Category: Fotoğraf Galerisi

İzmir Gündoğdu Fotoğrafları

  • 2

İzmir’in merkezinde Konak ilçesine bağlı Alsancak mahallesinde bulunan, Alsancak Vapur İskelesinin hemen yanında yer alan, kentin en ünlü meydanlarından birine adını veren heykeldir.  Devamini oku…

İzmir deki Saklı Cennet, Karagöl


İZMİR’in Karşıyaka ilçesinde bulunan Yamanlar Dağı’ndaki eşsiz doğa güzelliyle Karagöl, görenleri kendisine hayran bırakıyor. Çam ağaçları arasından kentin saklı cenneti Karagöl’e ulaşmak için gidilen yol, kentin manzarasını en tepeden seyretme imkanı da sunuyor.


Milli Parklar Müdürlüğü’ne ait tabiat parkı olan, Karşıyaka’ya 23, kent merkezine 35 kilometre uzaklıkta bulunan heyelan set gölü Karagöl, doğal güzellikleriyle İzmir’in saklı cenneti olarak keşfedilmeyi bekliyor. Kent sakinleri tarafından da pek bilinmeyen Karagöl’e ulaşmak için zahmetli bir yolculuk yapmak gerekiyor. Karşıyaka’ya uzak olmamasına karşın, virajlı yolları nedeniyle yaklaşık bir saatlik bir yolculuğun sonunda Karagöl’e ulaşmak mümkün oluyor. Bu yolculukta araçla Yamanlar Dağı’na tırmanırken, her virajda İzmir’i daha net ve farklı bir açıdan görmek mümkün oluyor. Kentin gürültüsünden uzakta, çam ağaçlarının arasından ilerlerken temiz hava kendisini hissettiriyor.

Karagöl’de hem günübirlik piknik yapılabildiği gibi çadır kurarak kamp yapmak da mümkün. Gölde yüzen ördekler, kazlar ile göl kenarındaki yürüyüş alanlarının eş güzelliği, fotoğraf tutkunları için de kartpostallık görüntüler sunuyor. Kızılçam, karaçam, zakkum, kestane ve meşe ağaçlarıyla zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Karagöl, doğayla huzurun birleştiği adres olarak yaz sıcağından kaçmak isteyenler için iyi bir seçenek olarak öne çıkıyor.

KARAGÖL EFSANESİ

Karagöl, mitolojide de yer alıyor. Efsaneye göre İzmirli olan Frigya Kralı Tantalos, Smyrna’dan (İzmir) Magnesia’ya (Manisa) doğru uzanan Spilios Dağı’nda, Frigya halkı ile birlikte yaşar ve Batı Anadolu’ya yayılmış devletini yönetir. Spilios Dağı çok verimli topraklara ve zengin maden yataklarına sahip bir yerdir. Tanrıların sofrasına oturabilen tek insan olan Tantalos gün gelir, Olimpos Dağı tanrılarının hışmına uğrar. Anadolu tanrıçası Kibele’ye inandığı için Hellen tanrılarını küçük gören ve onların güçlerini sınamaya kalkan Tantalos, büyük bir cezaya çarptırılır. Spilios Dağı’nın bir yarığından atılarak ölüm tanrısı Hades’e gönderilen Tantalos, burada Zeus tarafından ebedi açlık ve susuzluğa mahkum edilir ve bu ceza dünyanın her köşesinde Tantalos işkencesi olarak anılır. Hatta İzmirli tarihçi Homeros da Odysseia’da hemşerisi Tantalos’un çektiği acıları etkileyici biçimde anlatır. Tantalos’un atıldığı yarık daha sonra göl haline gelir ve bu göle ‘Tantalos Gölü’ adı verilir. Göl günümüzde ise suyunun renginden dolayı Karagöl adını almış.

 

İzmir’de görsel şölen. Burası bakın İzmir’in neresi…

Bu kar görüntüleri İzmir Ödemiş’ten… Efe Dağcılık Kulübü üyesi olan, Ödemiş Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Nuri Zeyrek, 2.5 saat süren yolculuktan sonra 1157 metrelik zirveye ulaştı. Ardından 5 saatlik bir çalışmayla malzemesi kar olan igloyu yaptı. Bir kişinin kalabileceği 3 metrekarelik igloyu da tamamlayan Zeyrek, doğanın görsel şöleni eşliğinde kahve keyfi yaptı.

Efe Dağcılık Kulübü üyesi olan, Ödemiş Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Nuri Zeyrek, 2.5 saat süren yolculuktan sonra 1157 metrelik zirveye ulaştı. Ardından 5 saatlik bir çalışmayla malzemesi kar olan igloyu yaptı. Bir kişinin kalabileceği 3 metrekarelik igloyu da tamamlayan Zeyrek, doğanın görsel şöleni eşliğinde kahve keyfi yaptı. İnsandan uzak, doğanın tüm güzelliğinin altında yapılan kahve keyfini fotoğraflamayı da ihmal etmedi. Bu görüntüler, görenleri kıskandırırken, Zeyrek, bir süre sonra uyku tulumuna girip, geceyi igloda geçirdi. Sabah uyanan Zeyrek’in yanına, kendi zirve tırmanışını tamamlayan arkadaşları Mustafa Kırlı, Enis Çakıroğlu ve İbrahim Sürel de geldi. Bir süre burada kalan arkadaşlar, daha sonra zirve inişi yapıp, etkinliği bitirdi.

Ödemiş’teki hastanede 13 yıldır görev yaptığını, işinin stresli olduğunu ve dağcılığın yaşadığı strese iyi geldiğini söyleyen Dr. Zeyrek, amaçlarının ilçedeki dağcılık faaliyetlerin gelişmesi olduğunu vurguladı. Zeyrek, “Farklı bir etkinlik oldu. Umarım daha kalabalık şekilde çıkıp, Bozdağ’ın zirvesinde kar mağaraları yaparız” dedi.

Dünyanın en renkli sokakları arasına Türkiye’den İzmir’in o semti seçildi

Yabancı bir film izlerken ilgi çekici bir sokağın bir görüntüsünden etkilenebiliyor, bir kitapta özellikle tanımlayıcı bir pasaja aşık olabiliyoruz. This Insider, dünyadaki turist çeken en güzel ve en renkli sokakları derledi. Dünya’dan 30 ülkeye yer verilen derlemede, Türkiye’den ise Alaçatı-Çeşme-İzmir yer alıyor.

İşte seçilen en renkli 30 ülke:

Marakeş, Fas

Havana, Küba

Yeni Taipei şehri, Tayvan

Santorini, Yunanistan

Cartagena, Kolombiya

Kyoto, Japonya

Umbria, İtalya

Belize, Orta Amerika

Suzhou, Çin

Paris, Fransa

Barselona, ​​İspanya

Jaisalmer, Hindistan

Hamilton, Bermuda

Bahia, Brezilya

Oxford, İngiltere

Bangkok, Tayland

İskenderiye, Mısır

Amsterdam, Hollanda

Sousse, Tunus

Budapeşte, Macaristan

Brooklyn, New York

Table Mountain, Güney Afrika

Évora, Portekiz

Lindau, Almanya

Eski Şehir, Harar, Etiyopya

Avustralya, Outback

Petersburg, Rusya

Québec City, Kanada

Dubrovnik, Hırvatistan

Alaçatı, Türkiye

(Hürriyet)

 

 

 

 

 

 

İzmir’in En Güzel 10 Köyü

 

Bu köyler sadece fotojeniklikleri ile değil, ortaya koydukları duruşla da kalbinizi tekrar tekrar çalacak.

 

Köylerimiz o kadar fotojenik ki, son yıllarda buralardan kameralar eksik olmuyor: Fatmagül’ün Suçu Ne, Kalbim Ege’de Kaldı, Hayat Sevince Güzel dizileri ve Oscar’a aday olmuş Susuz Yaz ve daha nicesi set olarak bu köyleri kullandı.

Ama biz sadece tatlı taş evlerini, kır kahvelerini kastetmiyoruz. Kimisi çöpünü dönüştürmesiyle, kimisi dünyadaki alternatif turizm akımlarını takip eden köylüsüyle hem kalbinizi çalacak, hem de içinizi umutla dolduracaklar.

Köy oldukları için ufaklar, bir günde birkaçını birden gezebilirsiniz. Şöyle bi turladınız mı 10 dakikaya hepsi bitiveriyor, ama tabi köylüler salarsa…

1. BARBAROS KÖYÜ –  VİZYONU İLE DÖVEN KÖY

barbaros-koyu-oyuklar

Burası İzmir’nin gözlerden uzak, iç taraflarda, sessiz sakin Barbaros Köyü. Ama ne Köy! Sakin sular derin akar: Bu minnacık köyün vizyonunu kendi kelimeleriyle aktarıyoruz: “Köyümüzün sakinliğine zarar vermeden, doğal dokusunu bozmadan, gelenekleri canlandırmak, üretim gücümüzü ortaya koymak, kırsal yaşamın bize sunduğu nimetlerden ödün vermeden, sürdürülebilir kalkınmamızı sağlamak!” Vallahi üniversite mezunlarının kollarının altına verirler diplomayı.

Bu vizyonlarını, topraktan, imeceden gelen geleneklerine sahip çıkmayı amaçlayan bir korkuluk festivali ile kutluyorlar. Köylü yaptıkları korkuluklarını yarıştırıyor, yiyor içiyor. Sonra o korkulukları köyün sokaklarında sergiliyorlar. Korkuluklar hem çok sevimliler, hem de ne yalan söyleyelim, azıcık ürkütücüler. Bize Cadılar Bayramı hissi yaşattı biraz. Özellikle havalar kararınca çok enteresan olabileceğini tahmin ediyoruz.

Bir de çat kapı evleri diye bir şey yapmışlar. Kapılarında çat kapı evi yazan evlerin kapısını çalıp konuk olabiliyorsunuz.

 

Unutmadan, Kalbim Ege’de Kaldı dizisinin bazı bölümleri şu an burada çekilmiş.

Barbaros Köyü hakkında daha detaylı bilgiyi BARBAROS KÖYÜ, İZMİR – OYUK FESTİVALİ & ÇAT KAPI EVLERİ yazımızda anlattık.

Buralara gelecekseniz URLA BAĞ YOLU‘unda şarap tadımı ve bağ turunu kaçırmayın.

Barbaros Köyü Nerede? Nasıl Gidilir?

E881 İzmir-Çeşme otoyolu üzerinden O-32’ye girdiğinizde 5km içerde, İzmir Merkez’e de yarım saat mesafede bulunuyor. Konum için tıklayın.

2. GERMİYAN KÖYÜ – TÜRKİYE’NİN İLK SLOW FOOD KÖYÜ

Bu bir köylülerin, köylerini farklılaştırma hikayesi. Önce, Çeşme’ye bağlı Germiyan Köyü, köyün sakinlerinden Nuran Hanım’ın eline bir palet boya ve fırça alması ile kabuk değiştirmiş. Burası, sokakları çiçek muralları (duvar resimleri) ile dolu bir köy. Üzerine de Türkiye’nin ilk Slow Food köyü olma ünvanını alarak adeta level atlamış.

Türkiye’nin İlk Slow Food Köyü

Köy konseyi ve yerel yetkililerin, İtalya ile yürüttükleri 3 yıllık sürecin ardından, Mayıs 2016 itibariyle globali değil, yereli, endüstriyeli değil gelenekseli savunan, her kültürün kendi geleneksel yöntemlerini koruyup sürdürmesini amaçlayan akımla Türkiye’nin ilk Slow Food köyü olmayı başarmışlar. Çok tebrik ederiz!

Bundan sonra içinde kimyasal ürün olmayan, temiz ve adil olarak üretilen Germiyan’a özgü, atalardan kalan onlarca yıllık tohumlar kullanılarak üretilen ürünler, ağzında zeytin dalı taşıyan salyangoz logosu kullanılarak satılabilecek. Aynı zamanda aynı logonun bulunduğu işletmelerde, mevsimsiz, turfanda ürün bile kullanılamayacak.

Germiyan Köyü’nde Ne Yapılır?

ev
Germiyan’nın imza lezzetleri yörenin adını taşıyan, ekşi maya ile yapılan ve odun ateşinde pişirilen Germiyan Ekmeği ve Kopanisti Peyniri. Köy Kahvesi’nde de adaçayı ve karabaş otu çayı da denenmeli.

Köyün sakinlerinden Dilek Hanım’ın Otantik Evi’ne uğrayın deriz. Halen yaşadıkları aile evlerini ziyaretçilere açık. Gördüğümüz en güzel otantik evlerden. 100 – 150 yıllık eşyalar evi süslüyor. O kadar ki ev aynı zamanda dizi çekimlerinde set olarak kullanılıyor. Burası Fatma Gül’ün Suçu Ne? gibi bir dönemin popüler dizisine set olmasıyla da ünlü. Bu köy hala pek turiste alışık değil, önden arayarak haber verin . Dilek Hanım 0533 369 6863

Germiyan Köyü Nerede? Nasıl Gidilir?

Germiyan Köyü İzmir Merkez’e 1 saat uzaklıkta. İzmir Çeşme Yolu D300 dan Germiyan Köyü İç Yolu sapağına giriyorsunuz. Konum için tıklayın.

3. BADEMLER KÖYÜ – ÇÖPÜNÜ DÖNÜŞTÜREN, TİYATRO OYNAYAN ENTEL KÖY

Bademler Köyü, Güzelbahçe ve Seferihisar ilçeleri arasındaki boğazın tam ortasındaki tepelik alana kurulu Urla’ya bağlı bir Alevi köyü. Rivayete göre Bademler ismi köyün ilk kurulmaya başlandığı dönemde tepeliklerdeki badem ağaçlarından geliyormuş.

Köy halkının eğitime, sağlığa, çevreye, spora, kültür sanata verdiği değer büyük illerle yarışır düzeyde. Köyün okur yazar oranı %100! Kendi kütüphanesi de var, müzesi de tiyatrosu da, Kültür Sanat Derneği ve Spor Kulübü de…Sokakları her gün yıkanıyor, tertemiz. Çöpler geri dönüşüm için ayrıştırılıyor, çevre bilinci bir hayli yüksek. Zaten Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2012’de yaptığı bir yarışma sonucu Türkiye’nin en temiz köyü seçilmiş. Buradaki gençlik aktif bir şekilde köy hayatında. Hıdırellez’in, Nevruz’un en coşkulu halleri bu köyde kutlanıyor. Kadını erkeği her anlamda eşit. Köyde ne yapılıyorsa kaç göç olmadan hep beraber yapılıyor.

Türkiye’nin İlk Köy Tiyatrosu

izmir-koyleri

Foto kaynak: Egeninsesi.com

Keçi Gezdirme ve Derme Deşirme gibi çeşit çeşit seremoniler, bayramlar, kutlamalar, yarışmalar, imeceler, kılıktan kılığa girmeler, şamatalar, oyunlar ve tabi ki Köyü’nün alamet-i farikası 84 yıldan beri “perde” dedikleri köy tiyatrosu hep burada. 1932 yılında Mustafa Anarat adında bir yedek subayöğretmenin kendi çabasıyla gençlerden oluşan bir tiyatro grubu kurmasıyla başlayan tiyatro geleneği, tiyatroların bir bir kapanmaya başladığı bugünlerde bile hala ayakta. Artık köy yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş. Tiyatro kadrosunun tamamı da köylülerden oluşuyor. Gündüz tarla akşam tiyatro! Buradaki tiyatro geleneğinin çocukluğuna inecek olursak, köyün yakınlardaki Antik Kent Teos’ta, Helenistik Dönem’de kurulmuş Dionysos Sanatçıları Birliği’nin karşımıza çıkması da tesadüf değil. İşte bunlar hep tragedya! 🙂

Bademler Köyü’nde Ne Yapılır?

Haliyle, köyde mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Tiyatro Binası geliyor. Bugüne kadar 150’nin üzerinde oyunun sahnelendiği yer, her yıl Mayıs’ın ilk haftası Bademler Tiyatro Şenliği’nin de yapıldığı yer. Bir diğer enteresan yer de Arkeolog Dr. Musa Baran kendi evini dönüştürmesiyle oluşturduğu Türkiye’nin ilk Çocuk Oyuncakları Müzesi. Köy meydanındaki müzede geleneksel çocuk oyuncakları kadar köy tarihiyle de ilgili belgeler var. Fakat her zaman açık değil. Bu meydanda her pazar yöresel pazar da kuruluyor.

Eğer Pazar günü buradaysanız, sadece Pazar günlerinde açık olan Şermin Anne’nin Yeri‘nde, odun ateşinde gözleme ve çay / ayran / limonata (eğer şanslıysanız çünkü her zaman olmuyor) yapın deriz. Köy ekmeği ve kalbura bastısı da ayrıca meşhur.

Bademler Köyü, aynı zamanda Türk Sineması’nın çok ünlü filmlerinden birinin de seti. 1963 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü kazanan, En İyi Yabancı Film dalında Oscar aday adayı Susuz Yaz filmi burada çekilmiş. Necati Cumalı’nın tütün emekçilerinin mücadelesini anlatan eserinden uyarlanan film, Bademler’e ülke çapında ün yaptırmış.

Kim derdi ki bir gün matematik, yüzme, basketbol, tenis gibi sporlarla dolu yaz okullarına alternatif olacak diye? Bademler Köyü’nde bu sene 30 yıllık matematik öğretmeni Tufan Döleneken öncülüğünde bir de Matematik Çiftliği var. Türkiye’deki İlk örneği Şirince’deki Nesin Matematik Köyü olan yerde, temelde hayattaki herşeyin bir matematiği var felsefesiyle matematik dersi ders olmaktan çıkıyor ve oyunlarla, aktivitelerle, sanatla, sporla, doğayla iç içe bir yaz kampına dönüşüyor.

Bademler Köyü Nerede/ Bademler Köyü’ne Nasıl Gidilir?

4. KÖSEDERE KÖYÜ

kosedere-berber

Burası Karaburun’a bağlı, tarihi taş evleri, tarihi camisi, demirbaş köy berberi, köy bakkalı, köy kahvesi ve bozulmamış köy hayatı ile Kösedere Köyü. Klasik bir Karaburun Köyü olarak denizden (3km kadar) içeride. Köy meydanı köy kahvesi ve 1299 tarihli caminin bulunduğu köyün ana merkezi.

Kösedere Köyü’nde Ne Yapılır?

kosedere-sokakta

Burada yapılacaklar: 1. Tarihi camisini ve tarihi taş evli sokaklarını gezmek. 2. Tarihi köy kahvesinde çay molası vermek. 3. Kösedere Mutfağı’nı deneyimlemek.

Kösedere Mutfağı’nda çeşit çok: Hurma Zeytini, Ege Otları, Peksimet, Kösedere mantısı, Masır Böreği, Çullama, Zıngata, Bazına, Cizlembe, Kabak Çiçeği Dolması, Çiğ Sarma, Etli Sıra, Pirinçli Mantar Böreği, Peynirli pide, Katmer, Puf böreği, Körmen köftesi, Fırın Böreği, Kupanisti Peyniri, Sündürme (Höşmerim -Peynir Tatlısı), Damat Tatlısı, Oklavadan Sıyırma ve Ev Baklavası… Burasının imza lezzeti Öküz Köftesi! İsmi kıyma köftesi değil, satır köftesi olmasından geliyor. Cumartesi pazar günleri ziyaretçiler Şükran Kandıralı’nın köy meydanındaki mekanında tadabilirler. Gitmedan aramanızı tavsiye ederiz: 0555 6621858. Ayrıca sadece Karaburun’a özgü, dalında olgunlaşıp sofraya gelen Hurma Zeytini‘nin yeri de ayrı.

Kösedere Köyü de antik bağcılık mirasına sahip çıkmaya başlayan yerleden. Tarım ürünü olarak binlerce yıl öncesinde olduğu gibi zeytin ve üzüm ön planda. Her yıl Ağustos’un üçüncü haftası Üzüm Festivali düzenleniyor. İlgililere duyurulur

Köy aynı zamanda yaz dizilerine set de oluyor. Burada şu an Limon Yapım’ın Hayat Sevince Güzel dizi çekimleri yapılıyor. Biz gidemedik ama komşu köyler olan Eğlenhoca ve İnecik Köyleri‘nin de burası kadar güzel olduğunu duyduk.

Kösedere Köyü Nerede/ Kösedere Köyü’ne Nasıl Gidilir?

İzmir Merkez’den 93km 1,5 saat uzakta. İzmir-Karaburun yolu üzerinde İnecik Köyü yoluna sapıp Kösedere Köyü’ne gelene kadar devam ediyorsunuz. Karaburun Merkez’den ise 14km 20dk. Konum için tıklayın.

5. ÖZBEK KÖYÜ – BALIKÇI KÖYÜ

ozbek-koyu-tas-ev

11 yıllık Özbek İlkokulu öğretmeni İsmail Bülbül’ün kadrajından Özbek Köyü, Facebook: ozbekkoyuurla

Özbek Köyü, isminden de anlaşılacağı gibi Osmanlı döneminde Özbekistan’dan göç eden Özbekler tarafından kurulmuş. Burası diğer köylerin aksine dağların eteklerinde değil sahil kenarında taş evleriyle ünlü bir balıkçı köyü. Haliyle temel geçim kaynağı balıkçılık. Çipura, Sargoz, Levrek, Mercan, Mırmır, Kefal, Kaya ve Tekir Barbunu, Karides, Dil Balığı…

Ne yazık ki köyün geçmişine ait belgeler (henüz ortada bilgisayar yokken) Urla Hükümet Konağı’nda çıkan bir yangında yok olmuş. O yüzden köyün tarihinin en canlı kanıtı tarihi cami bahçesindeki neredeyse 1000 yaşında olan servi ağacı. 

Bir okuyucumuzun verdiği bilgiye göre resimdeki ev marsilya kiremit le kaplanmış. Alaçatı evleri gibi taştan yapılmamış. Çatısı da tek oluklu, yerli kiremit.

Özbek Köyü’nde Ne Yapılır?

ozbek-koyu-koy

Bülbül’ün kadrajından liman – Facebook: ozbekkoyuurla

Özellikle hafta sonları Akkum Limanı‘nda yapılan balık kantosu (açık arttırma balık satışı) baya hararetli geçiyor. Burada sıra sıra restoranlar var. Hepsi birbirinin muadili fakat balıkta ve mezede 50 yıllık babadan oğula geçme işletme Akın’ın Yeri en popüleri. Hatta tv dünyasından çoğu ünlü ismin de uğrak yerleri. (Konum için tıklayın)

Haftasonları kadınlar tarafından kurulan pazar da görülmeye değer. Binbir türlü Ege otu, baharat, ev yapımı salça, reçel, erişte ve tarhana, zeytin, üzüm, köy ekmeği…Özellikle Özbek Katmeri buranın imza lezzeti. Kahvaltının yıldızı ise Yonga denilen hamur kızartması.

Barbaros ve Ildır’da olduğu gibi Kalbim Ege’de Kaldı dizisinin bazı bölümleri şu an burada çekiliyor.

 

Özbek Köyü Nerede? Özbek Köyü’ne Nasıl Gidilir?

Özbek Köyü, İzmir Merkez’den 50dk 48km. Urla’ya ise 18km 23dk uzaklıkta. İzmir-Çeşme otoyolundan İzmir-Çeşme otoyolu Urla bağlantısına sapıp önce İzmir Çeşme Caddesi sonra da Özbek Caddesi boyunca devam ediyorsunuz. Urla garajından da minibüsler kalkıyor. Konum için tıklayın.

 

6. SAİP KÖYÜ – MANZARALI KIR KAHVESİ

saip-kahvesi

İzmir’de ne nerede yenir diye sosyal medya hesaplarımızdan takipçilerimize sorduğumuzda herkes ağız birliği etmişcesine tek bir mekanın ismini verdi: Saip Kır Kahvesi. Kimi ismini hatırlayamadı ama yerini tarif etti kimisi ismini hatırladı ama kahvaltısı tarif edilemez yaşanır dedi. İşte bu meşhur kır kahvesinin bulunduğu yer Karaburun’nun merkeze 3km uzaklıktaki, Yarımadanın, Foça’ya bakan tarafında denize nazır dağ eteklerine kurulmuş sevimli köyü Saip Köyü.

Zamanında Rumlar ve Müslümanların bir arada yaşadığı köyün tarihi de haliyle eskilere dayanıyor. Ne yazık ki mübadele ve dışa göçlerden bugün burası çevredeki diğer köyler kadar az nüfuslu. Oysa ki Saipaltı denilen bir iskeleye de sahip olan köy, bölgedeki eski ticaret merkezlerinden. Tarım, hayvancılık ve balıkçılık köyün temel geçim kaynaklarından.

Saip Köyü’nde Ne Yapılır?

saip-kir-kahvesi-recelleri

Köyün alamet-i farikası, Emekli turizmci Eşref Bey ve Finans sektöründen emekli Nihal Hanım’ın işletmeciliğini yaptığı Saip Kır Kahvesi. Burası artık o kadar popüler ki köyün simgesi desek yalan olmaz. İstanbul’dan kaçıp Saip Köyü’ne yerleşip, burada tanışıp evlenen ikili önceleri sadece kahve çay niyetiyle açtıkları kahveyi daha sonra köyün kültür-sanat, sosyalleşme, alternatif eğitim ve yerel kalkınma merkezine dönüştürmüş. Yemekler köy kadınlarının ellerinden, reçeller Nihal Hanım’ın ellerinden. Hem de 40 yerel çeşitle! Burası en çok kahvaltısıyla ünlü fakat geleneksel Osmanlı şerbetleri de onunla yarışır. Mekan artık zaman zaman çok yönlü olarak da kullanılıyor: İngilizce kursu, sergi alanı, yürüyüş rotalarına durak…Gerçek bir başarı öyküsü! Daha fazla bilgiye web sitelerinden ulaşabilirsiniz.

Saip Köyü Nerede/ Saip Köyü’ne Nasıl Gidilir?

Saip Köyü İzmir Merkez’den arabayla 1.30 saat. Karaburun Merkez’den ise 6dk. Konumiçin tıklayın.

7. ILDIR KÖYÜ (ILDIRI) – TÜRK DİZİLERİNİN FAVORİ SETİ

ildir-manzarasi

İşte Türk TV dizilerinin yerli turizime kazandırdığı nadide köylerimizden biri daha! Geçtiğimiz senelerde Ildır’da çekilen Fatmagül’ün Suçu Ne adlı dizi ile burası acayip ünlendi. Dizi bir hayli tutunca da ekranlarda Ildır ve çevresindeki güzellikleri de bol bol görmüş ve haliyle de merak etmiş olduk. Şu anda Hayat Sevince Güzel dizisi ve Kalbim Ege’de Kaldı dizileri burada çekiliyor.

Köye İsmini Veren Erythrai Antik Kenti

erythtrai

Eski adı Erythrai (Anlamı: Kırmızı. Şehrin kurucusu Rhadamanthys’in oğlu Erythros’tan geldiği düşünülüyor) olan Ildır’da yerleşim Tunç Çağı’na kadar gidiyor ve burası aslında 2. derece sit alanı. Yani neresini kazsanız altından antik kalıntılar çıkacak kadar değerli bir yer. Ildır merkezin hemen bir set üstünde de zaten Giritlerden kalma Erythrai Antik Kenti ziyarete açık. MÖ. 300’lü yıllardan beri birbiri ardına hakimiyet sürmüş birçok Ege medeniyetinin izlerine rastlanıyor. Buradan günbatımı efsane güzel! Hatta öyle güzel ki bu bölgede yaşamış ünlü Filozof Platon’a bile “Dünya’da görülebilir en güzel günbatımı Erythrai’dadır” dedirtecek kadar.

Ildır’da Ne Yenir?

Köyün midyecisi Özgür tam bir efsane! Enginarlı Midye Dolması başka hiçbir yerde yok. Tel: 0507 1842356 Konum için tıklayın.

Ildır’ın lokması da çok meşhur. Tabi Ildır’ın bir balıkçı köyü olduğunun ve yarımadanın en güzel balıkçılarından bazılarının burada olduğunun da altını çizmek gerekir. Ali’nin Yeri Ildırı Balık Restoran‘ı tavsiye ederiz. Konumiçin tıklayın.

Fakat bölgenin bugünlerdeki spesyali de Şıpıldak Otu. Çünkü Hayat Sevince Güzel Dizisi’nde ana karakter Zarife, sadece kendi köylerinde yetişmekte olan Şıpıldak Otu ile yaraları iyileştiren bir merhem yapıyormuş. Fatmagül Kolyesi, Hürrem Yüzüğünden sonra şimdi de Şıpıldak otunun şifası revaçta!

Ildır Nerede/ Ildır’a Nasıl Gidilir?

İzmir Merkez’e 71km, 1 saat 10 dk. İzmir – Çeşme otoyolundan Barbaros Köyü sapağından sapıp 7026. Sk. yönüne devam ediyorsunuz. 7032’ye devam edip Kemal Tuğrul Cd. yönünde sahile kadar devam edin. Çeşme Merkez’e ise 35dk 23 km uzaklıkta. Konum için tıklayın.

8. BİRGİ KÖYÜ

Birgi-evi

Fotoğraf kaynak: odemisbirgi.com

Dağ eteklerinde bir başka güzellik abidesi: Birgi Köyü. Ödemiş’e bağlı, Bozdağ’ın eteklerinde kurulu tarihi yerleri, MÖ 2000 öncesine uzanan kültürel mirası, asırlık çınar ağaçları ve ahşap pencereli taş evleri ile Birgi Köyü sadece İzmir’in değil belki de tüm Türkiye’nin en güzel köylerinden biri.

Bizans döneminde Pyrgion adıyla geçen Birgi, Aydınoğulları Beyliğidöneminde de beyliğe başkentlik yapmış. Aydınoğulları ile en parlak zamanını yaşayan Birgi, o dönemde Ege’de önemli kültür, bilim ve dini merkezlerden biri olmuş. Bu özelliğini Osmanlı ile de sürdürmüş. Daha sonra 1922’de Büyük Taarruz sırasında Yunanlar bölgeden çıkarken köyü de ateşe vererek çıkmış. Ne yazık ki Birgi yerle bir olmuş. Yangınla beraber çoğu tarihi eser de kül olmuş.Şimdi ise burası bir sit alanı.Geleneksel mimarisi, tarihi konakları, medrese, türbe ve camileri koruma altında.

Birgi Köyü’nde Ne Yapılır?

Birgi-cakiraga-konagi

Fotoğraf kaynak: odemisbirgi.com

Özellikle Çakırağa ve SandıkoğluKonakları, Ulu Cami, Dervişağa Camii, Birgi Türbesi görülmesi gereken yerlerden. Yangın sonrası çok kayıp vermiş de olsa yine de buraya geldiğinizde küçücük köydeki tarihi ve kültürel miras zenginliğine şaşırmamak elde değil.

Birgi Nerede/ Birgi’ye Nasıl Gidilir?

Birgi İzmir Merkez’e 110 km uzaklıkta. Ödemiş Merkez’e ise 11km / yarım saat uzaklıkta. İzmir-Aydın otoyolundan giderken Ödemiş sapağından sapıyorsunuz. Ayrıca Ödemiş merkezden buraya her yarım saatte bir minibüs var. Konum için tıklayın.

9. LÜBBEY KÖYÜ – HAYALET KÖY

lubbey-koyu

Fotoğraf kaynak: Adil Alpkoçak / Flickr

Lübbey Köyü, nam-ı diğer Hayalet Köy. Köy sakinlerinin sayısının iki elin parmağını geçmediği, Ege’nin göç vere vere neredeyse tamamı boşalmış, Ödemiş’e bağlı Türkmen kökenli bir dağ köyü. Etrafta çıt çıkmıyor, köye pür sessizlik hakim. Burada kalanlar inatçı, eski toprak denilen nesilden. Nuh diyorlar peygamber demiyorlar, bir şekilde hayvancılıkla geçinip köylerini terk etmiyorlar.

Lübbey Köyü’nde Ne Yapılır?

lubbey-koyu-ev

Fotoğraf kaynak: Adil Alpkoçak / Flickr 

Lübbey köyü camisi, ikinci katı çatıya bağlayan merdiven. Duvardaki Ali, Hüseyin yazıları

Her ne kadar köy kaderine terk edilmiş ve köyün bir avuç sakini kalmış da olsa, burası şimdilerde fotoğraf meraklılarının uğrak yeri. Özellikle tarihi dokusu ve her ne kadar çoğu yıkıntı da olsa kiremit çatılı, taş, toprak, kerpiç, ahşap malzemelerin karışımından oluşan evler çok fotojenik. Ayrıca ÇEKÜL Vakfı da 1997’den beri bu bölgedeki köy yerleşimlerinin korunması ve yaşatılması için çalışmalarını sürdürüyor. Eğer gerekli altyapı çalışmaları yapılırsa, Lübbey Köyü’nün Bursa Cumalıkızık ve İzmir Şirince gibi turistik bir cazibe merkezi olabileceği yönünde söylentiler dolaşıyor.

Lübbey Köyü Nerede/ Lübbey Köyü’ne Nasıl Gidilir?

Google Haritalar’da Lübbey olarak değil bölge olarak Çamyayla diye geçiyor. İzmir Merkez’e 2 saat 127km, Ödemiş’e 13km uzaklıkta, Bozdağ’ın eteklerinde. Ödemişten bir sabah bir de akşam minibüsü Lübbey’e geliyor. Konum için tıklayın.

10. ŞİRİNCE KÖYÜ – MAYALARIN KIYAMET KEHANETİNE ŞEREFE DİYEN KÖY

sirince-evleri-manzara
Burası İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı, eski bir Rum Köyü. Bağcılığıyla,şaraplarıyla, müthiş restore edilmiş Rum evleriyle ünlü. Aynı zamanda Matematik Köyü ve Tiyatro Medresesi gibi harika oluşumlara da ev sahipliği yapıyor. Şirince’nin özellikle yurtdışından hatırı sayılır bir yabancı turist kitlesi var. Tabi yerli turistler için de İzmir’deki en popüler destinasyonlardan. Aman yanlış anlaşılmasın ki Şirince öyle yediğim önümde yemedeğim arkamda lüks tatil beldelerinden değil. Buranın olayı: Bozulmamış mimari dokusu içinde Rum evlerinden pansiyona dönüştürülmüş mütevazi işletmelerde konaklamaca, butik işçilik meyve şaraplarından tatmaca, yerel mutfağın nimetlerinin tadına bakmaca…

Bu köyü hiç duymayanlar bile, Mayaların 21 Aralık 2012’de olacağını kehanet ettiği kıyamet gününden bir tek Şirince’nin kurtulacağı söylentileri ile duymuş oldu. Dünyanın her yerinden kehanetin gerçekleşeceğinden korkan insanlar kendilerini kurtarmak için buraya yığılmıştı

Şirince Köyü’nde Ne Yapılır?

Şirince’nin son yıllarda bu kadar meşhur olmasını sağlayan özelliği butik işçilik meyve şarapları ve çevredeki işletmelerde şarapların tadına bakabileceğiniz şarapevleri ve mahzenlerin olması. Ne yalan söyleyelim genel olarak meyve şarapları pek de bizlik değil ama Aziz John Baptist Kilisesi‘nin kafesinde deneyebileceğiniz Mürver Şurubu‘nu atlamayın deriz.

Tabi merkezde kurulan köy pazarını ve tarihi Rum evleriyle dolu Arnavut kaldırmlı sokaklarını turlamak da Şirince’nin olmazsa olmazlarından.

sirince-sarap

Peki Şirince’de görülecek neler var derseniz de 1805 yılından kalma Aziz John Baptist Kilisesi‘ni, köyü olarak panaromik görmek için ideal yer Hodri Meydan Kulesi‘ni, performans sanatları sektöründe yer alanlar için tam bir öğrenme ve uygulama mekanı Tiyatro Medresesi‘ni ve tamamen bağışlar ve gönüllü desteğiyle yola devam eden, matematiği dört duvar dersliklerin sınırından çıkaran Nesin Matematik Köyü‘nü sayabiliriz.

 

Şirince Köyü Nerede? / Şirince Köyü’ne Nasıl Gidilir?

İzmir Merkez’e 87 kilometre 1,5 saat, Selçuk Merkez’e ise 8 kilometre 15 dk mesafede. Arabayla, İzmir-Aydın otoyolu üzerinden Şelçuk yönünde gidip Selçuk-İzmir otoyoluna girip Şht. Er Yüksel Özülkü Caddesi üzerinden Şirince yönüne devam ederek buraya ulaşabilirsiniz. Konum için tıklayın.

Kaynak : www.bizevdeyokuz.com

İzmir’de keşfedildi, dünyada tek

Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Yıldırım, dünyada sadece İzmir’de yetişen yeni bir bitki türü keşfetti. Yeni endemik türe ‘Eferezenesi’ adı verildi.

İzmir’in Menderes – Gümüldür yolu üzeri ve Tahtali Barajı civarında, Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yapılan araştırmalarda, ‘Apiaceae’ (Maydanozgiller) ailesinden ‘Peucedanum’ cinsine ait bir yeni bitki keşfedildi.

Dünyada sadece İzmir’de yayılış gösteren bu endemik türümüz, Gazi Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Duman ile birlikte bilim dünyasına tanıtıldı. TÜBİTAK bünyesindeki Turkish Journal of Botany’de (Doğa Dergisi) 22 Kasım 2017 tarihinde konu ile ilgili makale yayımlandı. 2001 yılına kadar EÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi olarak çalışan ve o süreçte EÜ Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü görevlerini üstlenen Prof. Dr. Güven Görk’ün ismine atfen ‘Peucedanum guvenianum- Yıldırım ve Duman’ olarak isimlendirildi. Türkçe bilimsel ismi ise ‘Eferezenesi’ olarak belirlendi.

Yeni endemik tür olan Eferezenesi’nin ’24 Kasım Öğretmenler Günü’nün hediyesi olarak Prof. Dr. M. Güven Görk’e sunulduğunu anlatan Doç. Dr. Hasan Yıldırım, şöyle dedi:

İzmir’de keşfedildi, dünyada tek: Eferezenesi Gerçekleştirilen çalışmalarda, 7.5 kilometrekarelik alanda yaklaşık olarak sadece 500 birey ile yaşamını devam ettirmeye çalışan bu endemik türümüzün nesli tehlike altında. 2017 yılında Gümüldür-Menderes arasında çıkan büyük yangın bu yeni türümüzün popülasyonunun bulunduğu alanı tamamen kapsamıştır. Türün akıbetine ilişkin son durum değerlendirmesi ancak bu yılki yağmur mevsimi geçtikten sonra ilkbahar sonunda değerlendirilebilecektir. Belki de henüz keşfettiğimiz ve dünyada sadece güzel ilimiz İzmir’de yayılış gösteren endemik türümüz Eferezenesi’ni henüz tanırken yitirmiş dahi olabiliriz.”

Burası İzmir… Ortaya çıkan görüntüler Afrika’yı aratmadı

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 5.sini düzenlediği “Sizin Gözünüzden Doğal Yaşam” konulu fotoğraf yarışması sonuçlandı. 266 fotoğraf sevdalısı, İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda birbirinden güzel 1.251 kare çekti. Ortaya Afrika ve Asya ormanlarını aratmayan muhteşem doğa görüntüleri çıktı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’nın 5.’inci kez düzenlediği “Sizin Gözünüzden Doğal Yaşam” konulu fotoğraf yarışmasında dereceye girenler belli oldu. Doğal Yaşam Parkı’nda barınan 130’dan fazla türde 1500’ü aşkın hayvanı genç nesillere tanıtmak ve fotoğrafçılığın gelişmesine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen yarışmaya bu yıl 266 kişi 1.251 eserle katıldı. Ortaya çıkan kareler, Afrika ve Asya ormanlarını aratmadı.

Birincilik Emre Bulduk’a

DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Temel Sanat Eğitimi Ana Sanat Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Koştumoğlu, Ege Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Alaattin Kanlıoğlu, DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Temel Sanat Eğitimi Ana Sanat Dalı Öğretim Üyesi Ahmet Özkan, fotoğraf sanatçısı Levent Çanakkalelioğlu ve İzmir Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Şahin Afşin’den oluşan jürinin yaptığı değerlendirmenin ardından, dereceye giren 4 fotoğraf ile sergilenmeye değer bulunan 35 eser belirlendi. Jürinin yaptığı zorlu değerlendirmenin ardından Emre Bulduk birinci, Celal Erdem ikinci, İbrahim Arslan üçüncü olurken, Songül Arslan da mansiyon ödülüne layık görüldü.

İzmir Körfez Festivali’nin fotoğraf yarışması sonuçlandı

 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde Arkas Holding, Yelken Federasyonu, Ege Açık Deniz Yat Kulübü ve Konak Pier işbirliğiyle düzenlenen İzmir Körfez Festivali’nin fotoğraf yarışmasında dereceye girenler ödüllerini törenle aldı

Fotoğraf sanatı ölmez
İzmir Sanat’ta yapılan törende konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan, İzmir’de ilk kez düzenlenen Körfez Festivali yarışlarının başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti. Festivaldeki amaçlarının körfezin ve çevrenin temizliğine dikkat çekmek olduğunu ifade eden Dr. Aydoğan, “Bugün dünyanın en büyük sorunu olan çevre olayını ben İzmir’de çok iyi gözlemledim. Benim gençliğimde arıtma denilen bir şey yoktu. Kirlenmeyecek zannettiğimiz körfez 50 senede kirlendi ve İzmir körfeze küstü. Başka ülkelerin denizleri bitirdiği gibi bizler de körfezimizi bitirdik. Son yıllarda arıtmalar ve körfez temizliği sayesinde artık körfezle yeniden barıştık” dedi.

Gençlik yıllarında fotoğraf çekmeye meraklı olduğunu hatırlatan Dr. Aydoğan, fotoğraf sanatının gelişimine değinerek, “Bir şeyi çok iyi anladım; teknoloji hangi düzeye gelirse gelsin, bu sanat ve sanatçılar ölmez” şeklinde konuştu.

İzmir’e yakışan bir festival
Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) Başkanı Doç. Dr. Beyhan Özdemir ise yaklaşık 60 fotoğraf derneğinden oluşan Federasyon’un, fotoğraf sanatının bir üst kurumu olarak görev yaptığını ifade etti. Beyhan Özdemir, fotoğrafı bir eğitim, bilim ve sanat olarak gören yaklaşık 10 bin kişilik sanatçı topluluğu olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Arkas Holding’in kentine, kenti içerisindeki çalışmalara bu şekilde bir destek verdiğini görmenin mutluluğu içerisinde olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Fotoğraf sanatçılarının çalışmalarını bir araya toplayıp onları değerlendirerek yaptığı bu çalışmayı önemsiyoruz. Bundan sonraki çalışmalarda dileğimiz o ki, İzmir’e yakışan fotoğraf derneklerini, üniversitelerin bölümlerini kapsayan Uluslararası İzmir Fotoğraf Festivali düzenlenmesi..”

517 fotoğraf yarıştı
Bu yıl ilk kez düzenlenen İzmir Körfez Festivali Fotoğraf Yarışması’da 140 fotoğrafçının 517 eseri yarışmış ve 4 eser ödüle, 30 eser ise sergilenmeye değer bulunmuştu. Yarışmada birincilik ödülünü Halit Kartal, ikincilik ödülünü Zehra Çöplü, üçüncülük ödülünü Mehmet Yasa alırken mansiyon ödülü ise Hakan Çöplü’ye verildi.

4 Ağustos İzmir Cumhuriyet Mitingi Fotoğraf Galerisi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir’de  04 Ağustos 2016 Perşembe günü Gündoğdu Meydanında düzenlediği mitinge yüz binler katıldı. Halk “Darbeye ve Diktaya Hayır” dedi.