıları vardır mutlaka.


***
TCDD hatlarını İZBAN’a devrettikten sonra ayakta kalabilen bir iki istasyon binasından biri de Karşıyaka Tren İstasyonu’dur. Yazdığım gibi tren hatları yer altına alındıktan sonra bizim güzel istasyon ve hizmet binalarımız uzun sayılabilecek süre bir ölçüde işlevsizlik ötesinde sahipsiz de kaldılar.

Ancak Karşıyaka’daki STÖ’leri özellikle Vehbi Moğol ve Tufan Atakişi önderliğinde istasyon binasının müzeye dönüşmesi için girişimde bulunmaktaydılar. Çok değerli ve kıymetli (!) Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD yetkililerinin varıp da Karşıyakalıların haklı isteklerine kulak vereceklerini mi düşündünüz? Nitekim kulak verilmedi de. Bir baktık ihale yapılıp bitmiş bile. Uzun süren restorasyon aşamasından sonra o alanda, belki AVM filan yapılmadı ama istasyonumuz “Restoran, Kafeterya ve Çay Bahçesine” dönüştürülüverdi. Gerçi, dönüşüm projesi içinde “Müze” adı da vardı ama müzeyi ara ki bulasın.
Bakınız söylemek isterim, benim asıl derdim başka. Keşke sonuçta yapılanlar estetik anlayış kapsamına alınabilecek nitelikte olabilselerdi, onlara da razı olabilirdim. Ne gezer?
***
Restorasyon kelimesini açıklamama gerek yok, elbette Türkçe bir kelime değil. Bizim o TDK adıyla bildiğimiz yetersiz kurumumuzun hazırladığı çift tuğla kalınlığındaki kalıpsız “Türkçe Sözlüğümüze” göre “Restorasyon” için “Yenileme” denilerek yanlış bir tanımlama yapılmıştır. Restorasyon kelimesi Fransızcadan alındığına göre “Yenileme”nin Fransızca karşılığı “Rénovation”dur. Bana göre; bizim bu Türkçe ve dil bilmez kurumcularımız “Türkçe Sözlük” adını verdikleri böyle yanlışlarla dolu eseri topluma yutturdukları için ne kadar utanç duysalar azdır.
Prof. Dr. Pars Tuğlacı’nın “Ansiklopedik Türkçe Sözlüğüne” göre “Restorasyon” için verilen karşılık ise “Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan kısımları aslına uygun şekilde onarma” şeklindedir, doğrusu da budur.

Öte yandan önemli bir ayrıntılar dizisini göz önünde tutmalıyız. Konunun uzmanlarına göre “Restorasyon”; 1-Eserin özgün biçimi korunarak yapılmalı, 2-Esere olabildiğince az müdahalede bulunulmalı, 3-Onu güzelleştirmeye yönelik girişimlerde bulunmaktan kaçınılmalıdır.
Elbette; yurdumuzda üst bölümde yapılan açıklamalara uygun güzel örnekler bulunmaktadır. Yakın çevremizden örnek vereceğim. Foça’da Cenevizlilerden kalma kale restorasyonu iyi bir örnektir. Bence; aklımıza gelen diğerlerini sıralarsak İzmir’de “Kızlarağası Hanı”, “Abacıoğlu Hanı”, Kemeraltı’ndaki “Karaosmanoğlu Külliyesi” ve Mimar Adil Ersin Bayar tarafından gerçekleştirilen “Kapalıçarşı” restorasyonları güzel çalışmalardır.
Ancak ülkemizde yapılan restorasyonlarda anıtı ya da eseri rezil edecek kadar kötü çalışmalar olduğu bilinmektedir. Hangisini saymalı ki? Bir-iki tanesini sayıp, diğerlerini sizlerin aramasına bırakalım, ne dersiniz? 1-Ağrı Doğubeyazıt’taki İshak Paşa Sarayı’ındaki camlı bölmeler, 2- Antalya’daki Antiphellos Tiyatrosu’nun sahne bölümünde beton dolgu yapılarak 28 sıralı tiyatronun 26 sıraya indirilmesi, 3-Şile’deki Ocaklı Ada Kalesi’nin Sünger Bob’a dönüştürülmesi, 4- Antakya’daki mozaiklerin puzzle’a benzemesi… Biliniz ki bu kötü örnekler saymakla bitecek gibi değil, sayfalar bile yetmez.
Restorasyon için sözü uzattım, aslında bu kötü örneklere, kötü kullanımlara; Karşıyaka Tren İstasyonu’nu da birinci sırada eklememiz gerekir. İstasyona ve çevreye yapılan kötülükleri tanımlamak için “vandalizm” kelimesi yetersiz kalacaktır. İnanmayanlar gelsinler eskisi ile yenisini karşılaştırsınlar. Neler söylemek istediğimi belki o zaman daha kolay anlatmış olurum. Fazla söze ne gerek var ki!
Esenlikle kalınız…
C. Şefik KOLDAŞ

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir